Öngörüye dayalı bazı yazılar vardır, aradan yıllar geçse bile önemini yitirmez, hatta giderek tarih dersi gibi okunmaya başlanır.
Aşağıdaki yazı onlardan biri.
Bundan 12 yıl önce bu köşede yayımlandı ve tarih, onun her sözcüğünü onayladı.
"Suriye'ye gidip dönen bir gazeteci, ''Libya'da ve Mısır'da diktatörleri deviren mücahitler şimdi Suriye'de çarpışıyorlar!'' demiş.
Bu kişilerin ''Cihat'' (!) için Suriye'de olduklarını söylemiş!
Oysa Arap Baharı rüzgarlarının esmeye başladığı ilk günden beri, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'yu yeniden şekillendiren projenin sahibinin Amerika'nın önderliğindeki bazı Batı ülkeleriyle, İsrail olduğu biliniyor.
Orta Doğu'daki operasyonda Suudi Arabistan, Katar, Emirlikler ve Türkiye, bu ülkelerin yanında yer alıyor!
Esad'ın devrilmesinin hedeflendiği süreçte başrolü, Türkiye üstleniyor!
Görünen o ki, Irak'tan sonra Suriye de bölünecek ve sıra İran'a gelecek.
Emperyal hesaba göre Orta Doğu coğrafyasındaki Şii liderler gidecek, yerine Sünni yönetimler gelecek.
Böylece Amerika, bölgedeki enerji kaynaklarının üzerine oturacak, İsrail de Şii yönetimler ve İran kabusundan kurtulacak!
Sünni rejimlerin hamisi Suudi Arabistan bu sonuca çok sevinecek, Sünni Müslüman Kardeşlerin ruh ikizi AKP de bayram edecek!
Ama sonuçta bu talihsiz coğrafyanın gerçek kazananı, yine emperyalizm olacak!"
Günümüze dönersek;
Aradan geçen 12 yılda Suriye'de Şii Beşar Esad rejimi, İsrail ve ABD'nin isteği doğrultusunda devrildi. Emperyalizm Esad'ın yerine Sünni Ahmet eş Şara'yı getirdi. Ayrıca Kuzeydoğu Suriye'de, Irak'taki Özerk Bölgesel Kürt Yönetimi gibi, YPGPYD'den oluşan Kürt bölgesi kuruldu. Böylece İsrail, Türkiye ile sınırdaş oldu.
Emperyalizm şimdi de büyük hedef İran'ı vuruyor. Amaç tıpkı Irak ve Suriye'de olduğu gibi İran'ı da bölmek. Şii rejim, kötürüm hale getirilerek halk isyanıyla devrilmeye çalışılıyor.

84