Fenerbahçe'de hayat devam ediyor!

Hafta içinde Şampiyonlar Liginde Aston Villa karşısında ağır bir yenilgi yaşadıktan 69 saat sonra Süper Lig'de Alanyaspor maçına çıkan Fenerbahçe 3 puan alarak derbi maçının bekleyişine geçti.

Önce Şampiyonlar Liginden başlayalım.

Bunu kabullenmede zorlanıyor olabiliriz belki ancak UEFA'nın güncel ülke sıralamasında 9. Sırada olduğumuz gerçeğini asla unutmamız gerekiyor ve önümüzdeki 8 ülkenin liglerinde oynayan takımlara karşı hiçbir zaman favori olmadığımızı anlamalıyız.

Ayrıca Fenerbahçe Kulüplerde de 27. Sırada bulunduğu eklemeliyiz. Rakibi 12. Sıradaydı.

Evet, bir bakış açısı 6-0 da fazla değil mi diye sorabilir ama böylesine fark olan bir seviyede her türlü sonuca hazırlıklı olmak gerektiğine de hazırlıklı olmalıyız.

Ayrıca futbolumuzun içinden geçtiği kriz ortamının yanına bir de Milli Takımımızın A Ligindeki hali pür melalini de eklemeliyiz.

Tüm bunları neden yazıyorum; avunmak mı yoksa teselli bulmak için mi

Kuşkusuz ne düşüneceğinize karışamam ancak orada Fenerbahçe'nin olmasından hoşnut olsam da Şampiyonlar Liginin asla herhangi takımımızın seviyesine karşılık gelmediğinin de farkında olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çok iyi biliyoruz ki o lig takımlarımız için bir gelir kapısı ve asla ilk 8 takım arasına girmeyi bile hayal edemeyeceğimiz bir yer!

Avrupa'da bir gün Kupa hedefimiz varsa bu öncelikle Konferans ve sonrasında da Avrupa Ligi olmalıdır.

Bu farkındalık neden gerekli

Çünkü 6-0, travmatik sonuçlar yaratır ve bundan etkilenmeden hayatın doğal akışında hareket etmek kolay değildir.

Ama işte tam da yapılması gereken budur!

Fenerbahçe eğer Şampiyonlar Liginde Kupa'yı hedefliyorsa 69 saat boyunca uyumadan oturalım sonucu konuşalım, tartışalım.

Gerek yok!

Her maç hedef de olmamalıdır. Geçen sezonu şampiyon kapatan PSG de böyle hareket etmişti. Şampiyonlar Ligi klasmanını 11. Sırada tamamlamıştı ve 2 yenilgisi vardı.

Yıllarca Fenerbahçe böylesi travmatik sonuçların ardından hep kırıldı.

90'lı yıllarda hatırlarım kadro dışı bırakılan oyuncular olurdu.

Oysa Aston Villa karşılaşmasında benim odağımdaki parıltı Oğuz Aydın'ın yükselen form grafiğiydi.

Evet takım kaybetti ama bazı oyuncular ön plana çıktı.

İrfan Can bir süredir önemli işler yapıyor. Dün gerçekten bir oyuncunun başına gelebilecek en talihsiz durumla karşılaştı. 3 gol attı ve üçü de çeşitli gerekçelerle sayılmadı.

Onun da Fenerbahçe'nin de attığı ikinci golün iptali tam anlamıyla bir skandaldı.

Bu sayfalarda artık hakem kararı tartışmamaya özen gösteriyorum; o iptal kararı bence hem sahadaki hem de VAR monitörü başındakinin hakemliğinin derin bir şekilde sorgulanmasına temel sebeptir.

Sahadaki hakem zaten görüyor ve devam ettiriyor. VAR çağırmış olsa bile kararında kalmayı seçebilirdi ama o basireti gösteremedi.

VAR'ın başındakinin çok daha fazla kamera açısı vardı. Ama o ısrarla faulü yaptıranı görmek yerine golü iptal etmek için sebep aradı!

Olan İrfan Can'a oldu; oysa en azından o gollerden birine o kadar çok ihtiyacı vardı ki...