Konuyu kendisi de bir hayvansever olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Asil Yılmaz'la konuştum. İşte önerileri:
"Ben köpekleri çok severim.
Onlar gördükleri iyilik karşısında teşekkür etmesini bilen, kızdığınız zaman size karşılıkvermeyen, baş kaldırmayan bir arkadaş, sadık bir dost, malınızın ve canınızın bekçisi değerli bir yoldaştır.
Onlar sesinizi, ıslığınızı, yakınlarınızı tanır ve en önemlisi de ayakucunuzda hırsıza, düşmanlarınıza karşı canı pahasına sizi ve ailenizi koruyan iyi birer görevlidirler.
Bu kadar olumlu özelliklere sahip bulunan bu can dostları, gün gelir her nedense sahipleri tarafından sokağa, şehirlerarası yol kenarlarına veya bir ormana bırakılırlar. Böylece o güne kadar sadık bir yoldaş olan bu talihsiz hayvanlar, sahiplerince yalnızlığa, bunalıma, hastalanmaya veya ölüme terk edilirler.
Hayvan, terk edilirken sahibine adeta, "Ben, sana hakkımı helal etmiyorum. Kuş
uçmaz, kervan geçmez yerlere niye bırakıyorsun Suçum ne Ne olur beni ölüme terk etme efendim" dercesine bakar.
Efendisi gittikten sonra o da yaşamak, karnını doyurmak için bırakıldığı yerden, yakın köylere, kentlere, apartman kapılarına, lokantalara, kafeteryalara, parklara, piknik yerlerine sığınmaya ve ulaşmaya çalışır; günlerce karnını doyuracağımekânları arar. Bu süreçte aç, susuz kalır.
Eğer beslenecek bir mekân bulursa, bu kez yeni yerini sahiplenerek orada koruma görevi yapmaya başlar.
Suç köpeğin mi, görevlerini yerine getirmeyi beceremeyen sahibinin mi
Siz beyefendi, hanımefendi!
Madem besleyemeyeceksiniz, bakamayacaksınız; niçin o köpeği veya kediyisahiplenmeye kalkıştınız..
Bazı başıboş köpekler, yukarıda söylenenlerin aksine, sokaklardan toplanarak, barınaklara getirilip, aşıları yapılıyor, kısırlaştırılıyor, kulağına küpe takılarak alındığı sokağa veya mekâna yeniden bırakılıyor. Bazıları da bu ilgilerin hiçbirine erişemediğinden sokaklarda doğup büyüyor ve yine sokaklarda ölüyor.
Gazeteci Didem Tali sadece mega kent İstanbul'un sokaklarında 130 bin köpeğin ve 125 bin kedinin yaşam sürdürdüğünü belirtiyor.
Ülkemiz genelinde düşünürsek on binlerce, yüz binlerce köpek ve kedi, illerin, ilçelerin sokaklarında başıboş, yarı aç, yarı tok yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Oysa bu hayvanlar bakıma, ilgi ve şefkate muhtaç canlılar...
Onlar yiyecek bulamaz ve uzun süre aç ve susuz kalırlarsa, normal davranış özelliklerini kaybedebilirler. İşte bu anlarda köpekler yanlarından geçen insanlara, çocuklarasaldırabilir, ısırabilir, yaralayabilir ve hatta ölümcül olaylara neden olabilirler.
Bunun yaşanmış örneklerini birçok ilimizden verebiliriz.
Başıboş köpeklerin saldırganlığının en vahimi, son aylarda Mardin'in Derik İlçesinde yaşandı. Kuduz bir köpek 4'ü çocuk, 7 kişiyi ısırarak, ölümcül düzeyde hastaneliketti.
Başıboş köpekler tarafından her yıl yüzlerce saldırı gerçekleşiyor ve çok sayıda insanımız yaralanıyor.
Eğer köpekler kısırlaştırılarak, özel barınaklarına yerleştirilmiş olsa ve sonrasında sokağa salınmasalar, saldırılarda yaralanmalar, hatta ölümler ve kuduz vakaları da olmaz.
Burada sorulması gereken soru şu:
Avrupa ülkelerinde sokak köpekleri sorun olmuyor da, ülkemizde niçin oluyor
Bu duruma en güzel örnek olarak Hollanda'yı verebiliriz. Hollanda aldığı yasal önlemlerle sokak köpekleri sorununu çözmeyi başaran ülkeler arasında en önde gelenlerden
Alınan önlemler sayesinde insanlar yolda, sokakta, parklarda korkusuzca ve özgürce, yürüyebiliyorlar.
Prof. Dr. Abdurrahman Yiğit; haklı olarak "Acaba bizim yurttaşlarımız Avrupalılar kadar yaşama hakkına sahip değiller mi Yurdumuzun çeşitli kentlerinde yaşanan, sokak köpeklerinin sebep olduğu dramatik ve üzücü saldırı ve yaralama olayları 21. yüzyılın Türkiye'sine yakışıyor mu" diye soruyor.

171