Sorun bizde mi, evrimde mi

Durmaksızın hızlanan dünyanın içinde, sürekli kaydırarak izlediğimiz 'daha güzel, daha başarılı, daha kaliteli' hayatlara bakınca hep bir şeylerin gerisinde kaldığınızı hissediyorsanız muhtemelen şu soru zihninizi kurcalıyor olmalı: 'Acaba ben neyi eksik yapıyorum'

Yeni bir konu değil bu: İnternetteki eğitimler, e-kitaplar, uygulamalar ve dahası... Hayatınızı nasıl daha iyi organize edebileceğinizi ve her şeye nasıl yetişebileceğinizi size de öğretmek için hazır bekliyor. Sürekli artan rekabet ve kıyas ortamı içinde insan davranışlarını optimize etmenin sayısız yöntemi var. Deneme süresi içinde kendinizi yeterince geliştirebilirseniz ne âlâ... Sonrasındaysa 'daha yeterli birey olabilmek' için tabii ki daha fazla 'yatırım' yapmanız gerekiyor.

Peki, hayatta başarılı olmanın başka yolları sahiden kalmadı mı Singapur Teknoloji ve Tasarım Üniversitesi'nden (SUTD) güncel bir araştırmanın sonuçları aslında gözümüzün önünde duran bir gerçeği sorgulamamızı sağlıyor: Acaba problem bizden değil de henüz yeterince evrimleşememiş olmamızdan mı kaynaklı Kendimizi korumak adına farkındalık geliştirmemiz gereken bir olguyla karşı karşıyayız aslında. Oldukça karmaşık ve sorunlu bir medeniyet geliştirmeyi başarmış canlılar olarak kendi tasarladığımız teknoloji ve sistemlere tam uyumlu olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Üstelik düzenle harmonize olmuş, arzuladığı çoğu şeyi elde eder görünen diğer insanların varlığı, gerçeklik algımızı sisteme kaptırmaya rahat zemin hazırlıyor.

Haberin Devamı

Kendini başkalarıyla kıyaslama meselesi, evrimsel perspektiften bakınca bilinçaltının daha derin kuyularına inmeye başlıyor: İnsanı olduğundan fazlasına dönüşmek için motive eden şey, çağlar öncesine ait huzursuzlukları da canlandırıyor olabilir.

Yaşam tarzı sorunu mu

Psikolojinin saygın yayınlarından Behavioral Science'taki araştırma SUTD ve James Cook Üniversitesi'nin katkılarıyla gerçekleştirilmiş. Sosyal araştırma ekibinden çevre psikoloğu Sarah Chan'e göre insanın yaşadığı asıl uyumsuzluk etrafındaki hıza yetişememesi değil, evrimsel süreçle modern yaşam şartlarının birbirine uygun olmamasından kaynaklı: "Stres, yalnızlık ve kaygı genellikle kişisel ya da yaşam tarzı sorunları olarak ele alınıyor. Ancak bunlar aslında bugün yaşadığımız çevreyle hayatta kalmak üzere evrimleştiğimiz koşullar arasındaki uyumsuzluğu da yansıtıyor olabilir."

Haberin Devamı

Araştırmanın savına göre insan zihni ve biyolojisi; küçük, sıkı bağlara sahip kabilelerde yaşamak ve anlık gelen tehditlerle baş etmek üzere şekillenmişken; günümüz insanı kalabalık metropollerde, dijital platformlarda ve karmaşık küresel krizlerin ortasında yaşamaya zorlanıyor. İnsan türünün teknolojik ve sosyal ilerleme hızı, biyolojik ve bilişsel evrim hızını aşarak zihnin sınırlarını zorlayan bir 'uyumsuzluk' yaratıyor.

Sorun aslında büyük oranda zamanlamayla ilgili. Bilinçaltının, DNA'mızın derinlerindeki evrim süreci, yani değişen koşullara tam uyumlanabilme becerisi, binlerce hatta on binlerce yıla uzanıyor. Biyolojik evrim süreciyse milyonlarca yıla kadar uzuyor. Kendimizi doğadan ayırmak ve dünyada yer sahibi olmak adına inşa ettiğimiz şehirlerin geçmişiyse ancak birkaç yüzyıllık. İnternet en fazla 30-40 yıldır hayatımızı şekillendiriyor. Dijital çağa yeni yeni alışırken sadece 3,5 senedir hayatımızda olan yapay zekânın bütün düzeni bozup tekrar kurmasından endişeleniyoruz. Şayet bu baskının altında bazen dayanamayacak gibi hissediyorsanız kabahati sadece kendinizde aramanıza hiç gerek yok.