İstanbul'da asrın yağması ne zaman yapıldı..

Hiç unutmuyorum.

2004 yılı sonlarına doğru bir akşam ARENA ekibinden bir arkadaşım aradı.

Çok heyecanlıydı. Öyle ki konuşurken kelimeleri yutuyor, "Muazzam bir dosyaya ulaştım abi. Bu öylesine büyük bir yolsuzluk dosyası ki sabahı beklemeden sana haber vermek istedim" diyordu.

Anlattığına göre bir meslektaşı, çalıştığı medya kuruluşunda bu dosyanın hakkının verilemeyeceğini düşündüğü için bize aktarmayı uygun görmüştü.

Sabah erkenden yola çıkarak ARENA ofisine gittim. Çok geçmeden arkadaşımız geldi. Gece heyecandan uyuyamadığını söylüyordu.

Birlikte dosyanın sayfalarını çevirmeye başladık.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi...

Belgelere göre: 90'lı yılların ikinci yarısında İstanbul'da, o tarihe kadar eşi görülmedik bir arazi ve yapı yağması yaşanıyor.

Avcılar'dan başlayarak Büyükçekmece'ye kadar uzayan çok geniş coğrafyadaki Hazine arsaları, çoğu Anavatan Partili bazı belde belediye başkanlarının yakın adamlarına kurdurduğu "çakma" kooperatifler eliyle yağmalanıyor. (O tarihlerde şimdiki Beylikdüzü Belediyesi'nin yerinde Kavaklı, sonra da Gürpınar
belediyeleri var.
)

Bu öylesine müthiş bir talan ki, yağmacıları yakalatmak için jandarmaya operasyon yaptıran dürüstlüğü ve cesaretiyle ünlü efsanevi İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, boyutunun 20 milyar doları bulduğunu söylüyor!

Oysa bu arazilerin kullanılması konusunda devlet çok doğru bir planlama yapmış.

Plana göre; bir kamu kuruluşu olan Arsa Ofisi, yüz binlerce metrekarelik Hazine arazilerini, belde belediyelerine, onlar da o güne kadar konut sahibi olamayan yurttaşların kuracakları kooperatiflere çok ucuza devredecek, böylece o yurttaşlarımız, yaşanabilir, modern evlere cüzi fiyatla sahip olurken, göçün neden olduğu gecekondulaşma ve çarpık kentleşme de önlenecek.

Yani düşünce gayet güzel...

Ama gelin görün ki bambaşka bir uygulama hayata geçiriliyor. Bölgedeki gözünü para hırsı bürümüş bazı yerel yöneticiler, ihtiyaç sahibi yurttaşlar yerine, kendi adamlarına kooperatifler kurduruyor ve bu çakma kooperatifler eliyle de Hazine arazilerine diktikleri 60-70 dairelik bloklarla "Asrın Yağmasını" yapıyorlar...

İçişleri Bakanı Tantan durumu fark edip, özel ekipli ve çok kapsamlı bir operasyonla yağmacıları gözaltına aldırmaya başlayınca, kızılca kıyamet kopuyor. Çünkü korkunç boyutlara varan yağmayı yapanlar arasında mafya, önemli siyasetçiler, yargı mensupları, etkin konumdaki bürokratlar, hatta gazeteciler bile bulunuyor!.. Size dudak uçuklatacak bir örnek vereyim: Yağmacı belde belediye başkanlarından biri, adamlarına kurdurduğu kooperatifler aracılığıyla 2 bine yakın konut sahibi oluyor! (Hayatta olmadığı için ismini vermiyorum. Ama CNN TÜRK'te yayınladığımız programlarda kimliğini açıklamış, kendisiyle de söyleşi yapmıştık.)

Tantan kabinedeki değişiklikle daha pasif bir göreve atanınca, yerine gelen Rüştü Kazım Yücelen'in ilk işlerinden biri, bu operasyonu durdurmak oluyor.

Ta ki, 2004 yılında dosyanın bize yansıtılmasına kadar!.

Soruşturma belgelerine ulaşınca hemen kolları sıvıyor ve ARENA ekibi olarak peş peşe 6 haber programı hazırlayıp CNN TÜRK'te yayınlıyoruz.

Bu arada dosyalara el atmamızdan itibaren hiç umulmadık engellemelerle karşılaşıyoruz. Örneğin ilk programın tanıtımları dönerken, Büyükçekmece Adliyesi'nde görevli bir hakim, görüntüleri izlemeye gerek görmeden, içeriğine bakmadan, haberlerimize yayın yasağı getiriyor! Sonradan öğreniyoruz ki sansürcü hakime de o kooperatifler aracılığıyla bir daire verilmiş!.. Neyse, yoğun hukuk mücadelesi sonucunda yasağı kaldırıyor ve peş peşe 6 hafta yayınlarımızı yapıyoruz.