Ağustos ayı boyunca Endonezya, Kolombiya ve Peru'dan gelen ve 6.5'tan büyük deprem haberleri gündemdeydi. Aynı dönemde İstanbul'da mikro depremler yoğunlaşınca şehir sakinleri arasında kısa süreli endişe dalgası yaşandı. Depremler gerçekten arttı mı, bilimsel verilerle bakalım...
Dünyanın iki yakasından büyük deprem haberleri geldiği sıralarda Prag'da, Vltava Nehri'ne yakın sokaklardan birinde, eski ve büyük bir apartmanda konaklıyordum. Binanın dışına asılı paslı tabeladaki tarihi görünce şaşkınlığımı saklayamadım: 1667 yılında yapılmıştı! 360 yıldır sapasağlam ayakta duran bir apartmanda kaldığımı öğrenince gerçeklik algımın 'zelzeleye uğradığını' itiraf etmeliyim. 3 bin küsur yıllık tarihiyle dünyanın en eski şehirlerinden İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki birkaç apartman dışında kimsenin 100 yıllık bir binada oturmayı hayal edeceğini sanmıyorum. "Coğrafya kaderdir" sözü bir kez daha tüm derinliğiyle bilincime yayılmıştı...
Haberin DevamıDünyadaki depremlerin sıklaşması, hele ki çivisi çıkmakta olan bir medeniyetin bilinçdışında ister istemez 'Acaba kıyamet mi yaklaşıyor' tarzı düşüncelere yol açıyor. Neyse ki bilimsel veriler var. Son üç ayda Filipinler'de 7.8, Endonezya'da 7.7, Venezuela'da 7.5, Kolombiya'da 7.4 ve Japonya'da 6.8 büyüklüğünde gerçekleşen depremlere ek olarak Hawaii'de 6.0 ve İspanya'da 5.2 ölçeğinde sarsıntılar meydana gelmiş.
Peki, bunlar sahiden beklenmedik bir sıklıkta mı Kâr amacı gütmeyen küresel analiz platformu The Conversation'ın derlemesine göre sağlıklı bir analiz adına önce dünya çapındaki sarsıntıların oranına bakmak gerekiyor.
Dünya dinamik bir gezegen olduğu için neredeyse kesintisiz sarsıntılar oluyor. Büyük çoğunluğuysa insanlar tarafından hissedilmiyor. Öte yandan yaklaşık her 8 günde bir, büyüklüğü 6.5 üzeri bir deprem kaydediliyor. Yani her sene 46 civarında büyük deprem olması gezegenimiz için normal sayılıyor. İlginç olansa bu yıl
21 Ağustos'a kadar, dünya çapında henüz 26 büyük ölçekli deprem kaydedilmiş. Üstelik son 40 yılın verileriyle kıyaslandığında bu yılki deprem sayısının ortalamanın altında kaldığı bile görülüyor. Öyleyse neden sıklaştığını düşünüyoruz
Depremleri ve yarattığı hasarları daha iyi anlayabilmek için biliminsanları küresel ölçekte koordine çalışmalarla sarsıntıları gözlemliyor ve kaydediyor. Ayrıca sismik açıdan aktif bölgelere daha hassas ölçüm cihazları yerleştiriliyor. Son 10 yıldaysa teknolojinin gelişimiyle birlikte bu cihazlardan gelen veriler önemli ölçüde çoğaldı.
Daha fazla sismik bilgi
Yapay zekâ destekli yeni teknolojilerin yanı sıra farklı metotların geliştirilmesi de daha fazla sismik bilginin dolaşıma girmesine neden oldu. Bilim dünyasının depremlere ilgisinin sebebi aslında daha çok deprem oluşu değil, artık daha fazla veri toplanabilmesi. Yine de bu bilgi bile kolektif bilincimizde yayılan 'depremler sıklaştı' kanaatini açıklamaya yetmiyor.

10