Geride kalanlar...

Ölümcül bir grip virüsünün etkili olduğu ve nüfusun büyük bölümünü yok ettiği bir dünyada geride kalanlar da adeta birbirine düşmüştür. 2012 tarihli bir romanın 'pandemi yaşamış' gezegenin psikolojisini de içine katarak sinemaya uyarlandığı izlenimini veren 'Köpek ve Yıldızlar', efsanevi yönetmen Ridley Scott'ın imzasını taşıyor. Bu distopik yapımın başrollerinde Jacob Elordi, Margaret Qualley, Josh Brolin ve Guy Pearce var.

Yıl 2035... Dünya ölümcül bir grip virüsü sonucu büyük bir tahribat geçirmiştir. İnsanlar kitleler halinde hayatlarını kaybetmiş, nüfus azalmıştır ancak küçük gruplar ayakta kalmaya çalışmaktadır. Öte yandan vahşi avcı sürüleri şeklinde hareket edenler, az ya da çok kişili topluluklara saldırarak onları öldürüp kaynaklarına el koymaktadır. Bu ortamda eski bir mekaniker olan Hig, çok sevdiği köpeği Jasper ve eski bir deniz piyadesi Bangley'yle birlikte Colorado'da, harap bir hangarda kendine ait hayat düzeni tutturmuştur. Cessna model çift kanatlı eski tip uçağıyla arada bir havalanır, zamanında yaşadığı evini ziyaret eder, vefat etmiş eşiyle sanki buluşmaya gider gibi bir ruh haline girer. Bir yandan da yakınlardaki bir bölgede hayatta kalan ama bulaşıcı virüs nedeniyle izole bir modelde hareket eden çocuklara ve onların bakımını üstlenen gruba yardımcı olur.

Haberin Devamı

Günün birinde Grand Junction adlı hava istasyonundan aldığı ve net olarak duyamadığı telsiz mesajı, yeni bir hedefe odaklanması için gerekçeye dönüşür. Bangley'nin 'Gitme' ısrarlarına rağmen uçağıyla yola çıkar ve arayışına başlar.

Peter Heller'ın 'The Dog Stars' adlı romanı 2012'de yayımlanırken COVID-19 gibi bir bela henüz ortada yoktu. Bu açıdan Amerikalı yazarın eseri aslında yaşadığımız pandemi döneminin bir tür yazınsal öncüsü. Ama öte yandan söz konusu yapıt daha keskin dönemeçlere ve öngörülere sahipti ve genel çizgisiyle distopik bir evreni tasvir ediyordu. Sinemanın yaşayan en büyük efsanelerinden Ridley Scott son çalışmasında işte bu kitabı perdeye taşımış. Girişte konusunu özetlediğim, bizde 'Köpek ve Yıldızlar' ismiyle vizyona giren yapım kendini 'yalnız' hisseden bir pilotun öncülüğünde yıkık dökük bir dünyanın tasvirine soyunuyor.

Distopik öyküler sinemanın belki de en eski kaynağıdır. Düşünsenize, yedinci sanatın hem bu kategorideki hem de genel tablo içindeki en unutulmaz eserlerinden biri olan 'Metropolis' (Yön: Fritz Lang) 1927'de çekildi. Aradan geçen sürede onca fütüristik yapım izledik. Son dönem örneklerindeyse büyük bir felaketin (nükleer savaş, yaratıkların istilası, virüs vs.) ardından ayakta kalan ve hayatlarını sürdürmekte zorlanan karakterleri anlatan yapımların belki hepsinde değil ama çoğunda 'kötüler'i zombiler temsil ediyordu. Bu açıdan 'Köpek ve Yıldızlar' kâğıt üstünde 'I Am Legend' (özellikle ana karakterin Jasper adlı köpeği dolayısıyla da), '28 Years Later', 'The Walking Dead', 'The Last of Us' gibi film ve serileri de andırıyor. Listeye 'Mad Max'i, Cormac McCarthy uyarlaması 'The Road'u, hatta 'Fallout'u (ki bence çok çok iyi bir dizi) da ekleyebiliriz.

