Trump'ı etkileyen Prusyalı General!

Trump İran ile görüştüklerini söylüyor, hediye verdiler falan diyor, İran yalanlıyor. Bir anda teklifler de ortaya çıktı. Nasıl bir diyalog gerçekleştiği ya da varsa temas samimi bir barış umudu mu yoksa bir zaman kazanma hesabı mı olduğu yakında netleşecek ama gelinen noktada görünür gerçeklik şu:

İran halkı kenetlenmeseydi, İran füzeleri Amerikan üslerini, İsrail'i bu şekilde yıpratmasaydı, Trump böyle mi konuşurdu.. Hele de esip gürlediği İran'ın enerji alt yapısını çökertme tehdidi için geri sayım sürecinde... Zaten ne diyor Trump "Enerji alt yapısını vurmayı 5 gün erteledim..."Belli ki kafası karışık, çıkış arıyor. Yoksa hiç beklemez vururdu ama karar veremiyor. İran'ın sen vurursan aynısını bende senin müttefiklerine yaparım, hatta onları susuz da bırakırım, gel de kurtar restiyle tedirgin. Daha baştan ülkenin dini liderini hedef alarak İran'ın kenetlenmesini sağlayan Trump stratejik çuvallamalarına devam ediyor yani. Askeri, coğrafi, sosyolojik her alanda... En başta da hedef aldığı ülkenin tarihini, halkını tanımıyor. Doğuyu batı sanıyor, zorluk- yokluk karşısında Amerikan halkı gibi panik ve korku gibi tepkiler vereceğini düşünüyor. Bombalara rağmen meydanları terk etmeyen, halkın öfkesini görmüyor. Savaşa coğrafik bakışı da tam bir cehalet örneği. Mesafe uzaklığı nedeniyle ülkesinin tehdit altında olmadığını düşünüyor ama bölgedeki uydusu devletlerin riskini hesaplayamıyor... Dolayısıyla dünyaya barış vaadiyle oturduğu koltukta daha çok savaşı konuşan hatta ABD Savunma Bakanlığı'nı Savaş Bakanlığı olarak revize eden Trump'ın savaş teorileri ya da taktikleri anlamında var olan farklı kitaplardan bihaber olduğu, okumadığı ya da biliyor, okuduysa tercihini yine sadece Batı'dan, kafasına yatandan yaptığı açık. Şöyle ki:

★ ★ ★

Savaş teorileri denildiğinde akla gelen ilk isimler, biri Uzakdoğu'nun ve klasik dönemlerin, diğeri Batı'nın ve modern dönemlerin temsilcisi olan iki büyük düşünür Sun Tzu ile Carl Von Clausewitz'dir. Gerek Sun Tzu'nun "Savaş Sanatı", gerekse Clausewitz'in "Savaş Üzerine" adlı eserleri, en fazla tartışılan ve dikkate alınan kitaplar olarak bilinir. Bu anlamda da iki düşünürün yaklaşımında, savaşın amacı, zafere giden yol, kullanılacak yöntemler gibi temel konularda farklılıklar vardır.

Komutan, filozof Sun Tzu'ya göre, mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır. Savaş bir ülkenin ana sorunu, ölüm kalım yeri, var olma ya da yok olma yoludur; muhasebesiz olmaz. Bu muhasebe de yol, gök, yer, komutan ve kural olarak beş aşamadır. Yol, halkın yöneticisiyle aynı görüşe sahip olması anlamına gelmektedir. Halk ancak kendi isteğiyle hareket ederek, ölüme meydan okuyabilir. Gök, zaman-mevsimdir. Yer, tehlikelilik anlamındadır. Komutan, güvenilirlik, cesarettir. Kural ise, askeri birliklerin örgütlenmesi, harcamaların belirlenmesidir. Savaşın kazanılması bu unsurların bilinmesine bağlıdır. Sun Tzu'nun temel ilkesi şudur kısacası:

Rakibini ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; rakibini bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin ne kendini ne de rakibini bilmezsen, her savaşta tehlikedesin...