Cezaevindeki Aykut Erdoğdu'dan mektup var...
Halen Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan önceki dönem İstanbul milletvekili sayın Aykut ERDOĞDU'nun cezaevinden gönderdiği mektubu, hakkındaki soruşturmanın hukuka uygun bir şekilde yürütüleceğine ve adil bir kararla sonuçlanacağına duyduğum inanç ve temenniyle aşağıda yayınlıyorum.
"Sevgili Uğur Ağabey,
Öncelikle sağlığımın, moralimin ve enerjimin iyi olduğunu bilmeni ve benim için üzülmemeni rica ediyorum. Senin sağlığın hem sevenlerin hem de ulusumuz için çok önemli. Lütfen kendine çok dikkat et.
Mektubumun ilerleyen bölümlerinde anlatacağım gerçekler ve yapacağım tespitler, sakın seni üzüp moralini bozmasın. Bütün bu olanları bir vatanseverin bir Kuvay-ı Milliyeci'nin onurlu direnişi olarak değerlendirmeni rica ediyorum.
"Hapishanede herkes masumdur" derler. Yine de söyleyeyim ben hayatım boyunca rüşvet almadım, rüşvet vermedim, aracılık etmedim. Rüşvet konusu olamayacak kadar yüksek kamu yararı olan ve normalde gurur duyulması ve takdir edilmesi gereken bir talebi iletmem sebep gösterilerek saçma sapan bir biçimde tutuklandım. Suçsuzluğum er ya da geç ortaya çıkacak. Olmayan bir olayın olmadığını anlatacağım. Delilleriyle anlatacağım.
Sevgili Uğur ağabeyim,
Şu an hücrenin avlusunda oturup bu mektubu yazıyorum. Avlu dediğim 4 metreye 6 metre, 24 metre kare ve 10 metre yüksekliğinde duvarlarla çevrili gökyüzünü dikenli teller ve demir kafesler arasından görebildiğim bir kuyu burası. Bu karanlık kuyu, bizim gökyüzünü görebildiğimiz tek yer olduğu için sabah olup bu kuyunun kapısının açılmasını iple çekiyoruz.
Her birimiz ayrı ayrı hücrelerde tutuluyoruz. Birbirimizi görmemiz ve konuşmamız yasak. Hücrelerimiz çok pis ve kasvetli. Her birimize kısıtlı malzeme verilerek hücre temizlettiler. Benim hücremde giderler tıkalı olduğu için iki defa tuvalet, 5 defa mutfak taştı. Her gün hücre temizledim ve bunu aşağılama olarak değil vatani görevimin bir parçası kabul ettim.
Aykut Erdoğdu
Kıymetli Ağabeyim,
TCK, CMK ve infaz yasalarına göre sadece müebbet hapis cezası alanlar bizler gibi hücrede tutulur. Onlar da en fazla üç yıl hücrede tutulurlar. Ekrem Başkan, ben ve arkadaşlarımız müebbet hapis hükümlüsü muamelesine tabiyiz. Burada 3.500 TL harcama limitimiz var. Benim limitimin yarısından çoğu sigaraya gittiği için en temel ihtiyaçlarımı dahi alamadım.
Mutfak sürekli taştığı için temizlik kovasında karavana tabaklarını yıkadım. Sigaraya para kalması için su alamadım. Musluk suyu içtim. Kendimizi kesmeyelim diye verilen bıçaklar kesilmiş, tırnak kadar bırakılmış. Çatal ve kaşıkla yemek yediğinizde dahi eğilip bükülüyor. Bütün malzemeler olabilecek en kötüsü ve onları dahi alamıyorsunuz. İki hafta boyunca tuvaleti taşan, mutfağı taşan bir lağımın içinde yaşamak ve burayı temizlemek zorunda kaldım. Bunları anlatıp anlatmamakta kararsızım. Çünkü bunları okuyan milletimiz bizleri aciz görüp korku, panik ve üzüntüye kapılabilir. Oysa her birimiz bütün bu baskılara ve zulme aslanlar gibi direniyoruz.
Sevgili Uğur ağabey,
Şimdiye kadar anlattıklarımı ailem, akrabalarım, sevenlerim ve milletimiz okuduğunda hüzünleneceklerini, bazılarının gözlerinin dolacağını tahmin ediyorum. (Avlu kapandı içeri grip masada yazdığım için yazım düzeldi) Bizim başımıza ne geldiyse saflığımızdan, iyiliğimizden ve vicdanımızdan geldi. Yaşananlar saflığımızı ve iyiliğimizi elimizden alacak diye korkuyorum.
Kıymetli ağabeyim,
Şimdiye kadar bazı gazeteciler röportaj yapmak için yazılı sorular gönderdiler. Az evvel bahsettiğim koşullar dolayısıyla bu sorulara cevap yazamadım. Bundan sonra şartlar ne olursa olsun ülke siyasetiyle ilgili düşünmeye ve yazmaya devam edeceğim.
