'Dünya güvenli değil' diyene bak!..

Avustralya'daki Yahudi etkinliğine yönelik son saldırının ardından ABD ve Avrupa alarmda... Tüm dünyanın dikkati yeniden terör örgütü DAEŞ tehdidine çevrilmiş durumda... Epeydir sesi pek çıkmayan DAEŞ, bir anda hortlatıldı ve Suriye'de ABD askerlerine de saldırdı malum... Belli ki birileri, birtakım süreçler inşa etme peşinde yine... Dünya ve Avrupa kamuoyunda DAEŞ tehdidinin sürdüğü, buna bağlı paniği, korkuyu tetiklemek, onunla mücadele bahanesini yutturmak adına. Nitekim ABD'nin Los Angeles kentinde yılbaşı gecesi terör saldırısı planladığı gerekçesiyle 4 kişi, Adalet Bakanlığı ve FBI'ın ortak operasyonuyla yakalandı. Fransa, olası saldırı endişesiyle Paris'te Noel kutlamaları kapsamında düzenlenmesi planlanan büyük karnavalı iptal etti. Almanya başta birçok Avrupa ülkesinde özellikle açık alanlardaki yılbaşı kutlamalarında iptal ya da kısıtlamalar söz konusu... Panik dorukta yani...

Bu sıkıntılı süreçte de ABD gibi terör örgütleriyle hemhal vaziyetleri herkesce bilinen, her pisliğin altında imzası olan terör devleti İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu, dünyanın güvensiz hale geldiğini söylüyor... Özellikle de dünyanın her yerinde Yahudi halkına yönelik, tehdidin, antisemitizmin arttığından yakınarak, hiç utanmadan şöyle diyor:

"Batılı hükümetleri antisemitizmle mücadele için gerekli adımları atmaya ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudi topluluklara güvenlik ve koruma sağlamaya çağırıyorum. Uyarılarımıza kulak vermeleri gerekirdi. Derhal harekete geçilmesini talep ediyorum."

Aynı Netanyanu'nun daha önce de Avrupa'ya, "Biz sizin ileri karakolunuz, yanımızda durun. Bizi desteklemezseniz Avrupa karışır" diye pervasızca yaptığı posta koymaları da oldu. Bu üstenci, küstah söylemlerde ABD'nin gölgesine sığınmaktan kaynaklanıyor tabi...

✰ ✰ ✰

Dolayısıyla hiç kimse çıkıp da Netanyahu'ya "Hem dünyaya, hem halkına belan olan sensin… Antisemitizmi bizzat sen körüklüyorsun" demiyor, diyemiyor hâlâ... Şuurunu yitirmiş bir seri katilin yaptıklarını görmezden geliyorlar ısrarla... Oysa Netanyahu'ya denilecek tek söz şu:

"Dünya güvenliğine tehdit, tehlikeden söz ediyorsan aynaya bak..."

Netanyahu yaptıklarıyla geleceğe damgasını vuracak bir radikalizmin, düşmanlığın altına imzasını attı, kin, nefret tohumlarını ekti, ekiyor. Onların her biri de intikam hırsıyla, duygusuyla yeniden yeşereceği açık. Başka bir zamanda bir şekilde katledilen ana-babalarının, kardeşlerinin intikamını almak isteyeceklerdir. İsrail'in Gazze'de ektiği bu kin, nefret tohumları, radikal terör örgütleri veya bazı ülkelerin istihbarat servislerince de kullanılacaktır büyük olasılıkla. Bu coğrafyada kan intikam demektir zira... Bunu İsrail istihbaratı MOSSAD'ın bilmemesi mümkün mü Değil... Ama 7 Ekim'i öngöremeyen (!) sonrasında da durmadan saldırıya odaklanan MOSSAD da bu duruma katkı sağlıyor. Nitekim konuştuğum bir istihbaratçının buna dönük yorumu şöyleydi::

"MOSSAD'ın stratejik değerlendirmeleri o kadar yanlış ki, taktik başarılar sağlasalar da uzun vadede yaptıklarının İsrail halkının dünyadaki güvenliğini önleyici etkisi yok daha da artırıcı bir hareket. Artık bundan sonra bütün dünyada İsrail devleti Nazilerle aynı kefede olacak. Yahudiler açısından güvenlik tehdidi bütün dünyada artıyor. Özellikle Siyonistlere karşı. Yahudi faşizmi diğer Yahudiler için de bir tehdit, nefret oluşturuyor. Bu giderek de artacak. MOSSAD da bunu bizzat tetikliyor."