Ankara Somali'de de masaya silah koydu

Benzer bir başlığı 2025'in Temmuz ayında Suriye konusunda da atmıştım. Süveyda olayları patlak vermiş, İsrail Şam'ı hedef almış, SDG 10 Mart mutabakatına uymamıştı. Akabinde Şam yönetimi Türkiye'den güvenlik ve terörle mücadele konusunda resmi destek talebinde bulunmuştu. Bu, Türkiye'nin masaya silah koyduğu anlamına geliyordu. Akabindeki gelişmeleri hep birlikte izledik.

Aynı başlığı neden Somali konusunda atıyorum Çünkü çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Türk F-16'ları Somali'ye konuşlandı. Duyduğuma göre, Türk ATAK helikopterleri ABD ve Somali'nin eş Şebab/el Kaide'ye karşı yürüttüğü ortak terörle mücadele operasyonuna hava desteği sağladı. Bu hamleler, İsrail'in Somaliland'ın bağımsızlığını tanıdığı bir konjonktüre denk geliyor. Detayları aktaracağım ama önce bölgede silüeti beliren yeni jeopolitik mimariyi anlatmalıyım.


ADI KONMAMIŞ MEKANİZMANIN ÜÇ BAŞARISI

Son dönemde bölgesel krizlerin çözümünde aktif rol oynayan, adı konmamış önemli bir mekanizma ortaya çıktı. Bu mekanizmanın çekirdeğini Türkiye, Katar, S. Arabistan ve Mısır oluşturuyor. Nüvesi Gazze Temas Grubu'dur. 7 Ekim olaylarından hemen sonra, İsrail saldırılara başladığında bölge jeopolitiği kökten değişmişti. İsrail'in saldırılarını genişletmesi, Arap nüfusu sürme planını ortaya koyması Körfez'i endişelendirdi. Ankara'nın gündeme getirdiği Temas Grubu fikri yedi ülkenin katılımıyla hayata geçti. Geldiğimiz noktada, eylül ayında Trump ve sekiz ülke masaya oturarak Gazze Barış Planı'nı ortaya çıkardı. Her şey dört dörtlük değil ama… İsrail tek belirleyici olmaktan çıktı.

Bu mekanizmanın önemli rol oynadığı ikinci konu Suriye'dir. Ülkenin ayakları üzerinde durması ve toprak bütünlüğü için ortaya konan çabalarda kritik rolü Türkiye, Katar ve S. Arabistan (Mısır ve Ürdün'ün desteğiyle) oynamıştır. SDG tasfiye edildi. Ancak alınacak daha çok yol var. Süreç devam ediyor.


İRAN'DAN SON DAKİKA SÜRPRİZİ

Bu mekanizmanın son işlevi önemli bir çatışmanın ertelenmesi oldu. ABD-İran geriliminden bahsediyorum. Bu kez Türkiye, Katar ve Mısır önemli bir rol üstlendiler. İran'a "ABD ile nükleer sorununu çöz, bölge ülkeleriyle ilişkilerini düzelt" telkinleri yapıldı. ABD'ye, "İran'a onurlu çıkış ver, dosyaları ayır, önce nükleeri hallet" mesajı verildi. ABD, "İstanbul'da nükleeri doğrudan biz konuşalım, diğer başlıkları davet edilen bölge ülkeleri konuşsun" şartıyla müzakereyi kabul etti. Bölge ülkeleri İran'ı ipten aldı denebilir.

Ancak İran her zamanki gibi son dakika sürprizi yaptı. "Eski müzakerelerin devamı olacak, bu yüzden Umman'da yapalım" diyerek müzakerelerin İstanbul'da yapılmasına karşı çıktı, formatın ve içeriğin değişmesini istedi. "Nükleeri konuşurum ama füzeler ve vekil güçler konusunu tartışmam" dedi. Diğer bölge ülkelerinin katılmasına karşı çıktı (İran hariç herkes bölge ülkelerinin katılımını istiyordu). Bu çok riskli bir karardır. Ruhani lider Ali Hamaney imzası taşır. Hamaney geçmiş yılların bagajıyla, sert bir tavır takınıyor. Bölge ülkelerinin karşısında zayıf görünmek istemiyor. ABD ile masaya otururken gündemi kendi belirlemeye, elini güçlendirmeye çalışıyor. Bu tutum taktiksel bir getiri sağlayabilir ama İran'ı ABD ile başbaşa bırakır. ABD'nin saldırısını engellemeye çalışan arabulucu ülkelerin eli artık zayıftır. Bunun sonucunun ne olduğunu 12 Gün Savaşı'nda gördük.


MEKANİZMANIN AFRİKA'DAKİ ROLÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kritik konjonktürde S. Arabistan ve Mısır'a gitti. Ankara ve Riyad ortak bildiri yayınladı. İlginçtir… Bu bildiride İran'a tek satır yer ayrılmadı. Ama Gazze vardı. Suriye vardı. Somali, Yemen ve Sudan da vardı. Mısır'da da benzer mesajlar verildi.