Yaşam bize öğretmenlerimizin verdiği en büyük armağandır...

"Küçülen dünyanın en büyük sorunlarından biri, büyümesi gereken çağdaş eğitimdir.

En önemli öğesi de; bireyin, ulusun ve devletin teminatı olan çağdaş öğretmendir."

Bilme zorunluluğu olan, sonuçtan çok nedenlerini önceleyen bir meslek grubudur öğretmenlik.

Öğrenen ve öğreten, şekillendiren ve şekillenen erdemleri ile nitelikli yurttaş yetiştiren insandır öğretmen.

Pedagojik ilkeleri bilen ve uygulayan nesnel bir halk kahramanıdır.

Meslek hayatı boyunca, dileyenin hayallerine kanat takandır.

Bu bağlamda herkesin bir kahramanı, onu da yetiştiren kahramanları vardır.

İzleyen ve hatta daha çok izlenen bir konumdadır.

Başöğretmenimizin de dediği gibi, öğretmen, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

Takdiri, şükranı ve minneti en çok hak eden bir mesleğin kutlaması var bugün.

Ama ne yazık ki; mum gibi olmakla, mum gibi erimenin de karıştığı bir gün bugün..."

"Böyle olmamalıydı...

Benim için bir adı da güneş olan Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'e rağmen Araf'ta bir toplum olmamalıydık.

Bir sohbette, Fikret'in şairliğine laf eden birine;
''O karanlık içinde bir nur gören ve halkı o nura doğru götürmeye çalışan Fikret bu feryadı koparırken sizler nerelerdeydiniz'' diye sorar.

Ne muhteşem bir deyiş; "Sizler neredeydiniz.."

Bir toplantıda gençlerden izin alarak Fikret'in Ferda'sını okur;

Ferda; gelecek demektir, yarınlar demektir.

Bir bölümünü günümüz Türkçesi ile aktarmak isterim;

Unutma, asrın şimşeklerle (aydınlanan) ilerleme çağıdır

Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,

Bir yükselme ufku açılır, yükselir hayat;

Yükselmeyen düşer, ya ilerleme ya gerileme!

Yükselmeli, dokunmalı alnın semalara;

Doymaz insan dedikleri kuş yükselmeye...

Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır;

Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!

Bizler, Tevfik Fikret'in şiirindeki temel amacı, yaşamının her aşamasında aynı heyecanla aktaran Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklarıyız.

Bu nedenle...

İlkokul öğretmeni Şemsi Efendi'ye...