Kağıt üzerinde küme düşme hattındaki bir takımla oynamak kolay görünebilir ama işin aslı hiç de öyle değil. Ligin bu evreleri alt sıralardaki takımlar için artık birer "hayat memat" meselesi. Takımda eksikler vardı ama gözler ister istemez Folcarelli'yi aradı. Kabul edelim bu adamın takımda bir yedeği, bir benzeri yok. O sahada olmayınca diziliş aynı kalsa bile takımın kimyası ve oyun zihniyeti tamamen değişiyor. Öte yandan ilk 11'de Ozan'ı görmek benim için sürpriz olmadı. Son haftalardaki performansıyla formayı zaten hak ediyordu.
Fatih Hoca da bu hakkı ona teslim ederek güzel bir ödül verdi. Sahaya 4-4-2'ye yakın bir düzenle çıktı Trabzonspor. Muçi biraz daha sol kanada yakın bir serbestlikteydi. Kayserispor maça topu tamamen Trabzonspor'a bırakıp hızlı hücumlarla açık arama planıyla başladı. Beklediğim o "aşırı motivasyon" durumu, Dorukhan'ın kontrolsüz girişinde kendini hemen gösterdi.
Oulai son anda ayağını çekmese, Allah korusun çok ciddi bir sakatlık izleyebilirdik. İlk yarı aslında Trabzonspor için pek de parlak gitmiyordu. Ancak sahada öyle bir dev var ki, siz pozisyon üretmekte tıkansanız bile o yarım pozisyondan gol çıkarabiliyor. Pina ortaladı, o ceza sahasında tek başınaydı ama yine en iyi bildiği işi yaptı ve kafayı yapıştırıp golünü attı. Zubkov'un bu takım için ne kadar kıymetli olduğunu artık uzun uzun anlatmaya gerek yok. Takımın resmen yaratıcılık motoru.

19