Sandık iradesine psikolojik harp!..

İsrail, son parlamento seçimlerindeki İsrail vatandaşı Filistinlilerin (Arap seçmenlerin) ortaya koyduğu irade ve sandıktan çıkan siyasi tablo nedeniyle panikte... Hiç beklemedikleri bir sonuçla Arap partilerin sandalye sayısının yüksekliğiyle karşılaştılar... Tek başına hükümet kurma sayısına ulaşamayan hem iktidar hem muhalefet bloku Arap partilerine mecburlar... Bunun yarattığı şok haliyle de sandığa dış müdahale oldu gibi abuk sabuk çıkışlar, suçlamalar yapıyorlar şuursuzca... Hem de İsrail polisinin, yapılan incelemeler sonucunda suçlamaları doğrulayacak hiçbir bulguya veya somut delile rastlanmadığını bildirmesine rağmen. Ama Netanyahu, ısrarla "Bu meseleyi Şin Bet (iç istihabarat) ve MOSSAD (dış istihbarat) araştırmalı" diyor. Bu saçmalığa uyan Merkez Seçim Komitesi Başkanı da Şin Bet'ten soruşturma başlatmasını talep etti...

Hastalıklı Siyonist kafalar el birliğiyle Filistinli seçmenleri sandığa götüren ana etkenlerin başındaki Gazze'de sürdürülen katliamlar, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, aşırı sağcı bakanların ırkçı söylemleri ve Arap toplumunda göz ardı edilen organize suç, ekonomik eşitsizlik sorunlar gerçekliğini görmezden geliyorlar. Filistin halkının tepkisini, sandıkta sesini haykırmasını anlamak istemiyorlar. Dış müdahale palavrasını "hem İsrail halkına hem dünya kamuoyuna yuttururuz" hesabıyla... Niyet açık: Arap partilerini, milletvekillerini, itibarsızlaştırmak, tedirgin edip korkutmak, mümkünse de seçimleri bir şekilde, iptal ettirmek...

★ ★ ★

Söylediklerinin kıymeti harbiyesi yok aslında. Hepsi yalan dolan, kirli bir tezgâh... Normal şartlarda, normal bir devlette beklentileri de boş. Normal bir akıl böyle bir anormallik yapmaz. Ancak İsrail'in hiçbir zaman normal bir akılla yönetilmediği de gerçeklik... İsrail halkının büyük bölümünün de bu hastalıklı kafaların etkisinde kaldığı ortada maalesef... 120 sandalyeli parlamentonun 101'ini aşırı sağcı, ırkçı iki blok bölüşmüş (48'e 53) halde... İkisinin de Gazze ve Filistin halkına bakışında yöntem ve tonlama dışında farklılık yok... Gazze'deki soykırım, öldürülen 74 bin insan, katledilen kadınlar ve çocuklar kimsenin umurunda değil. Özellikle katil Netanyahu da Arap partileriyle iş birliği yapılmasını İsrail'e ihanet diye pazarlıyor şu anda... Eisenkot'un Arap partileriyle olası bir koalisyonunu engellemek için...

Şin Bet ve MOSSAD'a sefer görev emri verilmesi denildiğinde de ne anlama geldiği belli:

Netanyahu, Arap partilerini "terörü desteklemek ve Yahudi devletini yok etmek istemekle" itham ediyor, kolluk kuvvetleri ve iç istihbarat servisi Şin Bet'in bu duruma karşı "demir yumrukla" acilen harekete geçmesini istiyor... Siyo-Nazi Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir ise Arap partileri liderlerinin doğrudan tutuklanması çağrısında bulundu... Durumdan vazife çıkaran Şin Bet'in de zaten yaptığı psikolojik harp ve itibar suikastlerine, kişilik hak ve ihlallerine çok daha fazla yoğunlaşacağı, her türlü pisliği yapacağı açık. Bu bağlamda yasal zeminde kalan bir siyasi lidere karşı en çok dijital casusluk, mali kıskaç, idari kısıtlamalar ve itibarsızlaştırma yöntemleri kullanılırken; ulusal güvenlik tehdidi olarak kodlananlara da tutuklama, tecrit ve fiziki operasyonlara kadar varan geniş bir saldırı, işkence yelpazesi mevcut ve uygulandığı da biliniyor zaten...