Kim deli kim değil
Trump'ın İran'a yönelik soykırım tehditleri ve Netanyahu'nun nükleer silahları karşılaştırılınca, gerçekte kimin 'deli' olduğu soru işareti mi kalıyor?
Yazar, Trump'ın İran'a karşı 'medeniyeti yok edeceğiz' gibi sözlerini ve askeri saldırılarını soykırım ve savaş suçu olarak nitelerken, aynı Trump'ın İran'ın nükleer silah yapmasını engellemeye çalışması ile Netanyahu'nun nükleer silahlarına sessiz kalması arasındaki çelişkiyi vurguluyor. Madman Theory'nin kısa vadede caydırıcı ama uzun vadede krizi artırdığını savunup, uluslararası hukuk ve çift standardın işlemediğini göstermek istiyor; peki bu çelişkiler küresel düzeni kontrol edememek mi, yoksa menfaat hesabıyla yapılan seçici uygulamalar mı?
Trump'ın İran'a yönelik "Bir medeniyeti yok edeceğiz" sözleri, aşağılayıcı tavırları alenen soykırım, savaş suçu...Dünya ise seyrediyor sadece... An itibarıyla da kırılgan bir ateşkes süreci söz konusu, umarız sonu kalıcı barış olur... Zira Türkiye, Pakistan ve birkaç ülke dışında bu konudaki samimiyet soru işareti... Tartışmalar da olmazsa Trump ne yapar, yapabilir üzerine odaklı hep... Daha ne yapacaksa Sivil yerleşim yerleri, hastaneler okullar, köprüler, alt yapı, tarihi yerler ne varsa vurarak bir ülkeyi yavaş yavaş yok ediyor zaten... Daha önce de öfkesinden "taş üstünde taş bırakmayacağız" dedi. Hem de İran gibi kadim bir devletin insanlarını küçümseyen, dalga geçer gibi sözler sarfederek... Oysa ilk başlarda ne diyordu "İran halkına büyük saygı duyuyorum, rejim kötü ama onlar iyi insanlar"...Ne zaman ki İran halkı topraklarını vatanlarını korumak için kenetlendi, Trump'da bir anda değişti... Askeri hedef bahanesi, yutturmacasıyla kafasına göre her yeri vurdu. Ülkeleri için ölümü göze alarak canlı kalkan olan insanları görmezden geldi... Tescilli katil Netanyahu ile iş tutan Trump'dan daha başka ne beklenir..
Netanyahu'nun Gazze'de, Batı Şeria'da insanlığa karşı işlediği suçları örtmek, unutturmak için BM'yi kilitleyen Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı ve hakimlerini dahi tehdit etti malum. UCM'ne taraf, Roma Statüsünü imzalayan Avrupa ülkeleri hava sahasını kullanmaları halinde soykırım suçlusu Netanyahu hakkındaki tutuklama kararını uygulama havasındaydılar. Ama daha sonra Trump baskısı, korkusuyla onlarda bu kararlarını yalayıp yuttular... Netanyahu elini kolunu sallayarak ABD'ye uçuyor...Dolayısıyla Trump şimdi de şöyle düşünüyor belli ki:
Ben ABD Başkanıyım, dünyanın süper gücüyüm, ben ne yaparsam olur...
Zaten insan haklarını takmayan, saygısı falan olmayan, kendisi dışında kimseyi umursamayan bir karakter...Kim kimi durduracak.
Hiçbir engel yok önünde. BMGK falan toplansa ne olur Veto hakkı olan beş daimî üyeden biri ABD...O'na rağmen bir karar çıkabilir mi Asla...
★ ★ ★
Savaş Hukuku, insanlığa karşı işlenen suçlar denildiğinde neler suç, neler değil açık ve net.. Durduk yerde bir ülkeye saldırırsanız suç olduğunu, ABD'nin İran'a saldırısına saçma sapan bahaneler uydurduğunu herkes biliyor... Daha ilk gün attıkları bombalarla 200 kız çocuğunu öldürdüler... Verdiği tehditkâr süreler, aşağılayıcı söylemleriyle de savaş suçu işlemeye devam etti sürekli... Ama dünyaya bambaşka şeyler anlatıyor... Trump'ın farklı bir boyutta yaşadığını, gel-gitleri, öngörülemezlik halini bilmeyen yok... Siyaset bilimciler bunu uluslararası ilişkilerde Madman Theory (Deli Adam Teorisi), liderin öngörülemez ve irrasyonel görünüp rakiplerini korkutarak taviz vermeye zorlaması üzerine kurulu bir strateji olarak tanımlıyor. Ama o stratejideki kritik detay da şu:
Kısa vadede, rakipleri caydırabilir. Uzun vadede yanlış hesaplama ve kriz riskini artırabilir...
Durumda aynen böyle... Öfkesini frenleyemeyen Trump'ın daha vahim daha çılgın kararlar alma potansiyeli söz konusuydu. Taktik nükleer silah kullanma olasılığı dahil ve bu anlamda endişeler de vardı...Olumsuz gelişmeler durumunda hala da olabilir. Ama aynı Trump, İran'ın asla nükleer silahı olamayacağını (zaten yok) belirterek şöyle diyor bir yandan da:

4