Trump'ın tehditkâr söylemleri yalan dolan açıklamalarının arkası kesilmiyor. Dünyada herkes şaşkın ve endişeli... Trump, dünyaya hükümran olmak istiyor, hatta kendisini öyle sanıyor, atıp tutuyor ama buna daha kendi halkını bile inandırabilmiş ya da ikna edebilmiş değil. Eğer dediği gibi olsaydı savaşı başlattığından bu yana geçen sürede Amerikan halkının kendisine olan güveni azalmaz, artardı... Kendi halkının bile güvenini yitirmiş bir ABD Başkanı olarak da Trump, ülkesini hızla yalnızlaştırdı, yalnızlaştırıyor. Trump'dan herkes kaçıyor, uzaklaşıyor...
Kaçmayan, aksine ona yakın görünme ve kullanma adına her türlü aşağılık yol yöntemi deneyen, uygulayan soykırım suçlusu tescilli çocuk katili Netanyahu ve yancıları bir iki ülke var sadece. Aslında buna İsrail'in, Netanyahu'nun peşine takılmış Trump görüntüsü de denilebilir... İkisi el birliğiyle daha savaşın ilk gününde okul bombalayarak, 200 kız çocuğunu katlettiler, sonrasında da binlerce masum insanı... Nihayetinde Gazze'de on binlerce çocuğu öldüren, bebekleri açlıktan ölüme mahkum eden bir haydut devlet İsrail'den ve onun kışkırtmasıyla başlayan bir savaştan söz ediyoruz... Uluslararası hukuk tanımaz İki eşkıya binlerce masum insanın kanına girdiler durduk yerde. Dünyadaki bütün dengeleri, ekonomiyi at üst ettiler, sırf kendi koltukları siyasi ikballeri uğruna... Ekonomik manipülasyonlarla da Trump'ın yakın çevresi ceplerini dolduruyor, servetlerini katlıyor. Bu çılgınlık nedeniyle haftalardır da bütün dünya hop oturup hop kalkıyor, sonu nereye, nasıl varacak diye tartışıyor...
★ ★ ★
Savaşı başlatanlar muhtemelen bunun bir sınırı olduğunu düşünüyorlardır. Trump'da gel-gitli söylemleriyle bunu hissettiriyor zaten. Ama abuk, sabuk çıkışları ve zamanlamalarıyla sürekli gerilimi indirip tırmandırıyor bir yandan da... Saldırganlığıyla böbürleniyor, savaşı, akıtılan kanı normalleştiriyor, dalga geçiyor insanlarla... An itibarıyla dünya adına tek realite ise şu maalesef:
Savaşla yatıp kalkan dünyanın bir sonraki günü bir önceki gününden çok daha kötü oluyor. Artan insan kayıpları ve ekonomik maliyetin yanında çok ciddi bir çevre katliamı da söz konusu. Gece-gündüz kesintisiz yağan bombalar, füzelerle şehirler enkaza dönmüş durumda ve patlamanın şiddetine, patlayıcı türüne göre karbon-dioksit, azot-dioksit, karbon-monoksit, hidrojen-sülfür gibi gazlar, kimyasallar tüm bölgeye, su kaynaklarına, topraklara yayılıyor, atmosfere yükseliyor. Vurulan petrol tesisleri-rafinerilerde çıkan yangınlardan yükselen dumanlar rüzgârın yönü ve şiddetine göre çok geniş bir coğrafyayı etkiliyor... İnsanlar başta bütün canlılar zehir soluyor. Yoğun duman ve aynı saatlerde başlayan yağışlar nedeniyle zehirli yağmur tehlikesi bile var... Bunların hepsinin de havada süzülerek kilometrelerce ötedeki kıtalara ulaşma olasılığı yüksek... Allah saklasın sürekli dillendirilen bir nükleer çılgınlık ve felaket olasılığının nelere mal olacağını düşünmek bile ürkütücü...

5