Dün sabah, değerli meslektaşım Özlem Gürses"in SÖZCÜ Televizyonu"nda çok izlenen PARA POLİTİKA programının konuğuydum.
Biliyorsunuz Özlem, geçirdiği soruşturma nedeniyle adli kontrol koşuluyla (elektronik kelepçe ile ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı) serbest kaldığı için, bir süredir yayınlarını evinden yapıyor.
Böylece kendisine hem geçmiş olsun ziyareti yapmış oldum, hem de bir bölümünü televizyon stüdyosuna dönüştürdüğü evinden, güncel konulardaki görüşlerimi açıklama fırsatını buldum.
Yayının bir bölümünde başarılı Diyarbakır Muhabirimiz Özgür Cebe"ye bağlanarak, Narin Güran Cinayetine bakan 8. Ağır Ceza Mahkemesi"nin gerekçeli kararıyla ilgili haberini dinledik.
Yayın sırasında Cebe, bu cinayetin soruşturulduğu süreçte yaşanan yalan haberlere, yani dezenformasyonlara değindi.
Benzeri yalan-yanlış haberlere Bolu Kartalkaya'daki yangın felaketi sonrasında da tanıklık ettik.
Kanımca bu türden gerçek dışı haberlerin dolaşıma sokulmasını önlemenin yolu, resmi makamların doğru bilgileri, zamanında ve soruşturmanın selametini etkilemeyecek biçimde kamuoyu ile paylaşmalarından geçiyor.
Bir örnek vermek gerekirse...
Diyelim ki benzer yangın felaketi bırakın Londra, Paris, Berlin gibi Avrupa'nın ünlü başkentlerini, herhangi bir ülkenin, adı pek duyulmamış bir şehrinde yaşanmış olsa, olayın ardından o kentin belediye başkanı, soruşturma savcısı ve itfaiye teşkilatının yöneticisi basının karşısına çıkar ve soruşturmayı tehlikeye düşürmeyecek açıklamalarla sorulara cevap verirlerdi.
Aynı uygulama toplumda infial yaratacak bir çocuk cinayetinden sonra da geçerli olurdu.

94