Haberin Devamı

Ridley Scott senaryosunu Mark L. Smith ve Christopher Wilkinson'ın kaleme aldığı bu uyarlamada aslında bildiği sularda yüzüyor. Çünkü kendisi sinema tarihinin en önemli bilimkurgularından 'Alien' (1979) ve 'Blade Runner'a (1982) imza atmış bir yaratıcı. Dolayısıyla karanlık bir gelecek, yalnızlık, tekinsizlik, dış güçler kaynaklı korku onun hâkim olduğu temalar.

Aslında zıt kişilikler

'Köpek ve Yıldızlar'da ana karakterler Hig ve Bangley zorluklara birlikte göğüs gerseler de aslında zıt kişiliklere sahipler. Genç olan romantik ve umutlu ki bu yüzden 'Grand Junction'dan gelen mesajın peşine düşüyor. Daha yaşlı ve tecrübeli olansa garantici ve hayatta kalma çabası içinde. O da elinde otomatik silahları, hangar çevresinde hareket eden herkesi, her şeyi düşman kabul ederek sorgulamadan avlıyor. Bu durum da ikisinin arasında vicdani bir yarılmaya sebep oluyor. Hig mesajın peşinden gitmek için çıktığı yolculukta, zorunlu bir inişin ardından çiftçi bir baba-kızla karşılaşıyor. Babanın düşmanca yaklaşımına karşın kızının hoşgörülü ve yardımsever tavrı duygusal bir ilişkinin kapısını aralarken geçmişi acılı pilotun zihnine de 'Yerleşik düzene mi geçsem' sorusunu düşürüyor.

Haberin Devamı

Doğrusunu söylemek gerekirse 'Köpek ve Yıldızlar' kendi ligindeki adımların pek de önüne geçemiyor. Öyküsü, gelişmeleri, uğradığı istasyonlar bildik, tanıdık. Ama öte yandan Ridley Scott gibi bir ustanın elinden çıktığı için izlenmesi zevkli çünkü film akıp gidiyor. Scott yaşlandıkça aksiliği (!) artan ama öte yandan üretkenliği hiç sekteye uğramayan bir yaratıcı. Son dönemdeki 'Napolyon' ve 'Gladyatör II' her ne kadar beklenenin altında kalsa da ilgi gören ve tartışılan yapımlar oldu. Bence üstadın repertuvarındaki son büyük film 'Son Düello'ydu (The Last Duel). Bu arada ironik bir durum: Yönetmenin ilk filmi de 'Düellocular'dı (The Duellists/1977).

Haberin Devamı

Evet, katıksız bir Ridley Scott hayranı olan bendeniz de 'Köpek ve Yıldızlar'ı çok beğenmedim (oysa fragmanını izlediğimde son zamanlarda en çok heyecanlandığım film olmuştu). Fakat yine de daha önce belirttiğim gibi seyir zevki yüksek ve kendinizi kaptırdığınızda içinde kaybolacağınız bir yapım olmuş. Özellikle Bangley hangardayken yapılan saldırı bölümü filmin aksiyon açısından zirvesi ve yönetmen bu alandaki maharetlerinin eskimediğini bir kez daha göstermiş. İşte bu aşamada önemli bir noktanın altını çizmek isterim. Kasım 2026'da 89 yaşına girecek Ridley Scott'ı fazlasıyla üretken ve bu tür bir projenin üstesinden gelebilen bir yönetmen profili çizdiği için bence özel olarak tebrik etmek gerekiyor. Üstüne üstlük çarşamba günü basına yansıyan açıklamalarında 2017 tarihli, Michael Fassbender'lı 'Alien: Covenant' filminin devamı için çalıştığını belirtti.