Başkent Ankara'daki 13. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi'nin ulusal bayram günlerine denk getirilmesi tesadüf değil, bilinçli-planlı bir tercih. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde liderlerin bu anlamlı tarihte Ankara'da buluşması, Türk dünyası dayanışmasını Cumhuriyet coşkusuyla birleştirmeyi amaçlıyor... Dolayısıyla hem Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümü hem Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk dünyasına dair stratejik öngörüsünün gerçeğe dönüşmesi nedeniyle müthiş onurlu ve gururluyuz. Atatürk'ün 29 Ekim 1933'te işaret ettiği "manevi köprüleri sağlam tutma" tavsiyesi bugün TDT bünyesindeki siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri iş birlikleriyle dünyadaki en kritik caydırıcı güç konumunda artık...
★ ★ ★
Atatürk'ün 1930'larda attığı kültürel temellerden sonraki en kritik aşama, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla peş peşe bağımsızlığını ilan eden kardeş ülkeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ı dünyada ilk tanıyan devletin Türkiye olmasıydı. Bu hızlı ve kararlı diplomatik hamle, genç cumhuriyetlerin uluslararası arenada meşruiyet kazanması için hayati bir kalkan oluşturdu.
Atatürk'ün "manevi köprüler kurma" vasiyetinin en somut adımı da 1992'de atıldı. Yeni bağımsız olan cumhuriyetlerden on binlerce öğrenci burslu olarak Türkiye'deki üniversitelerde eğitim aldı. Bu öğrenciler ülkelerine döndüklerinde bakan, diplomat, bürokrat ve iş insanı oldular.Bugün Türk Devletleri Teşkilatı'nı yöneten bürokratik kadronun çekirdeği bu projeyle kuruldu.
Yine 1992'de bölgedeki altyapı, restorasyon, eğitim ve kültürel destek faaliyetlerini yürütmek amacıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) kuruldu. TİKA, o dönem ekonomik olarak çok zor durumda olan kardeş devletlerin kurumsallaşmasına büyük destek sağladı.
İlk Liderler Zirvesi 1992'de dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın davetiyleAnkara'da gerçekleşti. "Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi" adını alan bu buluşma, bugünkü devasa bir uluslararası örgüte dönüşen Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) doğrudan temeli ve kurumsal başlangıcıydı...
★ ★ ★
Azerbaycan'ın 2020'deki Karabağ Zaferi, Türk dünyasının 1991'deki bağımsızlık sürecinden sonra yaşadığı en büyük askeri, siyasi ve stratejik kırılma noktası oldu. Bu zafer, TDT'nin kağıt üzerindeki bir kültürel birlikten, küresel ölçekte hesaba katılması gereken bir jeopolitik ve askeri güç odağına dönüşmesini sağladı... Azerbaycan'ın 44 günlük tarihi operasyonuyla gelen bu zafer, Türk dünyası jeopolitiği açısından kritik etkiler yarattı: "Bir millet, iki devlet" şiarıyla Türkiye ve Azerbaycan arasında yıllara yayılan askeri eğitim, ortak tatbikatlar ve Türk savunma sanayii ürünlerinin (özellikle Bayraktar TB2 İHA/SİHA'lar) sahada etkin kullanımı, savaşın kaderini belirledi. Bu zafer, Türk devletlerinin askeri alanda batıya veya Rusya'ya bağımlı kalmadan, kendi iç pazar ve teknolojileriyle jeopolitik sorunları çözebileceğini tüm dünyaya gösterdi. Bu durum teşkilat içindeki askeri-güvenlik iş birliklerini (ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı) muazzam şekilde hızlandırdı. Bugün Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi ülkeler, ordularını Türkiye'nin geliştirdiği milli savunma sistemleriyle (Bayraktar TB2/Akıncı SİHA'ları, ANKA İHA'ları, zırhlı araçlar ve taktik haberleşme sistemleri) donatıyor. Bu da TDT ordularının ortak standartlara ulaşmasını sağlayarak, dışarıdan gelebilecek hibrit tehditlere, sınır ihlallerine ve iç istikrarsızlaştırma çabalarına karşı ortak bir koruma kalkanı oluşturuyor. TDT ülkeleri küresel krizlerde (Rusya-Ukrayna Savaşı, enerji krizleri) birbirlerinin arkasında durarak uluslararası arenada birbirlerine diplomatik bir zırh sağlıyor.

13