Bir yılda, kişi başına doktora gitme sayısı açısından OECD ülkeleri arasında yapılan bir sıralamada, Türkiye 12,2 muayene sayısıyla Japonya ile birlikte 2'inci sırada gelmiş.
Türkiye'de 2002 yılında kişi başına yıllık doktor muayenesi sayısı 3,1 iken 2024 yılında 12,2'ye yükseldi.
Yani 22 yılda yaklaşık 4 katına çıktı.
Sağlık bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan bir açıklamada da Türkiye'de 2026 yılı itibariyle, bir yıllık toplam muayene sayısının 1.5 milyara ulaştığı belirtiliyor. Bu da kişi başına yılda 17 muayene sayısına tekabül ediyor.
Yine aynı açıklamada yıllık MR sayısının 15 milyon, tomografi sayısının ise 17 milyon olduğu ifade ediliyor.
Bu olağanüstü artışın nedeni ne
Türk toplumu OECD sıralamasındaki verilere göre 22 yıl öncesine kıyasla dört kat daha; Sağlık Bakanlığı 2026 verilerine göre 24 yıl öncesine kıyasla 5.5 kat daha mı fazla hastalanıyor Kronik hastalıklar ve nüfusun yaşlanması böyle bir artışı açıklayabilir mi, yoksa bunun temelinde başka faktörler mi var
Bu soruları cevaplandırmak için Türkiye'nin belirtilen süre zarfında geçirdiği dönüşümü incelememiz ve ortaya çıkan bulguları sağlık sistemleri birbirinden farklı, temsil edici beş ülke ile karşılaştırmamız faydalı olacaktır.
OECD verileri tablosunda; sağlık sistemleri, gelişmişlik düzeyleri ve sağlık harcamaları açısından farklı karakteristikleri yansıtan örnek 6 ülkede doktora gitme sayıları şöyle:
Güney Kore: 17,8, Türkiye: 12,2, Japonya: 12,1, Şili: 4,5, ABD: 3,9, İsveç: 2,7.
Yine 2024 yılı verilerine göre bu 6 ülkede, satınalma gücü paritesine göre kişi başına yıllık sağlık harcaması ve sağlık harcamalarının milli gelire (GSYH) oranı şöyle:
ABD: 14.885 dolar (%17,2), İsveç: 7.871 dolar (%11,2), Japonya: 5.790 dolar (%10,3), Güney Kore: 4.979 dolar (%8,5), Şili: 3.749 dolar (%10,5), Türkiye: 2.309 dolar (%4,9).
Bu rakamların karşılaştırılmasından ortaya çıkan hayli çarpıcı ve çelişkili sonuç; Türkiye'nin, bu 6 ülke arasında kişi başına sağlık harcaması ve milli gelirden sağlığa ayrılan pay bakımından sonuncu olmasına rağmen, doktor muayenesi sıklığında 2'inci (2026 sonuçlarına göre muhtemelen 1'inci) sırada gelmesidir.
Biz bu tabloda 1'inci gelecek kadar zengin miyiz
Şüphesiz 2002'den 2024'e ve 2026'ya geçen süre içinde ülke nüfusumuz da arttı. Ama muayene sıklığındaki artışın, nüfus miktarımızdaki artışın çok üzerinde olduğunu; diğer 5 ülkede görülen değişim verileriyle incelediğimizde açıkça görebiliyoruz:
Bu bağlamda gerçekleşen katsayılar şöyle:
Türkiye: yaklaşık 4 kat, Güney Kore: 1,6 kat, Japonya: 0,9 kat, ABD: 1,00 kat, İsveç: 0,9 kat, Şili: Belirsiz
Görüldüğü gibi, Türkiye'de diğerleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde büyük bir artış var.
Demek ki, kişi başına yıllık muayene sayısının yüksekliğini; tek başına ülkelerin ekonomik gelişmişliği, kişi başına düşen milli gelir ve sağlık harcamalarının büyüklüğü ile açıklayamayız.
Türkiye'den çok daha zengin, sağlık hizmetlerine çok daha fazla kaynak ayıran ABD ve İsveç'te insanlar, Türkiye'nin yaklaşık üçte biri veya dörtte biri kadar doktor muayenesi gerçekleştiriyor.
2002 yılında sağlık hizmetlerine erişim hayli zordu. Sosyal güvenlik kurumları arasında farklılıklar, hastanelerde uzun kuyruklar, ilaç temininde zorluklar ve sağlık hizmetlerinden yararlanmanın önünde çeşitli engeller bulunuyordu.
Sağlık hizmetlerine başvurmanın önündeki iki temel engel büyük ölçüde azaldı:
Erişim güçlüğü ve ekonomik maliyet.
2003'te başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla birlikte sigorta kapsamı genişledi, aile hekimliği kuruldu, hastane sayıları arttı, hastane altyapıları ve donanım imkanları gelişti.
22 yılda sağlanan dönüşümün en önemli kazanımı, daha önce doktora ulaşamayan milyonlarca insanın sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi oldu. Böylece doktora gitmek hem kolaylaştı hem de vatandaş açısından oldukça ucuz hale geldi.
Türkiye'nin nüfusu yaşlandı, kronik hastalıkların takibi yaygınlaştı ve önceden karşılanamayan sağlık ihtiyaçları sisteme dahil oldu.
Bu ülkelerin hepsi ekonomik açıdan bizden daha iyi durumda olmalarına rağmen; Türkiye'de vatandaşların sağlık kuruluşlarına bu kadar sık gitmeleri ve sağlık imkânlarını bu kadar bonkörce kullanmaları mutlaka sorgulanmalı...
Muayene sıklığı verisinin bu kadar yüksek olması, tek başına iyi bir şey midir ve sağlık sistemimizin çok mükemmel bir düzeyde olduğunu mu gösteriyor
Şüphesiz hayır...
Bu, ülkece sağlığa ayırdığımız kaynakları ve sağlık sistemimizin sunduğu muayene, tetkik, tahlil ve görüntüleme imkanlarını hesapsızca ve hovardaca kullandığımızı gösteriyor.
Burada en kilit iki nokta, "sağlık okuryazarlığı" ve "sağlık bilinci..."
Kişide sağlık okur yazarlığı düzeyi ve sağlık bilincinin yüksek olması, her rahatsızlıkta doktora gitmesini gerektirmiyor. Hangi durumda doktora başvurulacağını, hangi sorunların aile hekimliği düzeyinde çözülebileceğini ve hangi müdahalelerin gereksiz olduğunu bilmesini gerektiriyor.
Türkiye'de sağlık hizmetlerine erişimin çok kolay ve bedava denenecek kadar düşük maliyetli olması; hafif rahatsızlıklarda doğrudan hastaneye başvurmayı, aynı şikâyet için birden fazla doktora gitmeyi ve gereksiz kontrol, muayene, tahlil, tetkik ve radyolojik görüntüleme taleplerini aşırı körüklüyor.

12