Ülkemizin saygın hukuk insanları arasında yer alan Avukat Ece Güner'e göre; CHP Kurultayı'nın iptali mümkün değil. Ayrıca Siyasi Partiler Kanunu'nda "butlan"a da, "kayyum"a da yer yok!
Ece Güner titiz bir çalışmayla kaleme aldığı raporda bu hususlara hukuki açıklık getiriyor. Şöyle ki:
"Usul esasa mukaddemdir" usul, esastan önce gelir, hukukun en temel ilkelerindendir: Usule verilen bu önem ve öncelik, "hukuk güvenliği" için şarttır. Anayasamıza göre, (madde; 68) "siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır." Siyasi partiler, demokrasinin temel unsurlarından olduğundan, Siyasi Partiler Kanunu'ndaki usul şartları özel bir titizlikle uygulanmalıdır.
Yasa ve yönetmelik, kurultaylarda, seçimlerle ilgili alınan kararların iptali için itirazın kurultaydan sonraki
2 gün içinde yapılmasını zorunlu kılıyor.
Oysa CHP Kurultayı ile ilgili itirazlar, bu süre içinde yapılmamıştır. Bu nedenle artık iptal (ve seçilen yönetimin tartışmaya açılması) hukuken mümkün değildir. 2 günlük süre hak düşürücü süredir. Hukuk güvenliği de bunu gerektirmektedir.
Siyasi Partiler Kanunu'na (Madde; 21, Fıkra; 10.) göre: "Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren 2 gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." (Dikkatinizi çekerim: Siyasi Partiler Kanunu, hukuki "kaos" ve belirsizlik riskine karşı "aynı gün" vurgusunu
yapıyor.)
Aynı maddenin 11. fıkrasında ise; "Hâkim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde, bir aydan az ve 2 aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere, seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir."
İtiraz konusu "Kurultay"da yapılan seçimlerle ilgili (örneğin özellikle Genel Başkan seçimi) itirazlar, 2 günlük hak düşürücü süre geçtikten çok sonra yapılmıştır.
Mevzuata göre, Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP Kurultay'ındaki Genel Başkan ve yönetim seçimleri iptal edilemez. Meselenin hukuki mantığı açıktır: Bir siyasi parti yönetiminin uzun süreler sonra tartışmaya açılması, demokratik düzenin temeli olan siyasi partiler açısından büyük belirsizlikler ve istikrarsızlıklara sebep olur; bu durum da siyasi partileri ve dolayısıyla demokratik düzeni esaslı şekilde zayıflatır.
Geçelim "mutlak butlan" meselesine...
Ece Güner, bu konunun da Siyasi Partiler Kanunu'na göre ele alınması gerektiğini ve kanunda bunun yerinin olmadığını vurguluyor:
Siyasi partilere ve kongrelerine uygulanacak kurallara ilişkin Siyasi Partiler Kanunu özel kanun niteliğindedir; sadece bu kanunda açık hüküm olmadığı durumlarda Türk Medeni Kanunu (TMK) veveya Dernekler Kanunu uygulanabilecektir.
Siyasi Partiler Kanunu'nda "mutlak butlan" veya "yokluk" durumları öngörülmemektedir. Çünkü derneklerin aksine, siyasi partilerin kurultayları sıkı bir seçim yargısı denetimi altında yapılmaktadır. Seçim yargısı; çağrıdan, delegelerin doğru belirlenmesinden, kurultay divanının doğru seçilmesinden, tutanaklara, vb. kadar her aşamayı kontrol ediyor. Diğer bir ifadeyle, "butlan"ın söz konusu olabilmesi için işlemin en temel kurucu şartlarının dahi olmaması gerekir ki bu, yargı gözetiminde yürütülen bir süreç için mümkün değildir. Bugüne kadar da zaten bir siyasi parti kurultayı için verilmiş hiçbir "butlan" kararı yoktur.
Kurultay iptalleri son derece ayrıntılı düzenlendiği için bugüne kadar ülkemizde 2 günlük itiraz süresi sonrası hiçbir kurultayın iptali kabul edilmemiştir.
Bir an için, Siyasi Partiler Kanunu değil de genel hükümlerin uygulandığını varsayarsak dahi burada "butlan" iddia etmek mümkün değildir. "Butlan" sadece çok temel, net ve açık bir yokluk durumunda söz konusu olabilir. Örneğin, yetkisi olmayan kişilerin oy vermesi gibi! Böyle bir durum, tüm süreçte var olan yargı denetiminden dolayı, siyasi partilerin kurultayları için zaten söz konusu olamaz.
Ece Güner'in çalışması, Siyasi Partiler Kanunu'nun "kayyum"u da öngörmediğini yansıtıyor.
Buna göre; "kayyum" sözcüğünün bu tartışmada yeri olmamalı. Bunu başlatanlar bir algı peşinde koşuyorlar.

87