Siyah olduğu için sistem dışı bırakılarak çorba yapılmak üzere kenara koyulan bir tavuk, kendini gözüne kestiren şoförün arabasından kaçarak yaşlı bir adamın mekânına sığınır ve buradaki kümeste ayakta kalma mücadelesine soyunur. Macar yönetmen György Palfi'nin Yunanistan'da çektiği, öyküsünde kimi toplumsal ve siyasi göndermeler barındıran 'Tavuk', Türkiye prömiyerini bu yılki İstanbul Film Festivali'nde gerçekleştirmiş ve Uluslararası Yarışma bölümünde Mansiyon Ödülü'nü kazanmıştı.
Her şey bir tavuk üretme fabrikasında başlar. Hayata 'Merhaba' diyen civcivler içinde biri renginden dolayı aykırı gözükmektedir. Siyah olması, onun endüstri dışı bir noktaya taşınması demektir. Ulaştırma işini üstlenen kamyonun şoförü onu gözüne kestirir; "Patron bunu hayatta almaz ama benim hanım bir güzel çorbasını yapar" diyerek sistem dışına iter! Lakin bizimki özgürlüğüne düşkündür, kamyon benzin istasyonuna uğradığında bir yolunu bulup kaçar. Markete girer, ortalıkta varlığını hissettirir, dışarı çıktığında bir tilkinin akşam yemeği menüsü için hedefi olur. Bir şekilde, 'ezeli' rakibinin saf dışı bırakılmasını sağlar ve eski bir restorana sığınır. Buranın yaşlı sahibi onu kümesine yerleştirir, artık 'kahramanımız' için yeni bir hayat serüveni vardır. Diğer tavuklarla birlikte günlük yumurta üretimine katkıda bulunurken her seferinde kaçmak için hamlelere girişir. Ve kümesin horozunun gizli geçit olarak kullandığı yolu keşfeder; gündüzleri hürriyetinin tadını çıkarır, akşamları 'kışlasına' döner. Ama etraftaki kimi yasadışı gelişmelerden çok geçmeden o da nasibini alır...Tavuk
◊ Yönetmen: György Palfi
◊ Oyuncular: Ioannis Kokiasmenos, Maria Diakopanagioti, Argyris Pantazaras, Machmout Bamerni, Chronis Barbarian, Antonis Kafetzopoulos, Nikos Kattis, Dimitris Pelekis, Antonis Tsiotsiopoulos
◊ Almanya-Yunanistan-Macaristan ortak yapımı
Macaristan tarihini 3 kuşak erkek üzerinden perdeye taşıyan, tuhaf ve (bence) büyüleyici anlatıma sahip 'Taxidermia'sıyla (2006) tanıdığımız György Palfi, 'Tavuk'ta (Macarca ismi 'Hen', Yunanca ismi 'Kota') yine farklı bir anlatımla karşımızda.
Bir hayvanın gözünden akıp giden hayatın, mücadelenin, ayakta kalmanın, insanlar arası ilişkilerin perdedeki yansımasının ilk büyük adımı Robert Bresson'un klasiği 'Rastgele Balthazar'dır (Au hasard Balthazar/1966).
Söz konusu yapıt bir eşeğin odağında hayatın acı-tatlı yanlarını hüzün dolu bir öyküyle anlatır. Yakın zaman önce Polonyalı usta yönetmen Jerzy Skolimowski, kendini ağlatan tek yapım olduğunu söylediği 'Rastgele Balthazar'a saygı niteliğindeki 2022 tarihli son çalışması 'Aİ'de (EO) yine bir eşeğin modern hayat denklemi içindeki varoluşunu sinemaya taşımıştı. Bu kulvardaki bir başka etkileyici çalışma, 2024 tarihli Oscar ödüllü Letonya yapımı animasyon harikası 'Flow: Bir Kedinin Yolculuğu'ydu (Yön: Gints Zilbalodis). Parantez içinde Ceyda Torun'un tüm dünyada ilgi gören 'Kedi' (2016) adlı filmi de var ama bu yapım bir kahramandan ziyade birçok kediye odaklanıyor ve patili dostlarımızın İstanbul'un gündelik yaşamı içindeki varlıklarını anlatıyordu.
'Tavuk' Bresson'un mirasını bu kez bir kümes hayvanı üzerinden yeni bakış açılarıyla donatarak seyircisine sunuyor. György Palfi, hayat arkadaşı Ruttkay Zsofia'yla birlikte (genelde ortak çalışıyorlar) senaryosunu kaleme aldığı son adımında bir tavuğun hayatta kalma uğraşını komik, dramatik, düşündürücü ve şimdiki zamanın kimi refleksleri (göçmen meselesi mesela) eşliğinde anlatıyor. Kahramanımız siyah renkli tavuk, gayet zeki, sezgileri güçlü, hafif gamsız ama özgüveni yerinde bir kimliğe sahip ve her düştüğü badireden, her kapıldığı girdaptan sağlam çıkmayı başarıyor. Görüntü yönetmeni Giorgos Karvelas'ın kamerasını tavuğun görüş hizasına indirerek farklı perspektifler eşliğinde anlattığı öykünün toplumsal gidişata da kulak kabartan bir arka planı var. Örneğin başlarda sol görüşlü eylemcilerle polis arasındaki arbedede ortada gezinen tavuğun hali çok hoştu. Keza bence filmin doruk noktası tavuğun sığındığı yerin yaşlı sahibinin, göçmen kaçakçılığı yapan kızının sevgilisini polise ihbar ettiği sahnelerdeki klipvari anlatımdı. Bu sekansta hem polis baskınını hem de tavuğun kümese yeni gelen horoza sevdalanmasını izliyorduk. Ama asıl adrenalini artıran unsur bu sahneler gözümüzün önünden geçerken ses bandından yükselen Manolis Aggelopoulos'un ölümsüz klasiği 'Ta Mavra Matia Sou' adlı şarkısıydı (bu eserin bizdeki uyarlaması sözleri, bu yıl kaybettiğimiz Ülkü Aker'e ait olan, Nilüfer'in seslendirdiği 'Taa Uzak Yollardan'dır).
Haberin Devamı'Tavuk' kimi yapımları andırsa da elbette asıl referansı Bresson'un 'Rastgele Balthazar'ı. Burada da bir direniş ve azim hikâyesine tanıklık ederken sağlam bir kişiliğe sahip bir hayvanın mücadelesini izliyoruz.
Rotasını çizmeye çalışıyor
Bir civciv büyüyüp tavuğa dönüştüğünde özgürlüğüne düşkün bir karaktere sahip oluyor ve arka planda yaşanan insana dair iyilikler ve kötülükler arasında rotasını çizmeye çabalıyor. Elbette bu hikâye metaforik göndermeler de içeriyor.

4