Turgay Demir

Turgay Demir

Fotomaç
Spor / Beşiktaş 174 yazı 1 takipçi

İnanın çocuklar

Beşiktaş Digital'e verdiği röportajda, en sevdiği tribün bestesinin "Pınarbaşı" olduğunu söyleyen Orkun Kökçü, maçtan günler önce tribünlerin şölen yerine dönmesini de garanti etmiş aslında... Nitekim öyle oldu. O coşkuyla başladı Beşiktaş ve başladığı gibi, coşkuyla bitirdi. Bir-iki istisna dışında Erzurumspor'u ceza sahasına sokmadılar. Salih-Ork

Hak eden kazandı!

Ne derbiydi ama... Bunca sıcak havaya ve yüksek nem oranına rağmen iki takım oyuncuları da ilk dakikadan itibaren varlarını, yoklarını çimlere serdiler. Goller, kartlar, direkten dönen toplar derken gerilim bir an bile azalmadı. Kante ve Guendouzi'ye karşı Orkun ve Salih daha etkili oldular. Özellikle hücuma verdiği destekle Orkun fark yarattı. Ola

Var mı yan bakan!

Vaaav... Kartal yürekliler! Ligin yenisi Çorumspor'u farklı yenerken tüm diğer rakiplerine de sağlam bir mesaj vermiş oldu: GELİYORUZ! Harika bir oyundu Beşiktaş adına... Atılan goller, kaçan fırsatlar derken kaliteli oyuncuların şahlanışını izledik. Misal Vlahović... Kalite bazen sessiz kalır, bazen bekler ama zamanı geldiğinde kendini haykırarak

Güle oynaya

Önce yeni Kartallar Poku ve Mirelli'ye "Kartal Yuvası'na hoş geldiniz" diyerek başlayalım. U23 kontenjanına uygun bu iki isim, Beşiktaş'ın kadro derinliğini artırıp orta saha ve kanat rotasyonlarında Italiano'nun elini güçlendireceklerdir. Bu iş böyledir; doğru teknik adam ve doğru transfer politikası başarıyı getirir. Önceki sezonlarda Konferans L

Beşiktaş'ı doğradılar!

Alanya deplasmanında Beşiktaş'ın birden çok rakibi vardı. Önce hakem ve VAR, sonra sıcak hava ve yüksek nem oranı... Hava şartlarını geçtik; Beşiktaş o şartlarda da oyuna iyi başladı. Yani Kartal, doğa şartlarına uyum sağladı ama karşısındaki hakeme, yani Adnan Deniz Kayatepe'ye karşı çaresiz kaldı. Fidan Aliti, öyle böyle değil, aleni şekilde Tros

Avrupa Kartalı

Tribündekiler hiç susmadı, sahadakiler hiç durmadı... Maçın kısa özeti bu. Vlahovic'in ilk 18'de olması bile OH'u başka bir seviyeye taşıdı. Rıdvan'ın yaptığı ortaya öne doğru yaylanıp geriye doğru nefis bir kafa vuruşu yaptı ve topu kalecinin üzerinden çatala gönderdi... Daha beşinci dakikada herkes OH demiş oldu. Sol beki, sağ beki, stoperi bile

Duvarı Cerny deldi!

Allah, Eyüpspor'un deplasman maçlarını izleyecek futbolseverlere sabır versin! Özhan Pulat utanmasa kendi de savunmaya geçecekti. Pes diyorum... Vallahi pes! Öte yandan İtaliano takıma imzasını atmış. Beşiktaş'ı izlerken her an gol bekliyorsunuz. Buna karşılık kaybettiği topu anında geri kazanması, insana bu takımın kolay kolay gol yemeyeceği duygu

Bu Kartal yüksekten uçar!

Kadro mühendisliği her şeydir. Yapılan doğru transferler Beşiktaş'ın gücüne güç katarken, önceki sezonlarda performansları dibe vuran oyuncuları da hayata döndürdü. Özellikle Nübel, Salih, Trossard ve Vlahovic transferleri, Beşiktaş'ın yükseklere uçmasını kolaylaştıracak doğru hamleler. Önceki yıllarda ülke dışında galibiyeti hasret kalan Kartal bu

OH değil AHH!

En son söyleyeceğimizi en başta söyleyerek başlayalım: Beşiktaş'ın çok iyi bir kalecisi ve çok kötü bir golcüsü var! Hradec Kralove sıradan bir savunma takımı... On kişiyle kapanıyor, fırsat bulduklarında da öne çıkıp pozisyon arıyorlar. Böyle rakiplere karşı yapmanız gereken, kendi set oyununuzu kurup serinkanlı bir şekilde rakip kalede farklı hüc

Savaşan Kartal

Kadro kalitesi tartışılır ama Kartal'ın mücadele gücü ve kazanma azmine kimse tek kelime edemez. İtaliano, tam da kendi karakteri gibi savaşan bir takım yarattı. Bir bakıyorsunuz en öndeki oyuncu gelip savunmadan top çıkarıyor, bir bakıyorsunuz Cerny ya da İlhan Fakılı rakibini evine kadar kovalıyor. Midtjylland homojen bir takım. Dünyaca ünlü yıl

Salah uçurur!

Bayılıyorum aklın yolunu takip eden teknik adamlara. Italiano tam da böyle biri. Elindeki oyuncuları, oyun karakterlerine uygun bir sistemde ve gerçek mevkilerinde oynatıyor. Sergen döneminde aksayan Cerny ile Djialo dün gece çok iyiydi. Salih Özcan ise adeta, "siz yorulmayın, hepinizin yerine ben koşarım" dercesine oynadı. Sanki 40 yıllık Beşikta

Okyanusu geçtik, derede boğulduk...

Milli Takım; kalbimizin en müstesna köşesinde duran; sevinçlerini de hüzünlerini de milletçe yaşadığımız, bir milli takımdan çok daha fazlasıdır. O nedenle yenilince öfkemiz, kazanınca sevincimiz enginlere sığmaz, taşar. Aslında bizi sevindiren ya da üzen yalnızca kazanmak veya kaybetmek değildir. Doğruları yapan bir teknik adamla kaybettiğimizde