Hani SDG PKK değildi..

Halep'teki terörist temizliği daha geniş bir operasyonun habercisi, dolayısıyla 10 Mart Mutabakatına uyma konusunda ayak direyen Suriye PKK'sı SDG açısından zaman dolsa da hala fırsat var... Yok; YPG/SDG ben mutabakat takmam, entegre falan olmuyorum dediği sürece adım adım devamı gelecektir operasyonların... Suriye'nin toprak bütünlüğü, üniter yapı anlamında Ankara ve Şam'ın tavrı çok net... Halep birinci safhaydı ve bir test niteliğindeydi aynı zamanda... Hem kararlılığı ortaya koymak hem terör örgütü ve yandaşlarının "Kürtlere yönelik etnik temizlik yapılıyor" palavralarına kimden ne ses geleceğini görmek adına...Herkes de kendisini ortaya koydu nitekim. En başta da Kandil'den yönlendirilen SDG bizzat PKK olduğunu dünya aleme bir kez daha çok net gösterdi... PKK'yı bırakmamakta ısrarlı DEM Parti "Türkiye'yi uyarıyoruz " gibisinden abuk sabuk çıkışlarla sanki ülke dışından bir aktörmüş havasında yine...Kimin adına neyi uyarıyorsa...İsrail'de zaten bilinen, geçmişten bu yana yaptığı gibi PKK'yı sahiplenme, Türkiye'ye karşı destekleme alçaklığına devam etti, ediyor...

Trump'ın tavrı ise terörist başları ve yandaşlarını hayal kırıklığına uğratacak nitelikte ve açık... Terör örgütünün ABD'den Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve Suriye Ordusu'na yönelik olumsuz çıkış, açıklama, beklentileri pek karşılık bulmadı. Ne Trump ne Kongre etnik temizlik, soykırım palavralarını bu kez yemedi, önemsemedi. Öyle bir şeyin söz konusu olmadığını, SDG'nin PKK olduğunu da en baştan beri en iyi onlar biliyorlar zaten...Bu kez yalana ortak olmadılar sadece... Niyesi açık; ABD karışan, iç savaş yaşayan, kaotik bir Suriye, Ortadoğu'da ilave sorun istemiyor artık. O da çok net Mutabakata uyulmasından yana tavır koyuyor...

Kaldı ki Trump şunun da farkında Türkiye, Suriye'de istemediği bir sistem olursa ABD'ye rağmen adım atmaya hazır ve attı zaten...Geçmişte de attı, şimdide yapar ilişkiler iyi düzeyde olmasına rağmen...Hal böyle olunca da terör örgütüne yakın, teröristlerin sesi haber ajansları ve örgüt yanlısı sosyal medya paylaşımlarında ABD'nin SDG'yi sattığı, yüzüstü bıraktığına dönük ağlamaklı, tepkiler yer aldı.

✰ ✰ ✰

Bunlarda bildik hikayeler hep... Mesela; 2018'deki Zeytin Dalı Harekâtı öncesinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM)Twitter hesabından görüntülerini paylaştığı silahlı teröristler "TSK buraya gelemez, Afrin mezarları olacak" diye atıp tutuyorlardı. Hesaplarına göre; ABD onları yüz üstü bırakmayacak ve her türlü korumayı sağlayacaktı. Ne oldu ABD'ye rağmen teröristlerin tepesine binen TSK, önce dağları, köyleri temizledi ardından da şehir merkezinde çocuk, kadın demeden sivilleri canlı kalkan olarak kullanan teröristleri tek tek ayıkladı. O günlerde Afrin'den Kandil'e giden mesajlar da "Amerika bizi sattı, bastırsa harekâtı engellerdi" şeklindeydi.

Yine 2019'da Fırat'ın doğusuna Barış Pınarı Harekatı'nın konuşulduğu günlerde de terör örgütü YPG/PKK/PYD sırtını dayadığı ABD'ye o kadar güveniyordu ki "ABD, TSK'nın müdahalesine kesinlikle izin vermez" havasındaydılar. Rağmen yapılırsa da hava sahasını kapatır beklentisi vardı. Orada da durum malum. Harekâtın başladığı ilk andan itibaren Türk savaş uçakları nokta atışlarıyla hedefleri vurdu. İHA ve SİHA'lar havada cirit attı. Komandolar da Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında olduğu gibi Fırat'ın doğusunda terörist temizliği yaptı, zoru görenler de tüydü...Hatta dönemin ABD Başkanı Trump da tavsiye niteliğindeki "Umarım çekilirler çünkü yenmek çok zor" sözleriyle gerçeği açık açık teröristlerin kafalarına soktu. Bir kez daha beklentileri hayalden öteye geçmeyen teröristlerden de yine aynı ses çıktı: