İyi ki geldin, Salah

LIVERPOOL'da geçen yıllar, muazzam Avrupa geceleri, şampiyonluklar ve kupalar. Pek tabii ki yüzlerce gol... Salah'ı Trabzonspor formasıyla izlerken bütün o kariyeri gözümün önünden geçiyor.

Sonra KuPS maçına dönüyorum. Bir gol atmış bir gol hazırlamış. Bunca başarıya ulaşmış bir futbolcunun hâlâ böylesine iştahlı olması insana futbolu yeniden sevdiriyor. Trabzonspor maçta hiç zorlanmadı. Bu rahatlığın merkezinde elbette Salah vardı.

Onunla karşılaşan savunmacının işi zor! Sol ayağını düşünürken pasını, pas yolunu kapatırken gol sezgisini hesaba katmak zorundasınız. Bir gol bir asist. Bu ikilemin ne kadar ağır bedeli olduğunu anlatıyor. Salah hem kendi işini görüyor hem yanındaki oyuncunun işini kolaylaştırıyor.

Trabzonspor'un hücumuna kattığı en kıymetli özelliklerden biri de bu. Konferans Ligi'nde böyle bir futbolcuya sahip olmak büyük ayrıcalık. Elbette takımın düzenini koruması ve bu rahatlığı rehavete çevirmemesi gerekiyor. Fakat elinizde Salah varsa rakibin bütün hazırlığını bir anda boşa çıkarabilecek akla da sahipsiniz. Yıllar sonra bu günleri konuşurken "Salah'ı bordo-mavi formayla izledik" demenin ayrı bir heyecanı olacak. Şimdi o günlerin içindeyiz. Kıymetini bilelim.