Bu hafta İstanbul'daki iki programda yapılan iki konuşma alelade haberler arasında kaybolmamalı. Adeta Yeni Türkiye'nin manifestosu niteliğindeki konuşmalarından biri Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e ait. "Ramazanı Kutluyorum Okulumu Süslüyorum" ödül töreninde yaptığı konuşmada Bakan Tekin şunları söyledi: "Müfredatımızın içerisinde hiç farkında olmadığımız bize dayatılan bazı kavramlar var. Mesela çok masum bir şey gibi geliyor size, tarih kitaplarımızda 'Haçlı Seferleri' diye öğretiliyor bize. Sefer dediğimizde bizim literatürümüzde makul bir şey, çok zararlı bir şey değil diye düşünüyoruz. Ama o bir saldırı. Dolayısıyla mesela müfredatta 'Haçlı Seferleri' kavramını kaldırdık; Haçlı Saldırıları, doğrusu bu. Mesela daha masum bir ifade gibi var, 'coğrafi keşifler' diyor. Coğrafi keşiflerin başlaması, coğrafi keşif değil, sömürgeciliğin başlangıcı aslında. Bunun gibi binlerce örnek var. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iki kutuplu dünyanın bize dayattığı bir kavramsallaştırma var, Orta Asya kavramı. O da yanlış, doğrusu bilimsel literatürde de karşılığı Türkistan. Bunların hepsi bizim zihin dünyamızda... Lozan imzalandığında Ege Denizi yok. Nerede bu Ege Denizi Niye Lozan'da Ege Denizi demiyorlar Çünkü denizin adı Adalar Denizi. Ege Denizi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanistan'ın da biraz isteğiyle literatüre giren bir kavram. Tüm bunlar çok masum şeyler gibi gözüküyor ama bizim millet olma bilincimizi; devletimize, milletimize sıkı sıkıya bağlı olma şuurumuzu doğrudan etkileyen şeyler."
Bir diğer konuşma ise, NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak'a ait. "Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026"ın açılış konuşmasını yapan Dr. Esra Albayrak da konuşmasında zihni sömürgeden kurtulmak için, bilginin yeniden toplumların kendi kavramları ve kültürel referanslarıyla üretilmesine vurgu yaparken artık dünyanın yeni bilgi merkezlerine ihtiyacı olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan 'efendilik kompleksi'nden arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe de ihtiyacı var. İşte bu yüzden forumun İstanbul'da olması bir tesadü

5