Siz bakmayın havaların serin gittiğine,
İstanbul'a erguvan moruyla çoktan geldi bahar...
Boğaz tepelerinde kalan son bahçelerde tomurcukların rengarenk çiçeklere dönüştüğü, doğanın gelinlik kızlar gibi güzelliklerle donandığı, her yanı kuş cıvıltılarının kapladığı şu günlerde;
Gençlerden,
Her şey çok güzel olacak diyen milyonlarca kişiden,
Gönül hasretliğinin, hak, hukuk, adalet özlemlerinin gelecek baharlara kalmadığı, eski bir İstanbul evinden süzülüp kulaklarımıza kadar gelen nihavent şarkılar gibi içimizi umutla dolduran haberler lazım bize...
Mutlu, huzurlu, kardeşlik dayanışmasına çağıran, yalnız ve güzel ülkemize düğün evi neşesi getiren, insanca, hakça bir düzen müjdeleyen günlerin haberleri lazım...
Gülümsemesi cezaevinin beton duvarlarını, tel örgülerini aşıp Yozgat'ın dağ köylerine kadar ışık gibi dağılan.
En karamsar insanlara bile güzel gelecek ümidi gönderen.
İmamoğlu gülüşü lazım bize...
Silivri zindanında bir açık görüşmede tüm ailesi yanındayken çekilen fotoğrafta İmamoğlu işte bu gülümsemeyle bakıyor objektife...
Gelecekteki aydınlık günlerin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, hak, hukuk, adaletin ışığını saçarak gülümsüyor...
Cezaevinde çekilmiş o ilk fotoğraf karesindeki duruşu ve bakışıyla sanki "Bırakın içi boş saldırıları, dünyayı başıma yıksanız, beni İstanbul'un ve ülkemin güzel geleceği için çalışmaktan ve o günleri hayal edip gülümsemekten alıkoyamazsınız" diye haykırıyor.
"Ben İstanbul'un ve ülkemin güzel yarınlarını düşündükçe zindandaki hücremde bile keyifle gülümserim"

92