Sahne ışıklarının gizlediği hayatlar...

Sahne yıldızının perde gerisindeki kırılganlığını keşfeden 'Mother Mary', sanat ve arkadaşlığın sınırlarını soruyor: Bir diva yaratanla terk eden diva arasında sevgi mi, öfke mi kalır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, David Lowery'nin 'Mother Mary' filmini sanatçıların kamusal ikonluk ve özel hayatları arasındaki boşluğu inceleyen bir yapıt olarak değerlendirir. Yönetmenin teatral görselliği ve Michaela Coel'in oyunculuğu güçlü bulsa da, karakterlerin derinliğine ve diyalog tekrarından şikayetçidir. Peki, 'ikonların perde gerisi' türü yapımlar seyircilere sanatçıların gerçek insanlığını gösterebiliyor mu yoksa sadece new myth mi üretiyoruz?

Yeniden sahnelere dönmeden önce eski dostu ve kostüm tasarımcısından kendisi için yeni bir elbise tasarlamasını isteyen bir pop ikonu... David Lowery imzalı 'Mother Mary' sanatçılığın iç dünyasında gezinirken mistik alanlara da uğrayan, yer yer teatral ama görsel açıdan güçlü bir çalışma olmuş. Filmi iki isim, Anne Hathaway ve Michaela Coel sürüklüyor.

Bir 'pop ikonu' konumundaki Mother Mary geçirdiği trajik kazanın ardından yeniden sahneye dönmek üzeredir. Ama bu süreçte kendini bir boşluğun içinde hisseder ve çareyi Los Angeles'tan uçağa atlayıp Heathrow'a inerek Londra dışında, kırsalda yaşayan eski arkadaşı Sam Anselm'e sığınmakta bulur. Aslında moda tasarımcısı olan ve Mary'nin kariyer yolculuğundaki en önemli yapıtaşı konumundaki Sam'le araları bozuktur. Yıllar önce ilişkileri kopmuş ve Sam cephesi ayrılık acısının izlerini henüz silememiştir.Anne Hathaway, Mary'de Beyonce'den ilham aldığını söylüyor. Michaela Coel (soldaki) ise Sam Anselm'de üst düzey
bir oyunculuk sergiliyor.

Mary eski dostundan müzik arenasına geri dönüş yolunda kendisine yeni ve etkileyici bir kostüm tasarlamasını ister. Karşı taraf geçmişin tortuları açısından bu yardım çağrısına pek cevap vermez ama Sam'in stüdyo olarak da kullandığı, gotik tarzı bir mimariye sahip, eski ahırdan bozma devasa mekânda geçirdikleri zaman diliminde hem bir yandan tozlu defterler aralanacak hem de kostümün ortaya çıkması için harekete geçilecektir...

Haberin Devamı

Kariyerinde 'Ölümsüz Aşk' (Ain't them Bodies Saints/2013), 'Pete ve Ejderhası' (Pete's Dragon/2016), 'A Ghost Story' (2017), 'İhtiyar Adam ve Silah' (The Old Man&the Gun/2018) ve 'Yeşil Şövalye' (The Green Knight/2021) gibi hatırı sayılır adımları olan David Lowery'nin imzasını taşıyan 'Mother Mary' bir 'diva'nın en yakını kimliğine sahip eski moda tasarımcısıyla buluşup aralarındaki buzları eritirken dengenin iki kutbundaki ana karakterlerin iç dünyalarına uzanan, oralarda gezinen ve bu süreçte yer yer 'spiritüel' duraklara da uğrayan bir çalışma.

İkonların perde gerisi

Karşılıklı diyaloglara dayanan, teatral bir yapı barındıran ve bir noktadan sonra 'korku filmi' sularında gezinen 'Mother Mary' için duyguların ve ruhsal çeperlerin ön plana çıktığı bir öykünün görselleştirilmesi diyebiliriz.

