Pandemi günlerinden sonra zaman gerçekten hızlandımı Araştırmalara göre hiçbir şeye yetişememe duygusuyla olayları sindirme kapasitesinin azalması insan psikolojisinde derin ve ağır bir yük yaratıyor.
Eskiden, çok değil 15-20 yıl önce bile 'bir gün' ne kadar uzundu, değil mi Kâh işyerinde, kâh okulda zaman geçmek bilmez, günler uzayıp giderdi... Ancak pandemiden bu yana herkesin konuştuğu, hatta çoğumuzun başa çıkmakta zorlandığı bir gerçek var: Zaman çok hızlandı. Peki, bu retorik bir söylem mi yoksa gerçekten mi öyle Yani zaman mı hızlandı, biz mi öyle algılıyoruz Son yıllarda Dünya'nın dönüş hızının saliselerle artmış olduğu hesaplansa bile bu, günlerin saatler, haftaların günler gibi uçarak geçmesini açıklayamıyor. Kimsenin bu hıza alışamadığı da ortada... En yakın örneği kendimden biliyorum. Haftalık yazılarımı aylık klasörlerle düzenlerim; geçen hafta kasım klasörünü açtığımda şaşkınlık başıma vurdu: 2026 ne ara bitiyordu
Zaman algısının psikolojik ve göreceli olduğu yüz yıldan fazladır biliniyor. Kahveniz için kettle'ın başında beklerken su bir türlü kaynamaz ama o sırada çantanızı toplarsanız fokurdamanın ardından gelen o tatmin edici 'tak' sesi bir çırpıda duyuluverir. Aynı durumu ben de herkes gibi yaşadığım için kettle örneğini Inc.com yazarı Jessica Stillman'dan alıyorum. Stillman hızlanan zaman algısıyla ilgili güncel bilimsel araştırmaları makalesinde bir araya getirmiş. Zaman psikolojisini hızlıca özetleyelim: Zihnimiz anda geçen süreyle geçmişte kalan günleri, ayları ve yılları ayrı ayrı değerlendiriyor. Çünkü biri anlıkla, diğeri hafızayla bağlantılı. Fakat ikisi birden zaman algısını oluşturuyor. İnsan beyni ne kadar hatırlamaya değer uyaranla (stimuli) karşılaşırsa geçen zamanı o kadar hızlı ve sonrasında da uzun algılıyor. Aktivite dolu geçen bir cumartesinin akşamında 'Ne uzun bir gündü' demekle, aynı bütün gün pineklenen bir pazarın sonunda 'Gün hemen bitti' diye hissetmek arasındaki fark, birinci günde beynin daha fazla kayda değer anı kaydetmesiyle ilgili. Kettle örneğiyse bunun daha kısa süreli ölçeği...Aynı şekilde aylar ve yıllar da deneyim yoğunluğuna bağlı olarak hızlı veya yavaş algılanabiliyor. Yaş aldıkça yılların daha çabuk geçtiği algısı da bu görecelilikle açıklanabiliyor çünkü birçokları için hayat rutini monotonlaşıyor.
Haberin DevamıHaberin Devamı
Sadece pandemi mi
Peki, günlerimiz dolu ya da boş geçse de neden hepimiz şimdilerde zamanı iyice hızlanmış algılıyoruz Yüzyılın sarsıcı değişimlerinden pandemi dönemi zaman algımızı büken başlıca olaylar arasında. Stillman'ın referans aldığı gazeteci-yazar Mark Mariani'nin araştırmalarına göre pandemi dönemi ve karantinalar neredeyse herkesin zaman algısını etkilemiş. Baylor Üniversitesi'nin 2023'te ABD vatandaşlarıyla yaptığı çalışmaya göre toplumun büyük kısmı zamanın ya çok hızlı ya da çok yavaş geçtiğini düşünüyor. Ortak kanıysa karantina günlerinde zamanın çok yavaş aktığı, geriye dönüp bakıldığındaysa yılların çok hızlı geçtiği yönünde. Karantinanın 2022'ye kadar sürebileceğini Hürriyet'in sürmanşetinde okumuştum. 'İki yıl böyle nasıl geçer' diye düşünürken, '2023 de geçti bile, vay be' dediğimi hatırlıyorum. Üstelik bugünkü zaman algımızı etkileyen sadece pandemi değil... Savaşlar, iklim değişimi, yapay zekânın baş döndürücü ilerlemesi ve yarattığı belirsizlikler derken hepimiz kendimizi başa çıkılması zor bir türbülansın içinde bulduk. Çoğu ülkenin hali yaman ama... Türkiye'nin hız kesmeyen gündemlerini düşünürsek... İşte bütün bu 'güçlü uyaranlar' durumunun da zaman algımızı hızlandırdığı konusunda uzmanlar hemfikir.
Haberin DevamıEn etkili savunma
Geliyorum asıl vurucu noktaya... Beyindeki zaman farkındalığını belirleyen en önemli faktörün kayda değer anılar olduğunu hatırlayalım. Yani heyecan verici, yenilikçi veya düşündürücü, ders çıkarılan deneyimler... Zihin, bu deneyimlerin niceliğini ve her birinin niteliğini ayrı ayrı değerlendiriyor. Ancak bunu yapabilmek, yaşadıklarını sindirebilmek için düşünsel boşluklara ihtiyaç duyuyor. Evet! Tam olarak sosyal medyanın hayatımızdan adeta sildiği o boşluklardan bahsediyorum. Araştırmalar, ekran kaydırırken geçirilen zamanın çoğunlukla zihinde iz bırakmayan, nafile sürelere dönüştüğünü gösteriyor. Günde 2 saat kaydırıyor veya zaman öldüren oyunlar oynuyorsanız, gününüz adeta 2 saat kısalmış, daha hızlı geçmiş oluyor. Çünkü onca içerik ve uyaranın içinde kaydedilecek bir anı veya bilgi bulunmuyor, olsa olsa da 1-2 dakikayı geçmiyor. Üstelik beyin, deneyimlerini sindirebileceği o süre zarfında boş yere meşgul olduğu için daha az anı kaydedebiliyor ve ertesinde o günü hızlı ama boş geçmiş olarak algılıyor...

7