ABD-İran: İlk düğmeyi yeniden ilikliyorlar

ABD ve İran müzakerelerde sorunları çözmeden 'anlaştık' diyerek ayrılmaya mı zorlanıyor, yoksa geçici çözümler gerçekten barışa giden bir köprü olabilir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD-İran müzakerelerinin ön anlaşma yapmadan başladığı için düğmeyi yanlış ilimlediğini, ancak tarafların şimdi teknik görüşmelerle ilerlemekte olduğunu belirtir. Ancak nükleer, Hürmüz ve tazminat gibi 15+10 maddelik sorunlar hala çözülmeden, taraflar sadece 'anlaşma görüntüsü' vermek için geçici çözümleri ötelemeye zorlanıyor diye iddia eder. Peki, masada kalmanın ve sorunları ertelemenin barışa taşıyıp taşımayacağı belirsiz değil midir?

ABD ve İran müzakerelerde ilk düğmeyi yanlış iliklemişti. Aslında bunu bir önceki yazıda anlatmıştık: Cumartesi günü gerçekleşen temsil gücü yüksek müzakere öncesinde, bazı teknik görüşmelerin yapılmış ve ön anlaşmalara varılmış olması gerekiyordu. Taraflar, Pakistan'da 21 saat süren müzakerelere hiçbir ön anlaşma yapmadan gitti. Doğrudan temas ve diyalog önemli olmakla birlikte, ilk tur görüşmelerden bu yüzden netice çıkmadı.


İlk turdan sonuç çıkmayınca, taraflar arabulucuların ilk başta önerdiği pozisyona biraz yaklaştı. Nedir bu ABD ve İran, "Önce teknik görüşmelerle bazı konuları ele alalım, bazı başlıklarda anlaşalım, doğrudan görüşmeyi bundan sonra yapalım" noktasına geldiler. İşte Amerikalıların, "görüşmeler iyi gidiyor" dediği, Asım Münir'in Tahran'a gitmesine neden olan bu trafik, "ön anlaşma trafiğidir." Görüşmelerin hala dolaylı yapılıyor olması süreci karmaşıklaştırıyor. Buna rağmen, bu yeni aşamada, kurgunun düzeltildiğini söyleyebiliriz.
SORUNLARI ÇÖZMEDEN ANLAŞMA SENARYOSUHer ne kadar ABD Başkanı Trump "barış şartlarını" ikiye indirse de (nükleer mesele ve Hürmüz), daha önce gündeme gelen 15 madde ve İran'ın 10 maddesi hala masada duruyor. Bu maddeler içinde deve dişi gibi başlıklar var. ABD'nin bölgedeki askeri varlığının reddedilmesi gibi... İran'ın geri adım atmak istemediği uranyum zenginleştirme hakkı, Hürmüz, tazminat meseleleri gibi. Mevcut durumda bu başlıklarda yaşanan tıkanıklıklar aşılmaya çalışılıyor.

Ancak yine bir önceki yazıda vurguladığımız gibi... Şartlar iki tarafı bir ön anlaşma olmadan nasıl masaya oturttuysa, yine aynı şartlar tarafları sorunları çözmeye değil çerçevesi belirsiz de olsa bir anlaşmaya zorluyor. Sorunlar çözülmese de masadan "anlaştık" diyerek kalkmak zorunda olduklarını fark ediyorlar.


Elbette tablo çok kırılgan. Karşılıklı büyük bir güven bunalımı var. Süreci sabote etmeye çalışan İsrail faktörü var. Ama yine de sorunlu maddelerin öteleneceği, "anlaşma görüntüsünün verileceği" bir barış/mutabakat ilanıyla karşı karşıya kalabiliriz. Burada geçici çözümlerin öne çıkacağını söyleyebiliriz. En azından mevcut tabloda bu yönde bir arayış var.
YENİ GÖRÜŞMELER HAFTASONU GERÇEKLEŞEBİLİR

İkinci doğrudan müzakerelerin ne zaman yapılacağı tartışılıyor. Trump 14 Nisan'da "Önümüzdeki 48 saat içinde" açıklaması yaptı. 48 saat geride kaldı. Benim edindiğim izlenim, ABD-İran doğrudan görüşmelerinin (temsil düzeyi henüz net değil) bu hafta sonu yine Pakistan'da yapılacağı yönünde.


PEKİ, SAHA NE DİYORABD Başkanı Trump, ilk tur müzakereleri "iyi geçti" diye değerlendirmiş, ardından Hürmüz'e abluka kararını açıklamıştı. Bu hamleyi; ABD'nin, İran'ın petrol gelirlerini engelleme, Çin'i İran'a baskı yapması için zorlama, Batılı "müttefikleri" cezalandırma arayışı olarak yorumlamıştık. Bu hamlenin bir diğer yönü şudur: ABD, Hürmüz'ü kapatarak İran'ın vurulan tesislerini yeniden inşa etmesini önlemeyi, halkın yaşamını sürdürmesini sağlayan tüm malların İran'a girişini engellemeyi, halkta rejime karşı tepki yaratarak Tahran üzerinde baskı oluşturmayı, böylece İran'ın Hürmüz blokajını kırmayı amaçlıyor. ABD ordusunun şu ana kadar blokajı başarıyla uyguladığı görülüyor.