28 Şubat'ın devam eden etkisi: Fişlemeler

28 Şubat darbesinin yıldönümünde ufaktan da olsa bir laiklik tartışması yaşanıyor. Fazla da seslerini çıkaramıyorlar çünkü ortam müsait değil, güçleri de yok! Yaşı 40 ve yukarı olanlar, ortam müsait olduğunda Kemalist/Atatürkçülerin neler yapacağını çok iyi biliyor.

28 Şubat darbe döneminde yaşananların anlatılması bu güruhu çok rahatsız ediyor. Hemen "Hâlâ mı 28 Şubat'ın ekmeğini yiyorsunuz" diye yaygaraya başlıyorlar. Oysaki bize bu lâkırdıları edenler, neredeyse yarım asra yaklaşan 12 Eylül 1980 darbesinde yaşananları sadece anlatmakla kalmıyorlar, filmini çekiyorlar, romanın yazıyor vb. çalışmalarla 12 Eylül darbesinin kötülüğünü anlatıyorlar. Mevzu ekmek yemekse 45 yıldır yemediğiniz ekmek kalmadı!..

28 Şubat darbesinden nasıl bahsetmeyelim; hâlâ hayatımıza bir şekilde müdahil oluyor. Geçen yazımda da yazmıştım, 28 Şubat cuntasının Batı Çalışma Grubu'nun hazırladığı fişlemeler devletin arşivinde durmakla kalmayıp dipdiri bir şekilde görevini icra ediyor. Fişlemeleri hazırlayanların bir kısmı yargılanıp mahkum oldu, bir kısmı hapse girdi ama hazırladıkları dosyalar...

Misal, bir çocuk darbeden 10 yıl sonra doğmuş olsun, okulunu bitirip devlette görev almak istiyor. "Olmaz" deniliyor, "Senin annen/baban hakkında rapor var"! Çocuk şaşırıyor, "Ne raporu" diye sorunca aldığı cevap şu oluyor: "İrticai faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle hakkında rapor hazırlanmış!"

Hazırlayan kimler 28 Şubat cuntasının istihbarat birimi Batı Çalışma Grubu. Bu çocuğa bu yaman çelişkiyi gelin de anlatın!

Çocuk haklı olarak soracak: "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ittifakla 28 Şubat'ın bir darbe olduğu kayıtlara geçildi. Türk mahkemeleri de darbeyi yapan cuntanın askeri kanadını yargılayıp mahkum etti. Peki neden bunların hazırladıkları dosya, fişleme vb. ne varsa çöpe atılmıyor da hâlâ başvuru kaynağı olabiliyor Darbeciler muteber değil ama hazırladıkları muteber, öyle mi.."