Sahne üzerinde bir tanrıça, bir büyük 'diva' ya da ikon olarak gördüğümüz varlıkların perde gerisi kırılganlıklarına, zaaflarına, zayıflıklarına ilişkin çok sayıda yapım izledik elbette. David Lowery'nin yapıtı bu açıdan en azından kâğıt üzerinde birçok filmi çağrıştırıyor; örneğin demans problemleriyle uğraşan bir tiyatro yıldızının asistanıyla ilişkileri üzerinden ilerleyen bir öyküye sahip, Jessica Lange'li 'Muhteşem Lillian Hall' (The Great Lillian Hall/Yön: Michael Cristofer/2024) gibi. Ya da bir megastarın yaşlılığıyla yüzleşmesi ve artık kızıyla ilgilenmek isterken geç kaldığını fark etmesini, bu arada menajeriyle de ayrılık vakti geldiğini anlamasını anlatan, George Clooney'li 'Jay Kelly' (Yön: Noah Baumbach/2025) gibi.

Haberin Devamı

Lakin müzik dünyasındaki gezintisi itibariyle uzaktan uzağa 'Velvet Goldmine' (Yön: Todd Haynes/1998) çağrışımı da var 'Mother Mary'de. Ve sipariş edilen bir kostüm ve onun yaratım sürecini perdeye taşımasıyla Ferzan Özpetek'in son çalışması 'Elmaslar' (Diamanti/2024) da
akla geliyor. Ama asıl birinci dereceden akrabalıklar, başrolünde Natalie Portman'ı izlediğimiz 2018 yapımı, Brady Corbet imzalı 'Vox Lux'la ve öykünün içerdiği metafizik unsurlarla birlikte 'Gülümse 2'yle (Smile 2/Yön: Parker Finn/2024) kurulabilir.

Yabancı eleştirmenlerin bir kısmı, filmi özellikle görsel vizyonu ve atmosferi dolayısıyla (bunu Mother Mary'nin sahneye çıktığı bölümler için söylüyorlar) beğenmişler. Ama bir diğer kısmı da
karakterleri derinliksiz bulmuş. Evet, bence de zaman zaman karakterler klişe pozisyonlara düşüyor ve diyaloglar sanki kendini tekrarlıyor ki filmin bir yerinde Mary, Sam'e "Bu metaforlar yorucu" diyor ve sanki senaryonun nasıl olduğunun film de farkında demeye getiriyor! Ama hem David Lowery'nin, görüntü yönetmenleri Andrew Droz Palermo ve Rina Yang'ın kadrajları vasıtasıyla kurduğu dünya hem de kimi hipnotik sahneler filmi izlenmeye değer, ruhumuzdan çok gözümüzü okşayan bir yapıt haline getiriyor. Örneğin mistik bir yapıya sahip 'kırmızı elbise' sahnesi ve sonrasında Mary ve Sam'in ortak hayalet seansıyla bir tür şeytan çıkarma ayinini hatırlatan operasyonları (!) 'Mother Mary'nin çekici görselliğini üst noktalara taşıyan bölümlerdi.

Haberin Devamı

Öyküyü ayakta tutan iki ana karaktere hayat veren isimlere gelince; Mary'de Anne Hathaway birçok yabancı eleştirmenin de altını çizdiği gibi Lady Gaga, Taylor Swift, Madonna ve Beyonce karışımı bir portre ortaya koymuş. Yönetmen Lowery söyleşilerinde Taylor Swift'in sahne performanslarından yola çıktığını belirtse de Hathaway, Beyonce'den ilham aldığını söylemiş. Oyuncu Jack Antonoff, Charli xcx ve FKA Twigs'in şarkılarını seslendirirken Mary'nin, Sam'in isteği üzerine müziksiz dans gösterisine giriştiği ve adeta 'Şeytan'dan ('The Exorcist'/Yön: William Friedkin/1973) pasajlar sunduğu bölümde özel bir performans sergiliyor.