Kurgusal Minnesota kasabası Normal'a geçici olarak atanan Şerif Ulysses, sakin ve huzur verici bulduğu ortamın kanlı sırlar barındırdığını çok geçmeden fark edecektir. Senaryosunu 'John Wick' ve 'Nobody' serilerine imza atan Derek Kolstad'in kaleme aldığı yapımı Bob Odenkirk sürüklüyor.
Minnesota'da küçük bir kasaba; ismi Normal... Ulysses Richardson, bir önceki şerifin ölümünün ardından bu göreve geçici olarak atanmıştır. Eşinden ayrıdır ama ona ısrarla yeni yerine ilişkin sıkça mesajlar yollar. Mütevazı insanlarla dolu, herkesin birbirine selam verdiği, nezaketin ön planda olduğu ve karın her tarafı kapladığı, küçük nüfuslu bir Orta Batı yerleşim bölgesidir burası... Ulysses için de hem yaşadığı ayrılıktan kalan izleri hem de mesleki açıdan eski bir vicdan azabını silmek ya da azaltabilmek için bir fırsat durağıdır Normal. Lakin bir banka soygunu ihbarıyla başlayan süreçte bölgenin hiç de normal olmadığını (!) anlayacak, kısa sürede işler çığırından çıkacaktır.
Haberin DevamıKesişen yollar
Derek Kolstad ilk 'John Wick'in senaristi olarak ön plana çıktı. Keanu Reeves'ın sürüklediği 2014 tarihli çalışma kısa zamanda 'kült yapım' statüsüne kavuşup (şimdilik!) dört filmlik bir seriye dönüşürken yazılan metinlerin ardında ana kalem olarak hep o vardı. Bob Odenkirk önce 'Breaking Bad'de, sonra da 'Better Call Saul' dizilerinde parlayan bir aktördü. Peşi sıra ikisinin yolları kesişti ve Kolstad, Odenkirk için 'Nobody'yi (2021) yazdı ve sıradan görünümlü bir adamın acımasız ve sert bir aksiyon kahramanı çizgisine taşındığı bu yapıt da büyük ilgi gördü, 2025'te de ikincisi çekildi. İkili şimdi de girişte konusunu özetlediğim 'Normal'la huzurumuzda. Senaryosunu Kolstad'in yazdığı, ana karakteri Ulysses'e Odenkirk'ün hayat verdiği, yönetmen koltuğuna Ben Wheatley'nin oturduğu yapım, başta 'Fargo' olmak üzere kimi filmler ve temalardan esintiler taşıyor.
Gizemli ve kendini sonradan ele veren kasabalar bildik bir motiftir. Bir yabancı gelir ve sonradan sırrına vâkıf olduğu yerde ya yok olur ya da girdiği mücadeleyi bir şekilde kazanır. Bu form, daha çok aksiyon ve gerilim sinemasına ilham verir. Lakin David Lynch filmografisinden de çok iyi biliriz ki 'Amerikan taşrası' tekinsizdir ve büyük usta böylesi bir manzarayı sarsıcı bir dille uçlara taşır. Derek Kolstad'in kaleme aldığı 'Kasaba'daysa sırlar bir bir açılırken ve ana karakter Ulysses'in başlarda romantikçe ele aldığı profiller adeta katil sürüsü hüviyeti kazanırken film boyunca girişte, Osaka'daki bir 'Yakuza (Japon mafyası) buluşmasında yaşanan şiddetin artçıları bütün bir öyküye yayılıyor. Kapalı toplumlara çomak sokmak zorunda kalan formasyon ilk elde akla, sonradan yeni versiyonu da çekilen 1973 tarihli 'The Wicker Man'i (Yön: Robin Hardy) getirir. Öte yandan bütün kasabanın aslında vampir olması ya da zombiye dönüşmesi gibi örnekler de vardır.
Haberin Devamı'Normal'ın çağrıştırdıkları bu kadarla sınırlı değil; genel hava (soğuk, buzlu iklim ve bir şerif) Coen Biraderler'in 'Fargo'sunu (1996) da çağrıştırıyor ki birçok yabancı eleştirmenin de altını çizdiği gibi Ulysses'in yerine geldiği, ölen bir önceki şerifin soyadının Gunderston olması ve 'Fargo'nun Frances McDormand'ın canlandırdığı ana karakterinin Marge Gunderson ismini taşıması bu bağı belli ölçülerde güçlendiriyor. Ama tabii ki 'Normal', 'Fargo' türü bir sinemasal zenginlik ve çekicilik barındırmıyor. Aslında bu yapım üzerinden gelinen nokta şu; Derek Kolstad ilgi gören ve gişede çok tutan önce 'John Wick', sonra da 'Nobody' serilerinde uyguladığı formülü (kendi yolunda giden bir karakter, zoraki bir şekilde belaların içine çekilir, o da bu durumda adeta geçmişi acılı bir western profiliyle silaha sarılarak, önüne çıkan herkesi yok ederek cezalarını keser) bir kez daha sahaya sürmüş. Ne var ki bu kez söz konusu formül (ya da taktik) belli noktalara kadar işe yarayıp seyircinin ilgisini çekse de genel toplamda çizgiyi aşan bir yapıt statüsüne ulaşamamış.
Haberin DevamıBob Odenkirk'ün 'Nobody'deki karaktere benzer bir çerçeve sunduğu ve oyuncunun maharetleri sayesinde daha bir izlenir hale gelen 'Normal' yer yer komik bir çalışma. Ama filme asıl damgasını vuran motifler sürekli çatışmaların olduğu, yaratıcı olduğu fikriyle çekilmiş kimi şiddet sahneleri (bir şarap tıpasıyla başlayan organize aksiyon sayesinde duvardaki hatıra bir tüfeğin ateş alması ve Yakuza şefinin dağılan kafası gibi) ve sürekli cephe değiştiren karakterlerle birlikte sempatik iki banka soyguncusuyla hareket etmek zorunda kalan bir şerif olarak ifade edilebilir. Senarist Kolstad'in klişeleşmiş senaryosu bu kez fazla tat vermese de yine de izlenebilir bir yapım var karşımızda.

14