Fransa, Yunanistan, İsrail: Proksi ülke hareketliliği Ankara'dan nasıl görünüyor

Fransa Kıbrıs'ta kalıcı üs kurarak Türkiye'yi Ege'ye çekerek Ortadoğu'daki güç kaybını telafi mı etmeye çalışıyor, yoksa bölgesel dengeleri tamamen mi yeniden yazıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD'nin NATO'daki görünürlüğünü azaltması sonrası Avrupa'da yaşanan güç mücadelesinin Türkiye'yi doğrudan tehdit ettiğini iddia ediyor. Fransa'nın Kıbrıs'ta kalıcı üs kurması, Yunanistan'la ittifak yapması ve İsrail'i desteklemesinin, Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırıp Ortadoğu'da erken bir çatışmaya çekmek amacını taşıdığını savunuyor. Peki, Ankara'nın bu tahrik edici hamlara karşı gösterdiği sabır, stratejik pazarlık mı yoksa sınırlı seçenekler arasında yapılmış bir tercih midir?

ABD/İsrail-İran savaşı (ama daha derinde Ukrayna-Rusya savaşı) küresel ve bölgesel kırılmalara yol açtı. Bunların hepsi Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Özellikle Kıbrıs üzerinde negatif bir yoğunlaşma var. İsrail- Rum Kesimi- Yunanistan aksı kurumsallaşırken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron; Ankara'ya karşı Atina'ya "zımni güvence" veriyor. Türkiye, NATO'da varlığını artırırken bazı AB liderleri alternatif "AB NATO'su" kurma çalışması yürütüyor. Bir AB NATO'su mümkün mü Macron ne yapmaya çalışıyor İngiltere tam da bu konjonktürde neden Türkiye'ye stratejik ortaklık teklif etti Olan biteni anlamlandırabilmek için bu soruların yanıtlarını vermemiz gerekiyor.

BATI YAKASINDA YENİ GÜÇ MÜCADELESİ

ABD; NATO'daki görünürlüğünü azaltmaya hazırlanırken, Avrupa'yı kimin "domine" edeceği önem kazanıyor. ABD, Almanya'yı sorumluluk alması için teşvik ediyor. Almanlar, ikinci dünya savaşından bu yana ilk kez askeri strateji belgesi yayımladı. Gelişmiş otomotiv sanayiini savunma altyapısı olarak kullanmak istiyorlar. Asker sayısını 260 bine çıkarmayı, zorunlu askerliği tartışıyorlar. Bu anlamda Almanya'nın, Avrupa'nın liderliği için istekli olduğu söylenebilir (Deniyor ki... "Tarihlerinde Almanlar ilk kez bizden bazı savunma taleplerinde bulunuyorlar. Bu yeni bir şey.")

Bu Fransa'yı rahatsız ediyor. Macron, Trump'ın Beyaz Saray'da karşısına dizdiği Avrupalı liderlerden biriydi. Bu rahatsız edici görüntü ve Almanya'ya verilen "görev" şu gelişmelerin üstüne geldi: Bir. Fransa Afrika'da stratejik kayıplar yaşadı, bazı ülkelerden çıkarıldı. İki. Minsk Üçlüsü sorumluluğundaki Karabağ'da oyun dışı kaldı. Üç. Suriye ve Lübnan gibi "eski sömürgelerinde" rekabete katılamadı (Şam ve SDG'yi Paris'te bir araya getirmeye çalışmış, Ankara engeline takılmıştı. Lübnan'da da Amerikalılar Fransa'yı devre dışı bırakarak İsrail ve Lübnan'ı masaya oturttu.) Macron kayıplarını izale etmek için artık daha proaktif davranıyor.

KIBRIS'IN STATÜSÜ ESKİYE DÖNMEYECEK

Bu kapsamda Fransa; Bir. Ukrayna'da olası ateşkes sonrası sağlanacak güvenlik garantilerinin kara ayağını oluşturmak istiyor. İki. Lübnan ve Suriye konularında uluslararası konferans tertip etmeye çalışıyor. Üç. Hürmüz boğazının açılması ve mayından temizlenmesi konusunda oluşturulacak uluslararası güce liderlik yapmaya çalışıyor. Dört. Bazı Avrupa ülkelerine "nükleer şemsiye" sağlama kararı alıyor. Beş. Kıbrıs'ta İran savaşı bağlantılı gelişmeler olunca bölgeye fırkateyn gönderdi. Ada'da kalıcı üs kurma anlaşması yapıyor (Bu; Kıbrıs adasının statüsünü kalıcı olarak değiştirecek bir adımdır. Adanın yeniden birleşmesi hayalini kuranlar üzerine bir bardak su içebilir.) Altı. Yunanistan'la karşılıklı savunma anlaşması yapıyor.

AB NATO'SU MÜMKÜN MÜ

Hayaller büyük ama imkanlar sınırlı. Ne Fransa eski Fransa ne Türkiye eski Türkiye. NATO'ya alternatif bir "AB paktının" kurulması bile bir çok soru işareti taşıyor. Bilenler diyor ki... "AB NATO'su mümkün değil. Öyle bir kabiliyetleri de yok." Avrupalı askerler diyormuş ki... "Gece 3'te biri bizi arasa telefona bakacak adamımız yok." Almanya'nın kendi ülkesinden 260 bin kişilik ordu kurma çabası "refah toplumuna ve isteksiz Alman gençliğine" takılıyor. İşin sonunda çok sayıda silah ve uçağı olan ama İran karşısında hareket edemeyen bölge ülkelerinin konumuna düşmek de var.

İngiltere, Türkiye'ye stratejik ortaklık teklif ederek "ABD sonrasına hazırlık" kapsamında önemli bir adım attı. Londra'nın imparatorluk geni, stratejik kararlarında önemli bir esneklik sağlıyor. Avrupa ise Von der Leyen'in ideolojik körlüğü ile Macron'un geç kalmış hırsları arasında savruluyor.