ABD Başkanı Trump, İran'da sarmala girdi. Birbirine zıt açıklamalarla savaşı değil, kriz iletişimini yönetmeye çalışıyor. Ama yine de gidişat aşağı yukarı şekillendi: En kısa sürede zafer ilanıyla bu işi bitirmek istiyor. İlk günlerde savaşın 4-5 hafta süreceğini belirtiyordu. Bu süre doldu. Dün sabah yaptığı açıklamayla dünya kamuoyundan 2-3 hafta daha istedi.
Savaşın uzamasının bir sebebi İran'ın Hürmüz hamlesi. Hürmüz, Trump'ın boğazına takıldı. Bu engeli aşmak için kara operasyonu dahil çeşitli seçenekleri değerlendirdiği yorumları yapılıyordu. Ancak başta NATO olmak üzere kimse beklediği desteği vermedi. Şimdi mealen "Biz hedeflerimize ulaştık. Hürmüz oradan petrol alanların sorumluluğunda" diyor.
Peki, Trump için Hürmüz engeli ortadan kalktıysa savaşı neden bugün bitirmiyor Sahaya bakarsak... İran teslim olmadığına göre... Başarısızlık algısını kıracak, sınırlı, hedefli bir kara operasyonu şovuyla zaferini ilan etmek istiyor. Bir de İsrail'in baskısı var. İsrail'in zaman kazanması gerekiyor.
NETANYAHU 'DURMAYACAĞIM' DEMİŞBu savaşı İsrail başlattı. Trump'ı hedef tahtası haline getirirken arka planda gündeminin peşinde koşuyor. Bir müzakere ihtimali belirince Netanyahu'nun "Ateşkes yapsanız da ben Lübnan'da durmayacağım" dediği belirtiliyor. Lübnan'ın güneyini nüfussuzlaştırarak ilhak etme arayışında (Lübnan ve Suriye'nin güneyini birleştirmek istediğini yazmıştık. Bknz. İsrail iki ülke toprağına el koyma peşinde, 20 Mart.) Ancak burada durmak istemeyeceğine yönelik kaydadeğer endişe ve analizler var.
SONRAKİ HEDEF NERESİİsrail'in bağlantılı hedeflerinin şöyle olduğu artık daha yüksek sesle konuşuluyor: Bir. Gazze'yi ilhak için Filistinli nüfusun Mısır'a sürülmesi. Daha önce de gündeme gelmiş, Sisi askeri gerilim çıkabileceği ima ve tehdidiyle öneriyi reddetmişti. Hatta Mısır ordusu Sina'da varlık göstermişti. Gazze ateşkesiyle bu öneri "gönüllü sürgüne" döndü ancak İsrail vazgeçmiş değil. Tel Aviv'in, Mısır yönetimini zorlamak için Kahire ile bir askeri gerilimi göze aldığı söyleniyor (Mısır'ın "Arap NATO'su" fikrini bu yüzden ortaya attığı ifade edilebilir). İki. Aynı politikayı Batı Şeria'da uygulayarak oradaki Filistinlileri de Ürdün'e sürmek istiyorlar. Ürdün de buna direniyor. İsrail'in Ürdün'le de askeri bir gerilimi göze aldığı değerlendiriliyor. Üç. Lübnan-Suriye hattını vurgulamıştık. Lübnan'da işgal başladı. İsrail'in Suriye bahsinde Süveyda'da bir ayaklanmayı kışkırtmaya çalıştığı, bu kapsamda Dürzi Hicri grubunu silahlandırdığı görülüyor (Arkaplanda Ankara'nın İsrail'den rahatsız diğer Dürzi gruplarla diyaloğu var.)
ERBİL'DEKİ YOĞUNLAŞMAYA DİKKATDört. SDG, İsrail'in yatırım yaptığı bir oluşumdu. Ancak Şam ve Ankara'nın kararlı tutumu, ABD'nin pozitif pozisyonuyla entegrasyon yoluna girildi. İsrail'in tam da bu süreçte İran'daki ayrılıkçı gruplara yöneldiği, 28 Şubat'tan dört ay önce bu grupları silahlandırmaya başladığı söyleniyor (Bu grupların kapasitesinin güçlü olmadığını daha önce yazmıştık. Bknz, İran'dan arka plan savaş notları, 10 Mart.) Ankara'nın bölge aktörleriyle kurduğu temas (İsrail de PJAK konusunda doğrudan uyarıldı), Barzani ve Talabani'nin pozitif tutumu nedeniyle orada henüz bir hareketlilik yaşanmadı.
Buna rağmen... İsrail'in halen İran'ın batısındaki bölgede "yumuşatma" saldırılarını sürdürdüğü, bazı ayrılıkçı grupların sınırdan geçme çabasında olduğu, olası bir kara operasyonunda bu bölgede de hareketlilik yaşanabileceği, rejim muhaliflerinin Erbil'i lojistik hat haline getirmeye çalıştığı... İran'ın bunu fark ettiği ve bu yüzden Neçirvan Barzani'nin konutunu hedef aldığı yorumları yapılıyor (Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barzani'ye geçmiş olsun telefonu açtı.)

4