Kırmızıdan önce ve sonra…

Uzay Gökerman
03.11.2025
4

Derbiyi bu manşet altında değerlendirmek sanırım en doğru yaklaşım olacaktır.

Önce sondan başlayalım; Fenerbahçe çok önemli bir 3 puan aldı. Her şey bir tarafa hem moral kazandı, takımın özgüveni yerine geldi hem de belirli bir süre için de olsa fikstür avantajını eline geçirdi.

Galatasaray'la puan farkının 4'e inmesi bir tarafa bir ay sonra sahasında ağırlayacağı rakibini yenmesi durumunda sezonun rengi ve kaderinin değişmesi de olasılıklar dahiline geldi.

Fenerbahçe yıllardır böylesi maçları kendi tarafına çevirmeyi, avantaj yakalamayı unutmuş bir takım görünümündeydi.

Hatta geçtiğimiz sezonlarda tam da bu maçlarda kaybettiği puanlar yüzünden yarış dışında kalmıştı.

Oysa bu sene önce Trabzonspor'u, peşinden deplasmanda üstelik 2-0 geriden gelerek Beşiktaş'ı geçti.

Galatasaray bu nedenle kritik bir viraj olarak orada duruyor şimdilik.

Bu işin stratejik tarafıdır ve önemlidir.

Diğer yanda oyuna gelecek olursak; kırmızıdan önce 2-0 geriye düşen Fenerbahçe'yi konuşmaya başlamak buraya kadar çizdiğimiz tablo ile çelişecektir.

Bu kadar dağınık, yerleşemeyen, birbiri ile pas alışverişi yapamayan, adam kaçıran, topa sahip olamayan bir takımın maçı kazanması çok kolay değildi.

Beşiktaş'ın 2-0 öne geçtiği bölümde Fenerbahçe'nin etkili ne bir atağı, ne bir pozisyonu ne de gücü vardı.

Kaleye şut çekmeyi bırakın, yaklaşamamıştı bile.

Orta alanda topa sahip olamıyor, geriden oyun kurma becerisi gösteremiyordu.

Hafta içi Fenerbahçe'nin Avrupa'da mesaisi var ve muhtemelen rakip Viktoria Plzen teknik ekibi maçı yakından takip etmiş; ön alan baskısının ne kadar etkili olduğu ve Fenerbahçeli oyuncuların paniğe kapılmalarını sağladıklarını notlarına almışlardır.

İkinci gol öncesinde top Beşiktaş yarı alanından baskı ile yavaş yavaş Fenerbahçe kalesine kadar geldi ve oradan sonra da hatalar zinciri Ederson, Asensio ve Alvarez ile devam etti.

Gerçekten inanılır gibi değildi.

Bu üç oyuncunun geldikleri liglerde çok benzer pozisyonlarda zoru rahatlıkla başardıkları düşünülürse Fenerbahçe'de işlerin neden yolunda gitmediğini detaylı bir şekilde sorgulamak gerekiyor.

Aslında bu bize Fenerbahçe'nin hala bir takım olamadığını da gösteriyor.

Beşiktaş tarafını da konuşmamız gerekirse; herhangi bir maçın 90 dakikasını tamamlayamadıklarını önceki karşılaşmalardan biliyorduk.

Saha, seyirci avantajı ve Fenerbahçe'nin bu haliyle olabilecek en iyi skorla maça başlamayı başardılar.

Bireysel performansı çok yüksek oyuncular vardı; Emirhan, Cerny, Toure ön plana çıkıyordu bu anlamda.

İlk gol Cerny ve Toure ortak yapımıydı.

İkinci golde de Emirhan ile başlayan baskı Toure'nin istasyon olmasıyla aynı oyuncunun skoru belirlemesiyle sonuçlandı.

Diğer tarafta Beşiktaş'ın kötü olanları da bulunuyordu; belki de onlar sonucu da belirleyen oyunculardı.

Kuşkusuz başa Orkun'u yazmalıyız. Gördüğü kırmızı kart onun için talihsizlikti ama 2-0 önde olan bir takımın lider oyuncusunun bu kadar agresif ve riskli müdahalede bulunması da bir o kadar acemiceydi.

Müdahale net kırmızı olmasına rağmen hakem ancak VAR ile doğru kararı verebildi.

Hakem için konuşulması gereken çok şey var ama onun için de çok kolay olmadığını hesaba katmak doğru yaklaşım olacaktır.

Bu kırmızıdan sonra zaten dağıldı ve bir daha toparlanamadı. Tüm kararlarında verdiği bu kartın etkisi vardı.

Rafa Silva da beklentilerin çok altında kalan bir oyuncuydu.

Ancak her şey bir tarafa Sergen Yalçın'a da bir paragraf açmamız gerekiyor.

Orkun'un gördüğü kart ne kadar acemiceyse onunki de katmerlisiydi. Neye tepki gösterdiği anlamak mümkün değildi.

Yaptığı değişiklikler de... Cerny'i neden oyundan çıkardı mesela

Cengiz'le niye başladı

Muhtemelen maçı tekrar izleyip, daha iyi değerlendirmesini yapacaktır.