Gereğini yapın yoksa...

Terörsüz Türkiye, Terörsüz bölge hedefinde kararlılık açık ve net: Terörü ülke sınırları içinden ve bölgeden tamamen söküp atmak... Bunun için de yürüyen hassas bir süreç var. Suriye'de SDG'nin fiilen çökmesi ve entegrasyon hareketliliğiyle de süreç ivmelendi. Taslak raporu tamamlayan Meclis Komisyonu nihai ortak raporu açıklamaya hazırlanıyor... Çıkacak olan rapor yol haritası açısından kritik önemde... Detayları hakkında bazı sızıntılar var, konuşuluyor ama an itibarıyla kesin olan şu:

Malum İYİ Parti dışında Meclis'teki tüm partilerin temsilcileri komisyonda, rapor ne kadar büyük bir ittifakla çıkarsa o kadar güçlü olur.... Hayata geçirilmesi için de toplumun kuvvetli desteği lazım, bu da terörün hakikaten bitmesiyle doğrudan bağlantılı bir durum...

Bu kararlılığın diğer yanı da saha gerçekliği elbette... Devlet bir süreç başladı, var diye sahada terörle mücadeleyi bırakmış değil, devam ediyor... İki faaliyetin paralel yürüdüğü konusunda da kimsenin kuşkusu yok... Daha önceki süreçte olduğu gibi mücadeleyi dondurmak falan söz konusu değil yani... Bu da kamuyu, halkı tatmin etmek, rahatlatmaktan ziyade, doğrudan güvenlik meselesi olduğu için sürdürülüyor... Hem Suriye hem Irak sahasına yönelik olarak... Nitekim Dışişleri ve Milli Savunma bakanları daha yeni ne dediler:

Sahadayız, bakıyoruz. Suriye biterse sırada Irak, Kandil, Sincar var... İş daha tamamlanamadı ve bunun takipçisiyiz...

Kuzey Irak zaten teröristlerden temizlendi Pençe harekâtlarıyla, terör örgütü kendiliğinden yola gelmezse, her hal ve şartta Kandil sönecek, Sincar temizlenecek yani...

Aslında bu işi Irak Hükümeti'nin yapması lazım ama yapmıyor...Gücünün yetmediğinden değil, başka hesaplarla kıvırıyor. Kandil benim tarafımda değil, İran'ın meselesi diye sallıyor. Ya da Barzani yapsın diyor...Barzani'nin tavrı ise ortada terörist temizliğini Kürt meselesine çevirmeye, çarpıtmaya çalışıyor. Kürtlerin lideri ben olayım hesabıyla...

Dolayısıyla Ankara'nın mesajı tüm muhataplara:

Gereğini yapın, yoksa gereği yapılır...

★ ★ ★

Terör örgütünün elebaşları, payandaları Barzani'si, Talabani'leri gibi özellikle de DEM Parti şu gerçekliği iyi okumak zorunda:

Örgütü kuran Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025'te bitti artık dedi... İmralı'dan gelen talimatın açık ve net olmasına rağmen ısrarla meseleyi çarpıtmanın, başka yönlere çekmeye çalışmanın hiçbir yararı yok... Kimse yemez, yemiyor... Bu da Suriye'de test edildi zaten... Süreçteki paydaşlardan, muhataplardan DEM Parti'den gelen sesler neydi hep: "Kürtlere etnik temizlik yapılıyor. "Barzani'si, Talabani'leri, hatta onların kankaları Macron bile bu palavraya sarılıp yutturmaya çalıştılar dünyaya... Hâlâda aynı kafayla zorluyorlar... Kürtler dedikleri kim PKK/YPG'li teröristler...Suriye Ordusu'nun PKK/YPG'li terörist temizliği sonrası sevinen, halay çeken Kürt halkı ya da Şam'a bağlılığını bildirip terör yapılanmasından ayrılan Suriye'nin en büyük Kürt aşiretleri falan onların sözünü ettiği Kürtlere dahil değil yani!.. PKK/YPG'nin Amerikan tezgâhıyla Suriye'de alan kazandığı zamanlarda katlettiği Kürtler ve o yüzden Türkiye'ye kaçan, sığınan insanları ise hiç hatırlamıyorlar bile... Terör örgütünün şişirilen gücünün yanı sıra, PKK/YPG sanki Kürtlerin temsilcisi, haklarını koruyor gibisinden palavra sosyolojik kurgu balonunun patladığının da farkında değiller daha... Buna rağmen de aynı oyunu bu kez de Irak sahasında sahneye koyma peşindeler...