Bu mektup dolayısıyla bize örtülü operasyon yapanları ve onların sözcülerini kızdıracağımı biliyorum. Ama dürüst, cesur ve kararlı bir vatansever olarak bu riski göze alarak doğruları, sadece doğruları yazmayı "vatan borcu" olarak görüyorum. Yine altını çizerek söylüyorum bana atılan iftirayla ilgili saçma sapan varsayımlar, iftiralar ve sahte deliller dışında hiçbir şey bulamayacaklar. Ben de bunların hepsini yargılama sırasında tek tek çürüteceğim. Tekrar ediyorum ben içinde "rüşvet" şüphesi olabilecek hiçbir olayın için yer almadım. Bu iftira ile ilgili olarak tek bir görüntü, tek bir konuşma, tek bir yazışma, tek bir nakit hareketi bulamayacaklar. Çünkü yok.
Fırsatını buldukları anda bir operasyonla CHP'nin bölünüp parçalanmaya çalışılacağını bekliyorum. Bu konuda tek beklenmeyen milletimizin büyük demokratik tepkisi ve jeostratejik gelişmeler. Ortamı müsait gördüklerinde ve fırsatını bulduklarında operasyonlarını planlı bir biçimde gerçekleştirecekler. CHP'ye operasyon tamamlandıktan sonra sıra diğer muhalefete gelecek. DEM Parti açılım süreci ile devşirilecek. Diğer muhalefet transferlerle eritilecek buna direnenler terörize edilerek enterne edilecek. Bu arada muhalif basın susturulmak için tehdit edilecek bu tehditlere direnen gazete ve televizyonlar susturulacak.
CHP kalan son kale ve yıkmak zorunda hissediyorlar. CHP yıkılırsa siyasi ve toplumsal muhalefet domino taşı gibi yıkılacak.
Bu aşamada operasyonun ekonomik sebeplerini açıklamakta fayda var. Türkiye ekonomisinin iliklerinde bulunan son kan damlaları 2023 seçimlerini kazanmak amacıyla "Nas Ekonomisi" illüzyonuyla tüketildi. Berat Albayrak bu durumu "At izi it izine karıştı" diyerek ifade etmiş ve istifa etmişti. Bizim uzaktan gördüğümüz bu tablonun çok daha fazlasını Erdoğan görüyordur. Mevcut ekonomik koşullar daha da ağırlaşacak. AKP-MHP blokunun oyları bir yıl içinde toplamda 30'un altına inme ihtimali var.
Bugün bölgemizde yaşanan bölgesel savaşın ve çıkacak yeni savaşların (Ukrayna-Rusya, Pakistan-Hindistan, (Çin-ABD) ekonomik sebepleri var. Bu sebepleri saymayı ve anlatmayı, bu mektubun hacmini çok artıracağı için çok kısa tutacağım. Nihai olarak neoliberal kapitalizm devletlerden çok daha büyük şirketler yarattı. Bugün itibariyle ABD ve AB dahil olmak üzere uluslar ve devletler bu şirketlere aşırı borçlu ve iflasın eşiğinde. Bu durumu gören Trump yağma seferlerine başladı. Ukrayna yağmalandı. Körfez yağmalandı. Sırada İran ve Türkiye var. Erdoğan bu yağma sırasında ABD-İsrail hattında yer alarak bu yağmadan kurtulmak, mümkünse bu yağmadan pay almak ve buradan beklediği 100-150 milyar dolar kaynakla Türkiye ekonomisini seçime taşımak istiyor.
Vatanımızın ve milletimizin varlığı bu kadar yakın tehdit altındayken birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan dönemde bizlere yapılan bu uygulamayı anlamıyorum, anlayamıyorum.
Yapılanlara "kendini devlet" olarak tanımlayan ve AKP tabanından olmayan dar bir grubun ve parti içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakın olan birkaç siyasetçinin destek verdiğini sanıyorum. Bunların dışında kalan tüm devlet kurumlarının ve AKP siyasetinin ana gövdesinin yaşananlardan çok kaygı duyduğunu ve onaylamadığını düşünüyorum. Yaşananlar dolayısıyla devletin kilitlenmiş olduğunu görüyorum. Sadece CHP belediyelerinin değil icracı tüm bakanlıkların bürokratlarının karar alamadığını, inisiyatif kullanmadığını, başıma bir şey gelir mi korkusuyla istifayı düşündüklerini tahmin ediyorum. Sadece bürokratlar değil siyasetçilerin ve iş insanlarının telefonlarının sinyali ve HTS kayıtları dolayısıyla korku ve panik yaşadıklarını tahmin ediyorum. Herkes kendisine her an bir iftira atılması endişesi duyuyor olabilir. Bu korku ve dehşet ortamının bırakacağı kalıcı zararın etkilerini yakında görmeye başlayacağız. Üretim kaybından yurt dışına göçe, istihdam kaybı ve işsizlikten doğum oranlarının düşüşüne kadar çok geniş yelpazede ağır sonuçlar doğacak diye endişem var.

88