Ligde kalmak için canını dişine takan bir Eyüpspor izledik. İlk yarıda Atilla Hoca'nın "top oyunda kalsın, oyun soğumasın" felsefesi sahaya tam olarak yansıdı. Trabzonspor tarafında ise kafalar biraz karışıktı. Folcarelli, Oulai ve Muçi gibi isimlerin kart sınırında olması, önümüzdeki Galatasaray derbisi öncesi oyuncuları ister istemez bir "kendini sakınma" moduna soktu. Hal böyle olunca o alışık olduğumuz sert ve temaslı oyunun yerini daha mesafeli bir mücadele aldı. Fatih Hoca'nın kadro tercihleri de biraz zorunluluktan şekillenmişti.
Mustafa'nın rahatsızlığı ve Felipe'nin kulübede başlaması, takımın hücumdaki esnekliğini ciddi anlamda baltaladı. Özellikle Felipe olmayınca Muçi sol kanatta adeta hapsoldu; bu da Trabzonspor'un oyununu sadece etkisiz ortalara ve duran toplara mahkûm etti. Basit pas hataları da eklenince, Trabzonspor boş yere yorulup geri koşmak zorunda kaldı. Eyüpspor ise belki kadro kalitesiyle büyülemedi ama birlikte hareket etme becerisiyle Trabzonspor'un önüne adeta bir duvar ördü. Açıkçası futbolseverler için temposuz ve oldukça sıkıcı bir ilk yarı geride kaldı.
İkinci yarıda oyunun rengi biraz değişti. Felipe ve Pina'nın oyuna girmesiyle birlikte maç, iki kaleye de hızlı gidilen bir tempoya evrildi. Trabzonspor'un pas hataları ve üretim sıkıntısı kronik bir sorun gibi devam etse de Felipe'nin varlığı hücumda bir canlılık getirdi. Bordo-mavililer organize atakla çözemedikleri düğümü, bu sezonun en güvendiği silahla yani bir duran top organizasyonuyla çözmeyi başardı. Ancak bu zorlu galibiyetin tadı, hakem Oğuzhan Çakır'ın kararıyla biraz kaçtı. Oulai'ye gösterilen o "uydurma" kart, oyuncuyu Galatasaray derbisi öncesi cezalı duruma düşürdü. Milli ara sonrası oynanacak böylesine kritik bir maç öncesinde, FIFA kokartlı bir hakemin bu denli formsuz bir yönetim sergilemesi ve verilen haksız karar, sahadaki emeğe gerçekten gölge düşürdü.

7