ABD ile İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle ABD ve İran arasındaki uzlaşma süreci ve ABD'nin İsrail'i çatışmaları durdurmaya zorlayan diplomatik hamleleri nedeniyle gerilimi yüksek sıra dışı bir dönemde.. ABD basınında yer alan iddialara göre; Donald Trump ile "Bibi" lakaplı Binyamin Netanyahu arasında küfür ve hakaretlerin havada uçuştuğu telefon görüşmeleri oluyor.. İsrailli bazı aşırı sağcı bakanlar ile ABD yönetimi arasında da kamuoyuna yansıyan ağır sözlü atışmalar da yaşandı, yaşanıyor. Niyesi açık, ABD ve İsrail açısından beklenti ve çıkar farklılıkları var... Trump'ın,"ABD olmasaydı, İsrail olmazdı" çıkışıyla aralarında "Ben olmasaydım, sen olmazdın" çekişmesi, gerilimi de başladı.. ABD Başkan Yardımcısı Vance'in, "Son üç ay içinde vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin paralarıyla ödendi" sözleriyle de gerilim ivmesi hepten pik yapmış durumda...ABD, yekten İsrail'e diyor ki:
Siz bizim sayemizde varsınız, iste iste nereye kadar, üstelik bizim dediğimizi de yapmıyorsunuz, saldırılarınızla planlarımızı bozup zora sokuyorsunuz.. Bizim bu duruma tahammülümüz kalmadı. Kendinize gelin artık...
İsrail'in Gazze'deki katliamına destek veren önceki ABD Başkanı Joe Biden da on binlerce insanın katliamında kullanılan bombaların ABD'den gönderildiğini itiraf ederek, frenleyemediği Netanyahu'ya "Eğer Refah'a giderlerse, artık silah, mühimmat vermemek" gibisinden uyarılarda bulunmuştu bir zamanlar. Sonuç ortada katliam durmadı, hala da devam ediyor..İsrail'e silah mühimmat desteği de öyle...Biden, ayrılırken 8.5 milyar dolarlık, silah, askeri teçhizat ve mühimmat gönderdi. Trumpda daha gelir gelmez 7 milyar dolarlık bir destek sağladı. İran ile 12 günlük savaş sırasında da 15 milyar dolarlık daha takviye yapıldı... Son savaşta ise verilenin haddi hesabı yok...
★ ★ ★
Dolayısıyla yaşanan son gerilim kırılma gibi görülse de ABD ve İsrail ilişkileri koptu, kopuyor, küstüler artık birbirleriyle konuşmayacaklar anlamında değil... Nitekim algılar kötü polis, iyi polis durumu şeklinde daha çok...
Ama Trump ve Netanyahu arasındaki ilişki; liderlerin kendi siyasi hayatta kalma mücadeleleri ve ideolojik hedeflerini besleyen pragmatik bir ortaklık, simbiyotik bağ, tanımlamasına bakıldığında, türler ya da birbirlerinden sağladıkları fayda ve zarar anlamında aralarında ciddi dalgalanmalar olduğu da açık. Şöyle ki:
Biri her iki tarafın da yarar sağladığı "mutualizm", diğeri bir tarafın yarar sağladığı diğerinin ne zarar nede yarar anlamında etkilenmediği "kommensalizm"ve bir tarafın yarar sağlarken diğerinin zarar gördüğü "parazitizm" olmak üzere üç ayrı versiyon bulunuyor..
Bu durumda İran ile savaşta ilk başlarda ABD ve İsrail arasındaki simbiyotik ilişkide mutualizm versiyonunun ağır bastığı görülüyor. Her ne kadar Netanyahu'nun oyununa gelen Trump hiç istemediği bir savaşa dahil olsa da. El birliğiyle İran'a çökeceklerini, rejimi değiştireceklerini sandılar, sonuçta da duvara tosladılar. Gelinen noktada ise Trump'ın kendi deyişiyle Bibi'yle arasındaki simbiyotik bağda parazitizm versiyonunun baskın olduğu ortada...

12