'Âlimin ölümü, Alemin ölümüdür'

İlber Ortaylı'nın 12 Haziran 2022 tarihli Hürriyet'teki yazısının içindeki 'kutu'da şöyle diyordu:

"30 senedir tanıyorum. İlginç yerlere geziler yaptık. İran'da Erdebil ve Hoy bunların arasında. Hazar Denizi kıyılarındaki turdan sonra Erdebil'e girerken dağ başında mola verip yazısını nasıl yetiştirdiğini hatırlıyorum. Türkçesi bizim nesildekilerin çoğu gibi düzgündür ve üslubu sürükler. 60 yıldır okunan ve yeni noktalara dikkati çeken üstat gazeteci. Bu nitelik, Türk basınında azalıyor. İşini seven, kendi işini yapmak için koşturan dostum Yalçın Bayer. 60 yıldır enerjisini bu yüzden koruyor. Yeni kuşağın onu örnek alması en büyük arzumuz. Şimdi bazı makalelerini derleme sırası geldi. Bekliyoruz."

SADECE TARİHÇİ DEĞİL...

Bir grup gazeteci ile İran'a yaptığımız bir haftalık ünlü gezi ile birçok buluşmamız onun"Âlim'in ölümü alemin ölümüdür" sözünü hatırlattı. Evet, ışıklarda uyu İlber Hocam dedim kendi kendime.

Haberin Devamı

İlber Hocam sadece bir tarihçi değildi. Geçmişin kapılarını bize aralayan, milletimizin köklerini anlamayı öğreten, ilmiyle mücehhez gerçek bir münevverdi. Onu dinlediğimiz her an, sanki asırların içinden gelen bir bilgelikle karşılaşırdık. Bugün aramızdan bir insan değil, bir hafıza, bir irfan bir medeniyet anlatısı ayrılmış gibidir. Böyle insanlar ölmez; onların sözü, fikri ve bıraktığı eserler milletin hafızasında yaşamaya devam eder. Acımız kadar tesellimiz de büyüktür. Çünkü İlber Hocamız ardında sayısız öğrenci, eser ve uyanmış zihinler bırakmıştır.

İlber Hoca'ya yazılan bir ağıtta şöyle denmiş:
"Güle güle hoca yolun ışık dolsun /Bıraktığın miras emanet olsun /Parlar o eşsiz bilgin değişmem dünyalara /Huzur içinde uyu, bilge koca çınar." (Ardından yazılan bir şarkıyı da bulup dinlemelisiniz.)

ORTAYLI'NIN MİRASI
Adnan Açıkbaş:
Vefatı, Türkiye'de yalnızca bir tarihçinin kaybı değil, aynı zamanda kolektif entelektüel reflekslerin sınandığı bir ayna oldu. Sosyal medyada her kesim kendi ideolojik merceğinden Ortaylı'yı tarttı.

Türkiye, Ortaylı'nın mirasını anlamaya hazır olmayabilir; ama gelecek nesiller, onun bıraktığı pusula ve rehber sayesinde toplumsal bilinçle yüzleşecek, tarihsel sürekliliği ve eleştirel düşünceyi yeniden inşa edecektir.
Ortaylı'nın prensiplerini söylemek istersek: Üslubu bozuk kimseye tahammülüm yoktur. Ben nasıl dikkat ediyorsam, bana hitap eden de öyle dikkat etmeli. Evet "hödük ve cahilleri sevmem" demesi klasik bir söylemidir.

Haberin Devamı

ORTAYLI VE CİNDORUK AYNI HASTANEDE
İlber
Hoca ile ünlü siyasetçi Hüsamettin Cindoruk yakın dostturlar. Hatta Ayvalık'ta yazlıkları yakın zamana kadar yanyana idi. Onların yakın 'kâhya'ları Binali Bey'in teşviki ile Ayvalık'ta tarihi 90 ağaçlı bir bahçe almıştı. İki arkadaş, buradan ürettikleri şişelenmiş zeytinyağını dostlarına armağan ederler her sezon... Binali Bey'in esas görevi Cindoruk'un yıllardır özel kalem müdürlüğünü yürütmesiydi. İki yıldır bu zeytinyağından bize de getiriyordu... İlber Hoca ile Hüsamettin Bey, Koç Üniversitesi Hastanesi'ndetedavi gördüklerini de bu vesile ile öğrendik. Anlatılana göre; İlber Hoca zeytinyağlarından kendisine bakan hemşirelere de dağıttırmış. Bu arada "Yalçın'a da zeytinyağını göndermeyi unutma" demiş Binali Bey'e... Demek ki bize de miras kalmış hocamızdan!

Haberin Devamı

ORTAYLI-ALTAYLI MUHABBETİ

Fatih Altaylı:"Beni arayıp, 'Ameliyat olacağımı biliyorsun. Öncesinde bir program çekelim' dedi.'Daha programlara başlamıyorum. Sen hastaneden çıkınca çekeriz' dedim. Niye ameliyat öncesi çekmek istediğini anlıyorum. Biz programı yapalım. Celal'e söyle, o da gelsin ' dedi. Celal Şengör'ü aradım. 'İlber'in emri baş üstüne' dedi. Aslında veda programıydı. Çektik henüz yayınlamadık!"

SENDEN ENTELEKTÜEL OLMAZ

Ortaylı, Türkiye'nin tarih ve kültürel hayatında kalıcı bir iz bıraktı. Mülkiye'de Ortaylı ile aynı dönemde okuyan Turizm ve Kültür eski Bakanı Ahmet Tan,"İlber anadan doğma tarihçidir. Tanışıklığımız, yakınlığımız, dostluğumuz 1968'den yana en bugünlere dek sürdü. Sen kitabını yazarsan, ben de arkandan geleceğim" demesi ilginçti... Tan, hocanın bir bir öğrencinin entelektüel ve araştırmacı ayrımını anlatan öyküsünü de anlatıyor bize.

Haberin Devamı

GÜNÜN SÖZÜ
"İlber Ortaylı ile sabahlara kadar sohbetlerimiz olurdu. Benim yazdığım kitaptan ötürü 'eşek profesörü selamlar' derdi. Ben de ona büyük 'hazreti insan' hoş geldinderdim." Mehmet Said DOĞAN

BİR ÂLİMİN ARDINDAN
Yusuf Halaçoğlu
şöyle dedi: "Yıllarca bir dost,meslektaş olarak yurtdışında ve yurtiçinde çeşitli etkinliklerde yer aldık. Gerçek bir vatansever, ama aynı zamanda objektif iyi bir tarihçimizdi ve yabancı bilimadamları onun olduğu toplantılarda hep çekingen davranır ve ileri geri konuşmazdı. Yeri zor doldurulur. Ancak vefat ettikten sonra bazı kendini bilmezler, tarihçi sıfatlı boş kişiler, onu ahlaksızca kötülemeye çalışıyor. Altın altındır. Yere düşmekle değer kaybetmez. Ama eşeğe altın semer taksan da eşektir. Tanık olarak söylüyorum; o inancını reklam olsun diye yerine getiren bir kişi değildi. Ankara Kalesi'ndeki Selçuklu camileri imamları ve cemaatleri onu iyi tanırlar. O bile kendisiyle namaza gidenlere Uludağ Lokantası'nda yemek ısmarlardı. Bugün maalesef ona iftira edenler hem insanlık hem de ilim adına bir utanç abideleridir.