Türkiye neden savaşa hazırlansın ki!..

Türkiye'nin artan önemi; Avrupa, Asya ve Afrika'nın kesişimindeki stratejik konumu, küresel ticaret yollarına hakimiyeti ve değişen dünyada kritik bir arabulucu/güvenlik aktörü olmasından kaynaklanıyor. Bu jeopolitik ve jeostratejik ağırlık, ülkenin çok boyutlu politikalarıyla her geçen gün daha da artıyor.. Değişen jeopolitik dengelerle birlikte barış diplomasisi ve stratejik konumuyla bölgesel bir güç olmanın ötesine geçerek küresel etkili bir aktör konumunda Türkiye artık... Güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayiiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başında yer alıyor. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyor...

Ankara'daki NATO Zirvesi'ne "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygıdan dolayı" katılacağını söyleyen ABD Başkanı Donald Trump'da "Türkiye'nin çok güçlü bir ordusu ve devasa bir savunma sanayi tabanı var" sözleriyle bu gerçekliği bir kez daha duyurdu zaten... DolayısıylaAnkara'daki tarihi zirve eğer NATO ve AB, Türkiye'nin gücünden maksimum düzeyde faydalanmak ve dahada güçlenmek istiyorsa bir karar anı aynı zamanda....

Türkiye'nin askeri gücü, barışçıl diplomasisi sadece NATO ve AB'nin etki alanıyla da sınırlı değil... Türkiye'nin gönül coğrafyası; sınırları aşan, ortak tarih, kültür, dil ve din bağlarıyla bağlı olunan geniş bir alanı kapsıyor. Siyasi sınırların ötesinde kardeşlik ve kültürel etkileşimi kapsayan bu manevi miras; Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Orta Asya'dan Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya kadar uzanıyor. Türkiye, dünyada en çok diplomatik temsilciliği olan 5'inci ülke konumunda, geniş diplomasi ağıyla...Dünyanın hangi köşesinde, neresinde olursa olsun, bir yerde sorun, sıkıntı yaşandığında afet, felaket gibi ya da savaş- çatışmaların olduğu bölgelerde ayyıldızlı albayrak hep oralarda dalgalanıyor.. İnsancıl ve çözüm odaklı politikalarıyla her zaman mazlumların yanında oluyor...Rengi, ırkı, bayrağı farketmeksizin..

Türkiye potansiyelini, imkan ve kabiliyetlerini bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanıyor yani...

★★★

Ama bunlara rağmen Katil Netanyahu, soykırımcı İsrail ve şu sıralar yancısıYunanistan kimi zaman Türkiye'ye yönelik boylarından büyük tehditkâr sözler sarf ediyor, kimi zaman da gerçeği kabullenip sanki övüyormuş havasında "NATO üyesi Türkiye, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya etkisi artan bölgesel bir güç konumuna yükseldi" diye mazlumu oynuyorlar akıllarınca... Her ikisiyle de anlatmak istedikleri zırvalık, kafalarındaki şeytanlık aynı aslında:

Ülkelerinin tehdit altında olduğu yutturmacasıyla Trump'ı, abileri ABD'yi devreye sokmak...Türkiye'yi bir şekilde engelemeye çalışmak...

Netanyahu İsrail'in yok edilme, Miçotakis de Yunanistan'ın işgal edilme tehditleri altında olduğu hezeyanlarıyla ağır bir şizofrenik vaka halindeler.. Hem korkuyorlar, hem de atıp tutuyorlar bir yandan da...