Fenerbahçe 18 yıl sonra mücadele ettiği Şampiyonlar Ligindeki ilk karşılaşmasında ilk puanını Roma'dan almış oldu.
Roma, İtalya'daki pozisyonu ve formu itibarıyla belki de bu klasmandaki en formda rakiplerden biri olarak karşılaşma öncesinde göze çarpıyordu.
Fenerbahçe malum sahasında ezeli rakibi Beşiktaş'a karşı 3 puan kaybederek hem momentumunu yitirmiş diğer taraftan da birçok bakımdan şimşekleri üzerine çekmişti.
Roma karşısında sahaya çıkan ilk on bir ve yedek kulübesindeki oyuncular bir anlamda Yönetime kadro planlaması açısından eleştirilerin yükselmesine neden olacak kadar eksik görünüyordu.
Sezon başında Bartu'nun Şampiyonlar Ligindeki ilk maçta hele Roma karşısında sahaya çıkan on birde olacağını biri söylese herhalde tebessümle tepki alırdı.
Ama öyle oldu.
Hatta ikinci yarı Bartu'nun sakatlanmasıyla orta alanda onun yerine Levent'in girmesi de bir başka ilginç gelişme olarak kayıtlara geçti.
Ancak maçın geneli göz önünde bulundurulduğunda ne Bartu ne Levent ne de diğer oyunculardan herhangi biri Roma karşısında ortalamanın altında bir oyun ve performans sergilediler.
Hatta ikinci yarıdaki oyunla Fenerbahçe'nin 3 puanı kaçıran taraf olduğunu söyleyebiliriz.
Ekibimiz gol beklentisini 0,53'e karşı 1,64'e kadar yukarı çekti.
Brown bir santrafor ustalığı ve rahatlığıyla eşitlik sayısını kazandırırken, Vedat benzer pozisyonu harcaması kelimenin tam anlamıyla saç baş yoldurdu.
İsmail Kartal oyuna sakin ve topu rakibine bırakarak başladı.
Roma belki de böyle bir başlangıç beklemediğinden olacak bir süre ne yapacaklarını bilemez bir şekilde orta alanda paslaşarak geçirdiler.
İlk yarı Ederson'un kurtardığı ve maçtaki tek pozisyonu olan şut dışında etkili atak geliştiremedi Roma.
Fenerbahçe dengeli ve sakin bir oyunla neredeyse hiç paniğe kapılmadı.
Yedikleri golde bana göre Ederson'un yerleşim hatası vardı. Yarım adım sağ tarafını kapatmış olsa o şut asla kaleye giremez, kurtarabilirdi.
Ancak yine nazar boncuğu gibi böyle bir gol yemek Fenerbahçe'ye nasip oldu!

19