Fenerbahçe, Trabzonspor deplasmanından aldığı 3 puan sonrasında Beşiktaş maçına kadar zorluk derecesi nispeten ortalama seviyede bir fikstürü vardı.
Ancak Kasımpaşa ile başlayan, sonra Antalyaspor ile süren seriye neredeyse Samsunspor da ekleniyordu ve belki de Fenerbahçe dün akşam şampiyonluğa veda ediyordu.
Alex Ferguson "kadro yapmaya savunmadan başlarım" diye yazmıştı otobiyografisinde.
Uzun süren Manchester United kariyerinde 4-5 başarılı kadro yaptığını biliyoruz ve bunların herbiriyle hem Premier Lig'de hem de Avrupa Kupalarında önemli başarılar elde etti.
Peki bu sadece Alex Ferguson'un bir doğrusu mudur yoksa futbola dair genel bir kaide olduğunu söyleyebilir miyiz
Fenerbahçe özelinden devam edelim; son 50 yılı izlediğim için bir tespit yapabilirim.
Şampiyon olduğu sezonlarda Fenerbahçe'nin savunması birbirini de tamamlayan çok iyi oyunculardan oluşuyordu.
Savunmayı sadece geri dörtlü ile de sınırlandırmamak buna takımın genel omurgasını da eklemek gerekiyor.
Son yıllardaysa Fenerbahçe 2 bölgede çok büyük eksikler ve sorunlar yaşıyor.
Şöyle bir sayı ile devam edelim; sezonun ikinci yarısında Lig'de oynadığı 8 karşılaşmada 11 gol yedi Fenerbahçe.
Bunlardan Alanyaspor, Trabzonspor, Antalyaspor ve Samsunspor maçlarında kalesinde 2'şer gol gördü.
Sezonun genelindeyse 25 maçta 25 gol yediğini görüyoruz.
Birçok karşılaşmaya neredeyse yenik başlıyorlar.
Yayıncı kuruluş maç sonrasında bir bilgi paylaştı; geriye düşerek en fazla puan toplayan takım 18 puanla yine Fenerbahçe.
Buna bardağın dolu ve boş taraflarıyla yorumlamak mümkün ancak şöyle bir gerçek var.
Geçmişteki şampiyonluklardan söz ettik; mesela 1988-89 sezonunda da Fenerbahçe çok gol yiyordu. Ama öyle bir kadro vardı ki yediğinin üç katını atabilecek bir potansiyele sahipti.
İşte bu durum bize Fenerbahçe'nin yaşadığı sorunların iki yüzünü de gösteriyor.
Çok kolay gol yiyen ve bir o kadar da zor atan bir takıma dönüştü; özellikle de sezonun ikinci yarısındaki karşılaşmalarda…
Peki bu durum bir tesadüf mü, teknik adam meselesi mi yoksa kadro kaynaklı mı
Süper Kupa maçlarının Yönetimi ve dolayısıyla da teknik direktör Tedesco'ya da yanıltan veya erken havaya sokan bir oyunla başarıyla sonuçlanması sonrasında kadronun en gerekli iki bölgesine takviye yapılmaması peş peşe gelen sakatlıklarla birlikte bir anda tüm düzenin bozulmasının da yolunu açtı, diyebiliriz.
Sakatlık demişken araya Tedesco'nun rahatsızlandığını ve 2 maça çıkamadığını hatırlamakta yarar var.
Dün akşam Fenerbahçe maça 3'lü dizilişle çıkarken konu taktiksel bir tercih değil; eldekilerden kaynaklı bir zorunluluktu.
Mert, Oosterwolde ve Levent hiç alışık olmadıkları bir düzende oynarlarken kuşkusuz çok zorlandılar.
Mert daha önceki karşılaşmalarda solda da çıkarken, Levent solda başladığı maçı sağ tarafta tamamladı.
Bir dizi hatalar yapıldı ve bunların hepsinin sonucu pahalıya patladı.
Tıpkı önceki karşılaşmalarda olduğu gibi…
Teknik direktörü, geçen hafta da benzer bir dizilimle çıkıp sonuç alamadığı kadro tercihi için eleştirebiliriz ancak yedek kulübesinin alternatifsizliği karşısında bir şeyler denemeye veya takıma sezon ortasında bunu yerleştirmeye çalıştığını da konuşabiliriz.
Ancak konu Fenerbahçe olunca futbol sahasında herhangi bir boşluğa izin olmadığını bir yere not düşmek gerektiğini söylemeliyiz.
Samsunspor kuşkusuz Avrupa macerasında bulunduğu yerin tesadüf olmadığını bize ispatlarcasına sağlam ve dirençli bir oyun ortaya koydu.
Özellikle Fenerbahçe'nin geriden top çıkarmaya zorlandığı yerlerde yaptığı baskıdan hep sonuç almasını bildiler.
Sezonun ikinci yarısında Fenerbahçe'ye transfer olan Musaba'nın da bu takımın eski oyuncusu olduğunu unutmayalım.
İlk yarı Fenerbahçe adına çok zor geçti.

15