Siber sağanağa bulut şemsiyesi!..

Siber çağda görünmez ordular, devletlerin hem en büyük kozu hem de en belirsiz riski...

Aynı durum her bir vatandaş içinde geçerli. Artık her şey siber ortamda cereyan ediyor... İletişimden tutun da akıllı evler, işyerlerine kadar...

Cep telefonları hayatımızın merkezi oldu. Siber ortamın sağladığı olanaklardan maksimum düzeyde yararlanmak iyi güzel de bunun bir de güvenlik boyutu var... Eğer kullandığınız sistemde, bulut-veri ağında açıklar bulunuyorsa ya da oradaki verilerin pazarlanma, çalınma olasılığında çok ciddi sıkıntılar, tehlikeler söz konusu...

Siber alem üzerinden verilen kodlar ve komutlarla sistemler kontrolden çıkabilir ya da tam tersi bir faaliyete yönlendirilebilir...

Mesela çok konuşulan, tartışılan F-35'ler ABD'nin, üreticinin kontrolünde olan bir uçak sistemi. Uçak aktif olduğu andan itibaren merkezle irtibata geçiyor, otomatik olarak beynine yüklenen bilgileri merkeze aktarıyor. Bu ne demek

F-35'ler istenirse merkezden yönlendirilebilir. ABD isterse sistemi kilitleyebilir. Operasyona giden uçağı arızaya sokup geri dönmek zorunda bırakabilir. Ya da atılan bombanın hedefini saptırabilir. Bu her zaman mümkün...

Yani bir tarafta teknoloji gelişiyor, iyi şeyler oluyor ama diğer tarafta kötüler de teknoloji üretiyor ya da üretileni kötüye kullanıyor veya kötü şeyler, iyi şeylerden daha hızlı gelişiyor...

★★★

Siber alem günümüzde istihbarat servislerinin de radarında ve istihbari bilgilerin büyük bölümü bulut ağlarındaki verilerden elde ediliyor... Daha önceleri bilinen insana dayalı klasik casusluk hikayeleri, ağırlıkla masa başında klavyelere odaklanmaya dönüştü artık... Servislerin elde ettiği istihbari bilgilerin büyük bölümünü siber ortamlardan elde edilen veriler oluşturuyor...

MOSSAD'ın Hizbullah liderlerine operasyonu, HAMAS liderini Tahran'da vurması hep cep telefonlarındaki yazılımlarla ilgili... Dün bu konuyu geçmişte MİT'te kritik görevlerde bulunan eski istihbaratçı Metin Ersöz'e sordum.

Yeni sistemin daha ucuz maliyetli çok daha risksiz ve bunlara karşı koyma açısından kanuni boşlukları olduğunu belirten Ersöz'ün yanıtı şuydu:

"Bilinen beş şirket; Apple, Microsoft, Amazon, Google'ın çatı şirketi Alphabet, Facebook. Bunlar öyle bir veri altyapısı geliştirdiler ki dünyadaki hiçbir ulusal istihbarat şirketinin ulaşamayacağı gibi bir taban oluşturdular. Bunların istihbarat altyapısı ne ABD'de ne Rusya'da ne de Çin'de var. Müthiş bir altyapı. Hepimizin bilgileri bunlar için ulaşılabilir oldu. Bunu fark eden özellikle CIA, MOSSAD ya da diğer servislerin içindeki uzmanlar emekli olduktan veya kendi istihbarat teşkilatlarından ayrıldıktan sonra bu veri tabanına ulaşıp hedefledikleri kişilerin bilgilerini kullanmaya ve satmaya başladılar. Bunu da Suudi Arabistan, BAE, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan üzerinden yaptılar. Böyle bir özel istihbarat dünyası gelişti..."

★★★

Siber alemdeki tehlike ve risklere karşı bir ülkenin istihbarat servisi ne kadar güçlü olursa olsun vatandaşa da büyük görevler düştüğüne dikkat çeken Ersöz'ün, devamında anlattıkları da şunlardı: