Dünyanın en korkak ordusu

Soykırımcı İsrail'in Genelkurmay Başkanı Zamir'den gelen "daha fazla askere ihtiyacımız var; bir çözüm bulunmazsa ordu kendi içinde çökecek" itirafı malumun ilanı aslında... Adı lafta Savunma Kuvvetleri (IDF) olan ama saldırganlığıyla bilinen İsrail Ordusu'nda Gazze'de Hamas-Kassam Tugayları sendromundan kaynaklı intiharlar, istifalar, firarlar, erken emeklilik talepleri ve askerlikten tüyme amaçlı on binlerce psikolojik rahatsızlık başvuruları vardı zaten... Son İran savaşıyla birlikte de bunlar çok daha artmış durumda... İsrail ordusunda büyük korku ve moral bozukluğu hakim... Herkes askerlik görevinden kaçıyor... Zorunlu askerlik süresini uzatma düşüncesi askerlik sendromunu daha da tetikleyecektir... "Savaşa hayır" diye tepki gösteren İsrail halkı sokaklara döküldü nitekim... Ama bunlar çok fazla dillendirilmiyor, yansımıyor yazılı ve görsel basındaki haberlere çünkü muazzam bir karartma var İsrail'de... Ciddi savaş kayıpları hep örtülüyor. Değil olanı aktarmak tam tersi yansıtılıyor... Mesela İsrail'de savaştan zarar gören 5 bin kişi tazminat talebinde bulunmuş. Demek ki İran füzelerinden 5 bin yer, kişi etkilenmiş, ancak yansıyan, yansıtılan üç beş nokta sadece... Onlar da İsrail'in işine geldiği için özellikle açıklandı... Böyle bir İsrail gerçekliğinde de Genelkurmay Başkanı Zamir'in, emrindeki ordunun yetersizliğinden, söz etmesiyle şu an erinden komutanına kadar cephedeki askerin büyük çoğunluğu da "Nasıl tüyerim" hesabı yapıyordur büyük olasılıkla... Umut bağladıkları yedek askerlerin durumu da aynı... Bunların da ordunun savaş gücünü azalttığı açık. Evet silah, mühimmat malzeme çok önemli ama asker ayakta durmazsa hiçbir anlamı yok. "En iyi silah" eğitimli, inançlı asker zira...

★★★

Sonuçta savaş dediğin can pazarı... Nutuk atmaya ya da koluna vadedilmiş topraklar saçmalığıyla abuk sabuk harita dövmeleri yaptırmaya benzemiyor. Ölüm korkusu, kol bacak kopuyor, kolay değil. Hep hava üstünlükleriyle geliyor vuruyorlardı; hedefleri de okul, hastane, yerleşim yerleriydi ağırlıkla... Masum siviller ölüyor, öldürülüyordu ama artık durum başka: Şimdi kendileri de ölüyorlar. Gazze'de Kassam Tugayları'nın büyük direnci karşısında çok fazla zayiat verdiler mesela. Ordunun paylaştığı ölü ve yaralı, bedensel engelli asker sayısı ile hastane verileri arasında uçurum var. Şimdi aynı durum İran karşısında da geçerli... İsrail "Başarılıyım" dese bile bunu ne kendi kamuoyuna anlatabilir ne de dünyaya. Katil Netanyahu kendi kariyerini kurtarma peşinde ama İsrail vatandaşlarının cesetlerine, kopmuş bacaklarına, kollarına basarak da bu işi yapmaya çalışıyor. Ordusu da gücü sadece çocuklara, kadınlara, sivillere yeten olarak tescillenmiş durumda... Bugün, asker bulamamaktan yakınan Genelkurmay Başkanı Zamir'in kirli sicili de aynı utanç verici örneklerle dolu. Bazıları da şunlar:

İsrail işgaline karşı 1987'de Filistin halkının başlattığı, "Taş İntifadası" olarak bilinenBirinci İntifada'da gösterilerin şiddet kullanılarak bastırılmasında rol oynadı. Protestocuların taşlarına karşı İsrail ordusu aşırı güç kullandı. 241'i çocuk olmak üzere bin 162 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 90 bin kişi de yaralandı.