Geçen yıldan beri fragmanlarıyla birlikte ilgi gören ve cuma günü vizyona girmesiyle tüm dünyada sosyal medya üzerinden büyük tartışmalara neden olan 'The Odyssey' filminin yaratıcısı Christopher Nolan da gündemin öncelikli konularından. Bu vesileyle İngiliz sanatçının sinemasal serüvenine ve yapıtları üzerinden ortaya çıkan 'yıldız yönetmen' kavramının nasıl oluştuğuna bakalım...
Memento-Akıl Defteri (2000)
Kısa filmi 'Doodlebug'ı (1997) çekerken dairesine giren hırsız onda birtakım yeni fikirlerin doğmasına da neden oldu. Soyguncuların eşyayı karıştırırken neler düşündüklerinden yola çıkan bir hikâyenin peşine düştü ve ilk uzun metrajı 'Takip' (Following/1998) işte böyle dünyaya geldi. 'Kara film' türünden kimi unsurlarla süslü bu yapım belli ölçüde dikkat çekerken ikinci adımı 'Akıl Defteri' (Memento/2000) seyirciyi bir hayli sarsan bir film oldu. Hafıza kayıpları yaşayan eski bir sigorta müfettişinin karısının katilini bulmak için verdiği mücadeleyi anlatan çalışmada, ana karakter yaşananları ve yapacaklarını unutmamak için sürekli not alıyordu.Christopher Nolan
Haberin Devamı1970 doğumlu İngiliz yönetmen Christopher Nolan'ın sinemadaki serüveni işte bu ayak izleriyle başladı. Zamanın akışıyla oynayarak gelişen olay örgülerine sahip sonraki yapıtlarıyla öne çıkarken camiada giderek efsaneleşen bir isme dönüştü. Asıl şöhretiyse 'süper kahraman' türüne farklı bir soluk ve bakış getiren 'Batman Başlıyor' (Batman Begins/2005) ve devamı niteliğindeki 'Kara Şövalye'yle (The Dark Knight/2008) oldu. Kariyerindeki ilk hamleleri bağımsız karakterli, düşük bütçeli yapımlar ('Following' mesela 6 bin dolara mal olmuştu) olduğu için 'sanat filmleri' yaptığı ve yapacağı düşünülmüştü. Ama kendisi daha o zamanlar bu tür bir 'kimliği' reddetmişti ve zaman içinde büyük maliyetli projelerin yönetmeni olduğunu gösterdi.Oppenheimer (2023)
Kibirli bir profil
Bugün gelinen noktada Christopher Nolan geride bıraktığı 'Prestij' (The Prestige/2006), 'Başlangıç' (Inception/2020), 'Yıldızlararası' (Interstaller/2014), 'Dunkirk' (2017), 'Tenet' (2020) ve 'Oppenheimer' (2023) gibi yapıtları itibariyle öykülerine yer yer kafa karıştırıcı unsurlar serpilmiş, popüler sularda gezinen, büyük ölçekli 'entertainment' (eğlence) sinemasına göz kırpan bir yaratıcı. Ve en önemlisi 'star yönetmen' kavramının günümüzdeki tam karşılığı. Nedir 'star yönetmen', hemen açıklayalım: Ne yaptığı, ne çektiği sürekli merak edilen, filmlerindeki oyuncular kadar şöhretli, albenili (ve de tabii ki kibirli) bir profil.
Haberin DevamıElbette 'yedinci sanat'ın geçmişinde (Örneğin; John Ford, Alfred Hitchcock, Martin Scorsese, David Lean, David Lynch) bu tür ismi yıldız oyuncular kadar etkili, ekol olmuş yönetmenler vardı ama onlar farklı bir dünyanın yaratıcılarıydılar. Artık sosyal medya düzeni içindeyiz ve bu dönemin sinemacıları da farklı reflekslerin tezahürü. Kuşkusuz bunda sinemanın giderek eskiyen bir sanat oluşu ama buna mukabil gelişen teknoloji sayesinde anlatım biçimlerinin, ayakta durma, kalma reflekslerinin değişiminin farklı profillerin yaratılmasına neden oluşu da var. Buna 'sosyal medya'yla yaratılan ve bütün dünya ölçeğinde verilen olumlu-olumsuz tepkileri ekleyin; ilgi, tartışma, ayrışma, kutuplaşma vs. derken birden o yapıt (sinema, resim, müzik, heykel fark etmez) ait olduğu suların çok ötesine taşınıyor.
Haberin DevamıBurada da bence yaratıcının duruşu, meseleyi ortaya koyuşu öne çıkıyor. Örneğin Christopher Nolan'ın cuma günü tüm dünyayla birlikte bizde de gösterime giren son filmi 'The Odyssey'yi ele alalım. Homeros'un ünlü destanının uyarlaması niteliğindeki bu çalışmaya ilişkin geçen yıldan itibaren paylaşılan kimi trailer'larla (fragman) birlikte sunulan görüntülerle askerlerin kostümlerinden yahut kimi karakterlere kadar "Böyle dönem filmi mi olur", "Bu serbest bir uyarlama, niye olmasın", "Truvalı Helen siyah bir oyuncuya mı oynatılır" türünden tartışmalar başladı. Ben bu tartışmaların Nolan tarafından bir PR (halkla ilişkiler-tanıtım) çalışması olarak yaratıldığı kanaatindeyim.

22