Zamanının büyük ilgi görmüş kara komedilerinden 'Güllerin Savaşı' farklı bir uyarlamayla karşımızda. 'Güller' adını taşıyan bu versiyon birbirini tutkuyla severek evlenen mimar Theo Rose ve mutfak şefi Ivy Rose'un zaman içinde birbirlerinden nefret eden iki kişiye dönüşmesini anlatıyor. Orijinal filmde Kathleen Turner ve Michael Douglas'ın canlandırdığı ana karakterlere bu kez Olivia Colman ve Benedict Cumberbatch hayat vermiş.
Warren Adler'ın 1981 tarihli romanından 1989'da sinemaya uyarlanan 'Güllerin Savaşı' (The War of the Roses), hukukçu Oliver Rose'la, tutkuyla sevip evlendiği Barbara Rose arasında çocuklar büyüyünce başlayan sorunlar üzerine bir öyküye sahipti. Yapımda ana karakterleri canlandıran Kathleen Turner ve Michael Douglas'ın dışında Gavin D'Amato'ya hayat veren ve böylelikle hacimli bir rolle seyirci karşısına çıkan Danny DeVito, aynı zamanda filmin yönetmeniydi. 'Güllerin Savaşı' sinematografik açıdan önemli olmasa da kitlelerin sevdiği, evlilik üzerine yapılmış kayda değer bir kara komediydi ve popüler kültürün zihninde kendine hatırı sayılır bir yer buldu.
Bu hafta itibariyle salonlarımıza misafir olan 'Güller' (The Roses) aynı metni bir kez daha ama şimdiki zaman rötuşları eşliğinde perdeye taşıyan bir adım olmuş. Bu yeni versiyonu 'Avanak Ajan' (Austin Powers) serisinin yanı sıra 'Zor Baba' (Meet the Parents) ve 'Zor Baba ve Dünür' (Meet the Fockers) gibi komedilere imza atan ama kariyerindeki asıl parlak işleri McCarthy döneminin muhalif senaristi Dalton Trumbo'nun yaşadıklarını anlatan 'Trumbo' ve #MeToo meselesinin basın ayağında dolaşan 'Skandal' (Bombshell) olan Jay Roach yönetmiş. Warren Adler'ın romanını farklı yorumlayan söz konusu son 'Güller'in senaristi de 'Sarayın Gözdesi' (The Favourite) ve 'Zavallılar' (Poor Things) isimli Yorgos Lanthimos filmlerinden hatırladığımız Tony McNamara olmuş.
Haberin DevamıSon uyarlama Britanya'da başlıyor. Çalıştığı şirkette balkonsuz apartmanlardan oluşan bir projeye, modernitenin insanları artık balık istifi dizilen bir modele mecbur bıraktığı için itiraz eden mimar Theo Rose, sıkıntısını dağıtmak için mekânın mutfağında soluklanmak istiyor. Ve burada görüp etkilendiği şef Ivy'ye anında tutuluyor; ikili soğuk depoda sevişerek yeni bir geleceğe doğru uzanıyor.
10 yıl sonra Theo ve Ivy'yi Kaliforniya'da görüyoruz. Theo heyecan verici projelere imza atan bir mimar, Ivy ise iki çocuğunu büyütmeye çalışan bir annedir artık. Bu arada miniklerin hafiften büyümeye başlamasıyla Ivy, eski sevdasına dönüyor ve iki yardımcıyla 'We've Got Crabs!' adlı mütevazı bir lokanta açıyor. O esnada Theo da özellikle çatısındaki yelken tasarımıyla büyük sükse yapan Denizcilik Müzesi'nin mimarı olarak ön plana çıkıyor. Tesadüf bu ya, bir gece yörede şiddetli bir fırtına patlıyor, çevrede sığınacak yer arayan insanlar Ivy'nin restoranında soluğu alırken müşteriler arasındaki bir yemek eleştirmeni mekânın kaderini değiştiriyor. Bu arada aynı gece kaderi değişen biri daha var; eserine güvenen ama fırtınada tasarladığı müze tamamen çöken Theo. Üstelik bu talihsiz gelişmeler etraftaki konuklar tarafından telefonda kayda alınıp sosyal medyaya düşünce trajedinin boyutları çok daha katlanıyor.
Haberin DevamıBu iki olay çift arasındaki dengeyi de bozuyor; Ivy giderek yükselen ve el üstünde tutulan bir şef olup büyük bir restoran zinciri patronuna dönüşerken Theo rezil olmuş bir mimar sıfatıyla ortalığa pek çıkmak istemeyen ve sadece çocuklarının bakımını üstlenen baba kimliğine bürünüyor. Bu yeni rol dağılımı ikilinin giderek sallanmaya başlayan ilişkilerindeki makasın fazlasıyla açılmasına ve geri dönülmeyecek bir noktaya gelmesine neden oluyor.
'Bir Yıldız Doğuyor' tadı var
'Güller' elbette zamane dinamiklerini göz önüne alarak yola çıkmış bir film. Senarist McNamara'nın feminist bir kimlikle donattığı Ivy üzerinden modern bir profil izliyoruz. Giderek işi önemseyen ve çocuklarının gelişimini koşullar gereği eşine bırakmak zorunda kalan bir karakter var karşımızda. Ama ne yazık ki bir süre sonra işkoliklik yaralayıcı bir meseleye dönüşüyor ve öykü onu, çocuklarının sevgisini kaybeden bir anne cephesine taşıyor. 'Güller' aslına bakılırsa bence bir yanıyla 'Bir Yıldız Doğuyor' (A Star is Born) anlatılarının yeni bir versiyonu havasına da ulaşıyor.
Haberin Devamıİş hayatında yükselirken sevgiye ve şefkate olan ihtiyacı giderek artan bir kadın ve onun narsisizm yüklü kocası arasında biçimlenen gidişatıyla 'Güller', 'her şey dozunda olmalı' gibi bir 'kıssadan hisse'ye sahip. Ama öte yandan bu film Ivy-Theo ikilisinin çevresinde olan iki çiftle birlikte aynı zamanda ana karakterlerin İngiliz olmasından kaynaklı bir Britanya-Amerika ekollerinin çatışması, kültürel farklılıklar, profiller vs. gibi noktalar üzerinden gelişen kimi vurgulara ve çelişkilerden doğan esprilere de alan açıyor.
Oyunculuklara gelince; egosu her daim tavan yapan mimar Theo'da Benedict Cumberbatch karakterinin tüm bencil yanlarını İngiliz humoruyla süsleyerek yansıtmada çok başarılı. Son dönemin en dikkat çekici isimlerinden Olivia Colman da şeflik kariyerinde istemeden yükselen, asıl derdi çocuklarının ve kocasının kendisini sevmesi olan Ivy'de fazlasıyla inandırıcı. Ama ben film boyunca Cumberbatch ve Colman arasında inandırıcı bir kimya göremedim, sanki ikisi ayrı ayrı şahaneydi.