Yalnız Adam

Futbol, 11 kişiyle oynanan bir oyun. Bu yüzden bu yazıda en az 5-6 milli futbolcumuzun daha isminden bahsetmek isterdim... Montella'nın İlhan Fakılı'yı, Yunus'u neden oynatmadığını, Barış Alper ile Kerem'i neden oynattığını ve bu takımın neden hep santrforsuz başladığını sorgulamak isterdim. Acaba oyuncuların kafası hâlâ vaat edilen villalarda mı diye de sorabilirim aslında!.. Ama artık hiç gerek yok. Fransa, İtalya derken Belçika karşısında da yokuz!.. Sahaya çıkmasak hükmen 3-0 yenilirdik zaten... Çıktık, yine skor aynı...

Öyle kötüyüz ki, bizim savunma, futbolun son demlerini yaşayan Lukaku'yu bile durduramadı... O nedenle her şeyi bir yana bırakıp size sadece bir futbolcudan bahsedeceğim. Arda Güler'den... Çünkü dün gece sahada en çok onun yalnızlığı takıldı gözüme. Arda'nın etrafında futbol oynayan değil, Arda'nın futbol oynamasını bekleyen bir takım var sanki. Pas veriyor, devamını alamıyor; rakibin arasına giriyor, destek bulamıyor. Bir süre sonra yeteneğiyle değil, çaresizliğiyle mücadele eder hale geliyor.

Arda'nın ihtiyacı mucize değil. Yanında hareket eden, pasını geri verecek, boşluğa koşacak ve onunla birlikte oynayacak birkaç takım arkadaşı... Bazen Arda topu aldığında karşısında üç rakip oyuncu var ama kendi takımından ona yaklaşan tek bir kişi bile yok. Bir futbolcu için bundan daha somut bir yalnızlık olabilir mi Pas verecek oyuncu arıyor, bulamıyor. Duvar pası yapacak arkadaşını arıyor, yok. Topu kaybettiğinde etrafında onu rahatlatacak bir takım arkadaşı yerine rakipler beliriyor. Ne büyük yalnızlık bu... Arda'nın önünde rakip savunma, arkasında ise kendi takımının sessizliği var. Keşke on tane daha Arda'mız olsaydı... Ne iyi olurdu!..