Suriye'de haritanın tamamen tek renk olmasına çok az bir yer kaldı...Son bir ay içinde sahada yaşanan askeri gelişmeler, Suriye'deki güç dengelerini köklü biçimde değiştirdi. Terör örgütü YPG/PKK kontrolündeki petrol sahaları, sınır kapıları ve stratejik bölgeler devletin kontrolüne geçti… Bu gelişmeler, terör örgütünün özerk yönetim hayallerini de sonlandırdı… Çok değil daha birkaç yıl öncesine kadarki parsellenmiş Suriye haritası yok artık. Aynı durum Suriye sahasında boy gösteren güçler içinde geçerli. ABD'nin yanı sıra terör örgütü YPG/PKK'yı farklı yöntem ve gerekçeler de olsa destekleyen İsrail, Rusya, İran ve en başta da Esad rejimi vardı... Türkiye'nin tek başına desteklediği Suriye muhalefeti ülkede devrimi gerçekleştirdi, bunların hepsi bu coğrafyadan sökülüp atıldı. Esad tarih oldu, İran tası tarağı toplayıp gitti. ABD'de Trump yönetimiyle birlikte Türkiye'nin istediği zemine çekildi... Trump'ın frenlemesiyle İsrail'de pek fazla gıkını çıkaramaz durumda...Suriye'deki güçlerini azaltan Rusya ise Şara ile diplomatik temasta. Bu noktaya gelinmesinde de Türkiye adına askeri operasyon, diplomatik manevralar, zorlayıcı diplomasi, siyasi- sosyolojik-ideolojik strateji ne ararsan her şey var... Çok kapsamlı ve sabırla gerçekleştirilmiş büyük bir istihbarat stratejisi yani... Sonuca odaklı, uzun soluklu, adım adım denklemi değiştiren bir faaliyet ya da…
★★★
Türkiye'nin Suriye'de tavrı en başından beri çok açık ve net. Sınırında terörist yapılanması istemiyor.
Onun içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekâtlarıyla öncelikle bu kirli oyunu bozdu. Kapsamlı bir plan dahilinde büyük kararlılıkla gerçekleştirilen bu harekatlarla Suriye'nin kuzeyinde 'Terör koridoru' hayalleri berteraf edildi. Türkiye burada hem ABD hem Rusya ile de mücadele verdi, onlara rağmen bu harekâtları yaptı. Hatta Suriye'nin geleceği ve terör örgütü YPG/PYD/PKK'nın varlığı konusunda bu ikili arasında zımni bir anlaşmadan dahi söz ediliyordu. Mesela Barış Pınarı Harekâtında apar topar Ankara'ya gelip "biz çekiliyoruz, YPG de çıkacak" diye söz vererek takoz olan ABD boşalttığı yerleri Rusya'ya devretti. Biri çekilirken diğeri aynı anda o bölgelere girdi. Yani ABD, NATO müttefiki Türkiye'yi değil hasmı bir ülkeyi tercih etti. Rusya'da yapılan mutabakatla YPG/PYD/PKK buralarda asla olmayacak, sığınmacıların geri dönüşleriyle ilgili ortam yaratılacak diye Türkiye'ye taahhütte bulundu... Yine Münbiç'de de YPG/PKK'lılar ABD ve Rus ortak şemsiyesi altındaydılar. Mücadelede denklem sadece terör örgütü değil ABD ve Rusya ile üç ayaklıydı kısacası...
★★★
Türkiye olmasaydı, İdlib diye muhaliflerin bir toplanma alanı, yer de kalmayacaktı. Malum 2016'da rejim güçleri, İran milisleri, Rus hava gücü, paralı askerleri Wagner dahil hepsi birden muhaliflerin kontrolündeki Halep'e saldırdılar... Şehri ele geçirdiklerinde de büyük katliam, kıyım yaptılar. Buradaki muhalifler, siviller de kaçıp İdlib'e sığındılar...Daha güneyden, başka yerlerden sürülenlerle birlikte 3 milyon civarında insan, kadın, çoluk çocuk İdlib'de sıkıştırıldı. Esad rejimi ve destekçilerinin yeni hedefi de orasıydı. Ama 2016'dan 2024'e kadar 8 yıl Türkiye o insanlara kol kanat gerdi. Astana sürecindeki diplomatik hamlelerle "Burası çatışmasızlık bölgesi" diye masada koruma sağladı. Ama verilen, sözlere, mutabakata rağmen saldırılar devam etti. 2020'de de Rusya ve İran'ın desteğiyle rejim güçleri Astana kararları uyarınca Türkiye'nin yetki alanındaki muhaliflerin hepsini yok etmeye dönük bir katliam denemesi yaptı. Şuursuzca Türk askerinin olduğu bölgeleri de bombaladı, şehitler verdik. Hemen ardından da Türkiye gerçekleştirdiği Bahar Kalkanı Harekâtıyla çok sert oynadı. 3 binin üzerinde rejim askeri ve milis gücünü etkisiz hale getirdi, yüzlerce tank ve zırhlı aracı, hava savunma sistemlerini vurarak imha etti... O günden sonra da bir daha böyle bir şeye yeltenemediler zaten…

9