Bir görüşme esnasında Timur, Nasrettin Hoca'nın hocalığına laf eder. Hoca buna kırılır ve "Hünkarım, ben sizin şu yanınızdaki eşeği bile okuturum" der.
Sertliğiyle bilinen Timur gülerek eşeğin yularını Hoca'nın eline tutuşturur:
"Madem öyle diyorsun, sana üç ay mühlet, götür eşeği okut. Üç ay sonra, meydanda eşek kitap okuyacak. Okuyamazsa hiç acımam alırım kelleni, ona göre!.."
Hoca, eşeğin boyuna göre bir masa ve bir de kalın kocaman bir kitap bulur. Eşeği yemleme zamanı gelince sayfaların arasına birer avuç arpa serpip önüne koyar. Kitabı açınca eşek arpaları görür ve yemeğe başlar. O sayfanın arpaları bitince diğer sayfayı, o da bitince ötekini açar. Nihayet kitabın sayfaları biter, böylece eşeğin karnı doymuş olur.
Hoca haftalar boyunca eşeği böyle yemler. Öyle ki eşek ne zaman masayı ve kitabı görse kulaklarını diker, kuyruğunu sallar.
Üçüncü ayın dolmasına kısa süre kala kitabın sayfalarını Hoca'nın çevirmesine de gerek kalmaz. Eşek diliyle sayfaları tek tek çevirip arpaları mideye indirir.
Hoca, Timur'un belirlediği günün bir gün öncesinden eşeği aç bırakır.
Nihayet beklenen gün gelmiştir. Hoca eşeği meydana getirir. Masayı eşeğin önüne, kitabı da masanın üstüne yerleştirir.
Koca bir gün boyunca bunun özlemini çeken eşek derhal diliyle kitabın kapağını kaldırır. Dudaklarıyla bir ileri bir geri yoklar, fakat arpa bulamaz. Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz. Diğerini çevirip, yoklar, orada da arpa yoktur. Böyle böyle tüm sayfaları çevirip yoklar, hiçbirinde arpa bulamaz!..
Arpa bulamadıkça garip sesler çıkarır, derin derin tıslar, her seferinde homurtuları, artar. Kitabın bütün sayfalarını bitirmesine rağmen tek bir arpa tanesi bile bulamayan eşek, bu duruma iyice sinirlenir ve uzun uzun anırır!..
Eşek anırırken Hoca Timur'a döner ve şöyle der:
"Bu da kitabın özeti hünkarım!.."
Timur bir kahkaha patlatır ve alaycı bir ifadeyle: "Hoca yani şimdi eşek kitabı okudu mu.." diye sorar.
"Okudu hünkârım, bakın sonunda uzunca biçimde özetini de yaptı!.."

90