Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük dış politika yanlışından dönmek için daha nelerin yaşanmasını bekliyor

Uğur Dündar
30.05.2024
187

Duydunuz mu

Suudi Arabistan 12 yıl aradan sonra Suriye'ye, başkent Şam'a büyükelçi atadı.

Oysa aynı Suudi Arabistan, emperyalizmin "Arap Baharı" adı altında pazarladığı Büyük Ortadoğu Projesi'nin Suriye'yi bölüp parçalama operasyonu başladığında Türkiye ile birlikte ABD' nin en büyük destekçilerinden biriydi.

Peki Suudi Arabistan, Suriye'nin parçalanmasını isteyen ABD'ye rağmen bu adımı atarken, Türkiye, çoktan yapması gereken benzer hamleyi neden sürekli erteliyor

Üstelik Türkiye ile Suriye ilişkileri normalleştiğinde; PKK'nın garnizon devlet kurması engelleneceği gibi, her geçen gün daha büyük sosyal ve ekonomik sorun olmaya başlayan sığınmacılar da ülkelerine döner.

Böylece ülkemiz iki beka tehdidini bertaraf etmiş olur.

Türkiye'yi yönetenlere Suriye Krizi'nin patlak verdiği tarihten bu yana uygulanan politikanın, ülkemizin Cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı en büyük dış politika yanlışı olduğunu bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Bunu ben söylemiyorum.

Tüm öngörüleri doğru çıkan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, krizin ilk gününden itibaren dile getiriyor ve aşağıya alıntıladığım "Bu vahim yanlıştan dönün" uyarısında bulunuyor:

"(...) Bu durum Türkiye için çok ciddi risk ve tehditler yaratıyor. Zira Ankara'nın yaratılmasına katkıda bulunduğu sorunu çözme kapasitesi yok. Bu nedenle girdiği bataktan çıkabilmek için kurtarıcı arıyor ve bu hususta ABD'ye güveniyordu. Ne var ki, (o dönemdeki) Başkan Obama, kurtarıcı olmayı reddederek Türkiye'yi yalnız bıraktı.

(...) AKP iktidarı Türkiye'nin sınırlarını kanlı Arap Baharı'na ve terör dalgasına açmıştır. Cumhuriyet döneminde dış politikada en büyük hatalar deyince akla ilk önce 1961'de Jüpiter füzelerini Türkiye'de konuşlandırma kararı ve 1979'da Rogers Planı'nın kabulü gelir. Ancak, bunların doğurduğu zarar, AKP'nin Suriye politikasının Türkiye'yi karşı karşıya bıraktığı risk ve tehditlerle karşılaştırıldığında devede kulak kalır..."