15 Temmuz ruhunu muhafaza etmeyi düşünmek

15 Temmuz işgal teşebbüsünü bertaraf etmenin 10. yıldönümü. Destansı bir mücadeleyle Anadolu, Haçlı/Yahudi uşaklarına teslim edilmedi. Geçen 10 yılın muhasebesini yaparken konuşulması gereken 15 Temmuz'daki o ruhun nasıl diri tutulacağıdır. Her an diri tutmak tabiî ki kolay değil, kalpleri bulandırmak isteyen binbir başlı bir düşmanla karşı karşıyayız.

Pek adetim değil ama iki yıl önce bu köşede yayımlanan "15 Temmuz ruhu muhafaza ediliyor mu" başlıklı yazımı tekrar yayımlıyorum. İnşaallah önümüzdeki yıllarda tekrar bu mevzuyu konuşmak, tekrar aynı şeyleri yazmak zorunda kalmayız:

"Allah, o gece sokağa çıkıp FETÖ'ye direnenlerden korkuyu almıştı. Üzerlerine atılan bombaya, kurşuna doğru koşuyorlardı. Lafın gelişi değil, hakikaten koştular ve şehit düştüler.

O gece sokağa çıkanlar hiçbir hesap kitap yapmadan sokağa çıktılar. İşgalciyi kovmakla kalmayıp günlerce meydanlarda vatan nöbeti tuttular. Tehlike geçince de sessiz sedasız evlerine çekildiler. Yine hiçbir şey beklemeden, hesap kitap yapmadan.

15 Temmuz gecesi toplum olarak büründüğümüz ruh halini muhafaza etmemiz gerekiyor. Evet korumak kolay değil ama çabalamalıyız. Hesapsız kitapsız canından vazgeçenlere hesaplı kitaplı gidilmez. Hasbi olanla olmayanı ayırt etmek onlarda bir meleke haline gelmiştir. Kendilerine hesaplı kitaplı gelenlere ses etmezler, yüzlerinde acımaklı bir tebessümle misafir ederler. Gerektiğinde de 15 Temmuz'da olduğu gibi müdahaleyi yaparlar.